
HDP’nin Meclis’teki grup toplantısı Mersin’de katledilen Özgecan Aslan anısına saygı duruşuyla başladı. Toplantıda konuşan Eşbaşkan Selahattin Demirtaş da konuşmasını Özgecan Aslan cinayeti ve güvenlik politikasına ayırdı.
Meclis’te dün görüşülmeye başlanan ‘iç güvenlik paketi’nin toplumun güvenliği değil, AKP Hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nın güvenliği için hazırlandığını söyleyen Demirtaş, “Başbakan günlerdir televizyon televizyon dolaşıyor bunu anlatmaya çalışıyor. Ama acemi bu başbakan. Allah var öbürü beceriyordu bu işi. Ama bu yalan söyleyince yüzü kızarıyor, gözlerini kaçırıyor. Günlerdir, hükümet bonzai ile molotofu yasaklamaya çalıştığını söylüyor. Bu kadar hassassanız buradan çağırımızdır. Derdiniz bu ise gelin bu paketi iki maddeye indirelim. Bonzai ile molotofu yasaklayalım. Ama dertleri bu değil” dedi.
Hükümet ve Vali’ye yargı yetkisi
Paket ile keyfi gözaltıların artacağı uyarısında bulunan Demirtaş, şunları söyledi: “Molotof atıyorlarmış ellerini kollarını sallayarak dolaşıyorlarmış. Yalan. Molotof atana 20 yıl ceza veriyorsunuz. Bu yasa hükümete ve Vali’ye yargı yetkisi veren bir yasadır. Vali’ye gözaltına alma yetkisi veriyorsunuz. Vali şunu alın diyecek, alacaklar. Hakim yok, savcı yok, avukat yok. Üstünüzü arayacağım, valinin emri… Hükümeti protesto edeceksiniz, cumhurbaşkanını, zamları protesto edeceksiniz. Vali bundan huzursuzluk duyacak ve anında hepinizi gözaltına aldıracak. Bu yasa bunları getiriyor.
Devletin zulüm yasalarına karşı diyelim ki yüzünüzü kapattınız, elinizde ne taş var ne molotof, polis sizi öldürebilecek. Bu yasa çıktıktan sonra geri dönüşü yok, cinayetler artacak.”
Gerekirse 132 hafta sürecek
Demirtaş, ÖDP PM Üyesi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdiği için tutuklu olduğunu hatırlatarak, “Yasa daha çıkmadı, sokakta neler yapılıyor neler. Yasa çıktıktan sonra hiçbirimizin güvenliği yok” uyarısında bulundu. Demirtaş AKP’lilere de, “Bu yasa onları da vuracak. Yalan konusundaki acemi başbakan dün akşam ne diyor, Serap kızımızı yaktılar. Senin İçişleri Bakanı arkadaşın İdris Naim Şahin söyledi Serap’ı yakanlar MİT’çiydi dedi. İki yıl önce ben söylemiştim” diye seslendi. Demirtaş, “Şimdi çıkıp bakın Serap Eser’i nasıl yaktılar diyor. Yakan sizsiniz, provokasyon yaratıp ortalığı kan gölüne çeviren sizsiniz. Onlar yapıp korku yaratıp bakın aman çıkarmazsak neler olur neler diyorlar. Yakan onların adamlarıdır. En büyük suç örgütleri olan kendilerine bağlı devlet içindeki örgütlerdir. Seçim sonrasında halkın göstereceği tepkiden çekiniyorlar. Bu yasa onlara lazım çünkü halk isyan noktasında” sözleriyle tasarının asıl gerekçesini ifade etti. Demirtaş, “Bu polislere bu yetkiyi vermek, katliamlara davetiye çıkarmaktır” uyarısında bulundu.
Demirtaş, yasaya karşı muhalefetlerinin süreceğini, yasayı çıkartmamakta ısrarcı olacaklarını belirtti. Her bir maddeyi gerekirse bir hafta konuşacaklarını kaydeden Demirtaş, “132 madde mi 132 hafta tartışacağız. Cesaretleri varsa getirsinler. Kürsüdeki konuşma hakkımızdan, usul tartışmalarından, değişiklik önergeleriyle, iç tüzük ne gerektiriyorsa onu kullanacağız. Bunu göze alacaklarsa, seçime kadar bu yasayı çıkaramayacaklar. Parlamento bunu konuşup Nisan’da kapanacak zaten. Bakalım çıkıyor mu? Çıkarabiliyor musunuz? Aksi takdirde biz geri dönüşü imkansız bir katliam devletiyle yüz yüze kalacağız” diye konuştu.
Erkeklik anlayışıyla yüzleşin
HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “herşeye hükmeden erkeklik”le yüzleşilmesi gerektiğini belirterek, “Özgecan’ın biz erkeklere bıraktığı en büyük miras, bu erkeklik anlayışıyla yüzleşme mirasıdır” dedi.
“Özgecan Aslan cinayetinde, dillerin lal olduğu, vicdanının karardığı, erkek cinsiyetine sahip olmanın utancını yaşıyoruz” diyen Demirtaş, “20 yaşında genç bir kadının vahşice katledilmesi, bir kez daha insanlığımızla, kaybettiğimiz insanlığımızla yüzleşme fırsatı doğurdu. Özgecan’ın biz erkeklere bıraktığı en büyük miras, eğer doğru anlayabilirsek, bu erkeklik anlayışıyla yüzleşme mirasıdır. Yüzlerce binlerce kadının, bu şekilde katledilen kadının bize bıraktığı ders bu yüzleşme ile mümkün olabilir” ifadesini kullandı.
Demirtaş, yaşanan olayın altında, “her şeye hükmeden erkeklik” anlayışının yattığını belirterek, “Hükümet bunu yaptı deyip işin kolayına kaçmayacağız. Hükümetin nerde durduğu ortada. Eğer bu konu ile yüzleşeceksek cesur olmak zorundayız. Erkek olmanın en büyük cesareti bu noktada ortaya çıkar. Bununla yüzleşmeyenler kusura bakmasınlar ya da baksınlar onlar dünyanın en korkak yaratıklarıdır” diye konuştu.
Bu bir erkek sorunu
Demirtaş, sorunun bir erkek sorunu olduğunu da vurgulayarak, şöyle devam etti: “Bu bir kadın sorunu değildir, erkek sorunudur. Eğer ki bir sorunla yüzleşemiyorsak demokrasi, insan haklarını ağzımıza bile almayalım. Her şey kadın erkek ilişkisinde kodlanmıştır. Kadının hakları özgürlüğü söz konusu olduğunda yelkenleri suya indirenler, asla demokrasiden bahsetmesin. Bu kişi olur, parti olur hiç fark etmez. Kadına bakış açısı, tüm özgürlüklerin ve kurumlaşmaların ana meselesidir. Bizler bu meseleyi tartışacaksak, doğru bir yaklaşımla üzerine gideceksek, tarihsel ve felsefi yönünü asla es geçemeyiz.”
Demirtaş, erkelere seslendi: “Ateş düştüğü yeri yakacak, Özgecan’ın ailesi acısıyla baş başa bırakılacak ve biz unutacağız. Kadına hükmeden anlayış erkeğe konfor sağlamıyor aksine erkeği de köleleştiren bir anlayıştır. Kadını döverek, şiddet uygulayarak, kadına tecavüz ederek erkekliğini kanıtlamaya çalışanlar aslında bütün bunlar erkeğe yapılmıştır. Erkeğe tecavüze dönüşmüştür. Bütün bunlar bizim dilimize, kültürümüze, alınterimize tecavüze dönüşmüştür. Egemenlik, bir kişiyi boyunduruk altına alma anlayışı, kadın erkek ilişkilerinde başlar.
Sistem şiddeti öğretiyor
Mesele bir minibüs şoförünün cinnet getirmesi, sapıklığı meselesi değildir. Biz zihniyetle hesaplaşmadıkça bindiğiniz her minibüs tehlikelidir, bindiğiniz uçak tehlikelidir. Bu güvensiz bir toplum içinde yaşamaya mecbur bırakılıyoruz. Hafif cezalarla cezaevine girip çıkıp dışarıda dolaşacaklar. Kadını öldürmek bu kadar basitse ben de yaparım diyor. Bu sistem bize ana sınıfından itibaren bunu bize veriyor.”
Kadına yönelik şiddetin, “Kadın bir şey yapmıştır diyecek, yargı ağır tahrik diyerek indirim yapacak” sözleriyle meşrulaştırıldığını ve bununda sistem tarafından yaratıldığını belirten Demirtaş, ders kitaplarında bile ayrımcılık öğretildiğini bununla toplumun denetim altına alındığını söyledi.
Kadın Bakanlığı ayrı olmalı
Hükümet’in çözüm yolunu “imdat butonu”nda aramasına tepki gösteren Demirtaş, Meclis’teki Kadın-Erkek Eşitliği Komisyonu’na AKP’li erkek vekillerin katılmasını da eleştirdi.
Demirtaş, Kadın Bakanlığı’nın Hükümet’ten ayrı olmasını, Türkiye Kadın Meclisi’nin kurulmasını istedi:
“Sorumlu Bakan ortada yok. Ortaya çıkacak yüzü yok. İsminiz Kadın Bakanlığı ama iki erkeğin ağzına bakıyorsunuz. Başbakan, Cumhurbaşkanı ne diyecek diye. Bu mudur Kadın Bakanlığı. Bir kere bakanlığın ayrı kurulması gerekir, hükümetin bir parçası olarak değil. Türkiye Kadın Meclisi kurulması gerekir. Yasal tedbirler nasıl alınacak bu bakanlığın karar vermesi gerekir. Kadına yönelik şiddetle ilgili özel ihtisas mahkemelerinin kurulması gerekir. Bu konuda yargılamaları yapacak hakimlerin savcıların da kadın olması gerekir. Her konuda özel yetkili mahkeme kuran hükümet bu konuda adım atmıyor.
Kadınlar Allah’ın bir lutfu için yaratılmış gibi bir nalayışla yaklaşırsanız orada eşitlik falan çıkmaz. Bu konuda da yalan söylüyorlar. Dinde de böyle bir şey yok. Bizler parti olarak uzun süredir bu konunu farkındayız ki, kadın arkadaşlarımızın mücadelesini veriyoruz. Eşbaşkanlık sistemini uygulamadaki ısrarımızın amacı budur. Geleceği değiştirebilmenin adımını şimdiden atmalıyız. HDP’li kadınlar bunun bedelini ödeyerek bu özgürlük yürüyüşünde önemli adımlar atımıştır. Özgecan’ın mirasına sahip çıkmak için böyle adımlar atılmalı. Yoksa minibüse panik butonu koyarak biz bu işi hallettik demesin. Biz bununla yüzleşmedikçe kadınlar bu aynayı yüzümüze tutmaya devam ediyorlar iyi ki de tutuyorlar.”
ANKARA