Geçen haftaki yazıma bu hafta kaldığım yerden devam edeceğim. Türkiye’de önemli olaylar oluyor. Sislerin dağılması, olayların objektif gözlükle tahlil edilmesi gerekiyor. Bu konudaki görüşlerimi de gelecek hafta siz sevgili okuyucularıma aktarmaya çalışacağım.
Şimdi gelelim geçen hafta kaldığımız yerden yazımıza devam etmeye. Herşeyden evvel şehit Hasan Yıkmış(Brusk)’tan özür diliyorum geçen haftaki yazımdaki yanlışlıktan dolayı. T’de KDP kurcular listesini yeniden incelediğimde Hasan Yıkmış’ın kurucular arasında olduğunu gördüm. Brusk T’de KDP‘nin kurucuları arasındadır. Sonradan üye olmuş değildir.
Evet 1966 yılında Urfa Jandarma Komutanı Albay Sami Tümerkan’dır. Bilindiği gibi o dönemde Jandarma komutanlıkları bölgede bugünkü Jitem’in görevini yürütüyorlardı. Albay Sami Tümerkan’da Urfa’da hem Jandarma Alay Komutanı, hem de Urfa’da o dönemdeki Jitem’in başı idi. Faik Bucak’ın TKDP’sinin Genel Başkanı olduğu istihbarat birimlerince öğrenilmişti. Bu bilginin istihbarat birimlerinin eline geçmesi konusu başka bir araştırmanın konusudur. Bunun ipuçlarını hem sayın Öcalan ile yaptığı çözümlemede, hem de ROJ TV’de yaptığım programda vermiştim. Faik Bucak’ın konumu öğrenildikten, hudut boyundaki gezisi adım, adım takip edildikten sonra aile içerisindeki kan davası nedeni ile ona karşı yapılacak olan suikastın zemin hazırlanmaya başlanmıştı. Bu bağlamda bir olay nedeni ile aranan F.Bucak’ın amcası Ali Abik Bucak’ın Hilvan’a bağlı Buğur köyüne jandarma tarafından baskın yapılır. Ali Bucak’ın ailesine ve köylülere işkence yapılır. Olayı haber alan F.Bucak Jandarma Komutanına telefon eder aralarında şiddetli bir tartışma yaşanır. Albay’a rütbelerinin söküleceğini söylenir. Albay “Kim kimin rütbesini söker yakında göreceksiniz“ der. F.Bucak’ın ortadan kaldırılması için MİT ve Jitem düğmeye basmıştır. Suikast 4 Temmuz 1966 saat 10.15’te gerçekleşir. F.Bucak yaralı olarak kaldırıldığı Urfa Devlet Hastahanesinde iğne yapılarak şehit edilir. Albay Sami Tümerkan’da güvenlik gerekçesi ile Konya’ya tayin edilir.
F.Bucak’ın şehadetinden sonra G.Başkanlık görevine onun hatırasına binaen kimse getirilmez. Parti G.Sekreter S.Elçi tarafından yönetilir. 1968 yılının Ocak ay’ında TKDP yönelik operasyon yapılır. 15 yönetici ve sempatizanı Antalya Ağır Ceza mahkemesinde yargılanmaya başlanır. Her iki Said’in yolu burada kesişir. Dr.Şıvan ve beş arkadaşı TKDP’sinin kararı ile Kürdistanın Güneyine deneyim kazanmak, olayları yerinde görmek ve ileride yapılacak hazırlık için gönderilir. Öncü grubun gidişinden beş ay sonra 11 Mart Özerklik anlaşması imzalanır. Dr. Şıvan yol arkadaşı Osman Aydın’ın “Kürdistan Halk Hareketi ve Irak’ta Kürdistan İhtilali“ kitabına yazdığı önsözde belirttiği gibi son derece kararlı, ihtiraslı, atak, aceleci bir kişiliğe sahiptir. Güneydeki hareketin askeri başarılarını,Kuzeyde devam ettirmek için yoğun bir hazırlığın yapılmasını dayatmaktaydı.Bu aceleciliği TKDP si tarafından olumlu görülmüyordu.İkinci olarak herkese kolayca inanan bie özelliğe sahipti. Zaxo Komutanı İse Suvar’ın kendisini destekliyeceğine dair verdiği söze güveniyordu. Oysaki sayın Öcalan’ın da dediği gibi İse Suvar M.Mıstefa’nın en güvendiği kişilerden birisi idi. Onsuz yaprak bile kıpırdamazdı. S.Elçi‘yi, Dr. Şıvan Kuzey’de başlatacağı hareketin önünde engel olarak görüyordu. Onun içinde ortadan kaldırılması gerekiyordu. Şervan Büyükkaya (Necmettin’in kardeşi) hazırladığı ve İsveç’te bastırdığı “İlk Anlatım“ kitabı derinlemesine incelendiğinde Said Elçi’nin ölümüne altı ay önce karar verildiği gün gibi ortaya çıkmaktadır.
Fazla uzatmaya gerek yoktur. Bu konuda halen hayatta olan iki kişinin konuşması halinde olay biraz daha aydınlanmış olacaktır. 1971 darbesinden sonra Güney’e gidipte infaz edilmekten kurtulan ve halen İzmir’de yaşayan birinin halen sessiz kalması, yine İsveç’te yaşayan öncü grupta bulunan birisinin olayın detayını anlatmamakta ısrar etmesi anlamlıdır. Olayda şüphesizki dönemin IKDP yönetiminin rolü vardır. Ancak Dr. Şıvan ihtirasını, aceleciliğini, insanlara kolay inanma güdüsünü frenleyebilseydi bu olay olmayabilir, Kürdistan ve Kürt halkı daha önemli konaklarda olabilirdi. Evet şehitlerin hepsine Allah’tan rahmet diliyorum
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA
* 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Pirsus ilçesinde Kobanê’nin imarı için gitmek üzere Pirsus’a gelen çoğunluğu SDGF üyesi olan gençler basın toplantısı yaparken IŞİD’in düzenlediği intihar saldırısında 34 kişi yaşamını yitirdi, yüzlercesi yaralandı.
* PKK’nin öncü kadrolarından Yılmaz Uzun ve arkadaşları bir komplo sunucu esir alınıp 21 Temmuz 1994’de işkenceyle şehit edildiler.
* 24 Temmuz 1924’te Kürdistan Lozan’da bir kez daha bölünerek dört sömürgeci devletin yönetimine bırakıldı.