Kültürü ve geleneği ile Mezopotamya’nın her köşe bucağında izleri olan Êzîdîler, ne trajiktir ki başlarına gelen felaketlerle ve katliamlarla bilindiler hep. Ortadoğu’da yüz yüze kaldıkları mağduriyet ve katliamlar bakımından ön sıralarda bulunan bir Kürt topluluğudur Êzîdîler. 'Şeytana inanıp, ateşe taptıkları' savsataları ile dışlanmış bir topluluktur Êzîdîler. Din hanesi nüfus cüzdanlarında ‘x’ ya da boş bırakılan bir topluluktur Êzîdîler. Kendileri için bir hakaret sayılabilecek bir ifade olan ‘Yêzîdî’ olarak tanımlandılar inadına inadına.
Hayatları boyunca asimilasyondan ve zulümden kaçmak için ya dağlara sığındılar ya da Avrupa ülkelerine sürgün ettiler. IŞİD’in (yeni adıyla İslam Devleti) aylardır devam eden kanlı saldırıları geçtiğimiz hafta Êzîdîlere sıçradı ve yüzlerce Êzîdî IŞİD’in hunharca saldırılarında hayatlarını kaybederken, çoğunluğu yaşlı ve çocuk olmak üzere yüzlercesi açlıktan ve susuzluktan can verdiler kendi kutsal mekanlarında, dağlarında. KDP peşmergeleri bölgeden çekilerek Êzîdîleri kaderlerine teslim ederken, PKK ve YPG güçleri sivil halkı savunmak ve güvenli bölgelere geçişlerini sağlamak için bölgede mevzilendiler.
Irak ve Rojava’daki IŞİD katliamlarına kulak tıkayan Batı medyası, ABD’nin son birkaç gündür IŞİD militanlarının mevzilerine yönelik olarak hava saldırıları düzenlemesiyle Êzîdîler, dünya kamuoyunun yeni merakı haline getirdiler. Çeşitli yayın ve basın organlarında Êzîdîlerin kim olduklarına dair makaleler ve haberler yayınlanmaya başladı. Gönül isterdi ki bu kadar kadim bir topluluğa, ABD’nin dahil olmasını beklenilmeden bir duyarlılık gösterilseydi. Ya da Obama, Êzîdîlerin yaşadıkları yere yakın sırf Hıristiyanlar da yaşıyor diye örgüte karşı hava saldırısında bulunmak için bahane yaratmasaydı.
IŞİD’in Irak’ın en büyük Hıristiyan kenti Karakuş ve çevresini ele geçirmesinin ardından geçtiğimiz günlerde Karakuş’dan Kürdistan bölgesinde büyük bir kaçış başlamıştı. Önemli sayıda Amerikan diplomatın ve görevlinin de hayatının tehlikede olması Obama’yı harekete geçiren gerekçeler arasında. Papa Francis uluslararası toplumu harekete çağırırken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ayağa kalktı. Manchester Piskoposu Iraklı Hıristiyanların İngiltere’ye mülteci olarak kabul edilmesini önerdi. Piskopos talebine kendine Müslüman bir tavırla Êzîdîleri dahil etmiyor. Irak hükümeti daha önce de IŞİD’ karşı Obama’dan yardım istemişti, ancak ABD kuvvetleri Irak’a destek vermeyeceğini açıklamıştı.
Şimdi ise Hıristiyanları, daha da insani görünmek adına azınlık olarak tabir ettikleri Êzîdîleri kurtarmak adına saldırılarda bulunmaktan kaçınmıyor. Saldırı amacını tamamen insani olarak değerlendiren Obama’nın son iki yılda binlerce kişinin hayatını kaybettiği Suriye’ye ve Rojava’ya neden destek vermemesi kuşku uyandırıyor. Obama yine petrol peşinde mi acaba sorusunu beraberinde getiriyor. Arap Baharını yaşayan ülkeler arasında gide gide Petrol üretimi bakımından dünyanın en önde on altıncısı olan Libya’ya müdahale etmesi Obama’nın insanlık bakımından samimiyetsizliğini gösteriyor. Obama Êzîdîleri kurtarır mı peki?
Kardeş Türküler’in Doğu albümünde Êzîdîlerden bahsettikleri gibi: Êzîdîler günde 3 kez güneşe döner dua ederler. Her isteyen, çoluk çoluk, genç yaşlı olsun, şeyh olsun, emir olsun, herkes güneşin karşına geçer, içinden ne geçiyorsa güneşe söyler. Belki de insan soyunun şimdiye kadar söylediği en güzel dualar bunlardır. Belki de, en güzel şarkılar, en güzel şiirler bu dualardan çıkmıştır. Belki de Mezopotamya’nın bütün destanlarının temelinde bu dualar vardır. Bu bağlamda Êzîdîleri Obama değil, kendi duaları kurtaracaktır. Kürt birlik ve mücadelesi kurtaracaktır.