Bunun „kanunsuz” olduğunu biliyor. O nedenle „talimat verene altı aylık tecrit” kanununa ihtiyaç duydu.
Amacı ne?
Hükümet amacını açıklıyor: Öcalan’ın PKK’ye „talimat” vermesini önlemek… Yıllarca Öcalan’ın örgüte „kuvvetlerinizi sınır dışına çekin ve orada silahsızlanın” „talimatı” versin diye „müzakere” üstüne müzakere yapanlar, Öcalan’a „geri adım attırmak” için Kandil ile İmralı arasında mekik dokuyanlar, şimdi onun örgüte „talimat” vermesini „önlemekten” söz ediyorlar.
Gerçekte olan şu: Uluslararası komplo amacına ulaşamamıştır. Öcalan’ı İmralı’da „denetim” altına almak, onu „teslim olmaya razı etmek” mümkün olmamıştır. On yıllık „umut” çökmüş, o nedenle seçimler sırasında Başbakan „ben olsam onu asardım“ hezeyanına kapılmıştır ve bu defa „müzakere” ya da „pazarlık-şantaj” yolu yerine, zorbalıkla PKK önderine „geri adım attırma” yöntemine başvurulmuştur.
Altı aylık „geri adım attırma”nın da iflas ettiği kanıtlanmıştır. Şöyle: Umutsuzluğa kapılan AKP-Cemaat koalisyonu, Roboski katliamıyla topyekûn savaşı yeni bir aşamaya yükseltmiştir.
Bu katliamın amacı, korkutulup, sindirilemeyen ve teslim alınamayan Kürt halk önderine ve Kürt halkına karşı „son çareye” başvurmak; İmralı’ya ve Botan’a „soykırım umacısını” göstermek; „kazan bombasını kullandım, susmadın; kimyasalla yaktım, daha çok bağırdın; seçilmişi, seçilmemişi kitlesel olarak tutukladım, ‘ben de KCK’liyim’ dedin; fabrika kurmadım, hayvancılığı yok ettim, ormanını yaktım, ekmeğini küçülttüm, umrun olmadı” diyen hükümet elindeki son kozları oynadı: Ya susarsın, ya da İmralı’da esir yatan önderini sustururum ve seni de Roboski usulü havaya uçururum…“
İkinci tehdit, yani „Roboski usulü havaya uçurma” tehdidi daha ilk gününden, üstelik, DİHA’nın, „gece gündüz çalışıp, kirli yüzünüzü sergileme” kararlılığı ile ve „kolu kanadı kırpıldığı” halde, katliamı dünyaya duyurmasıyla birlikte iflas etmiştir.
Katliam göreni, duyanı dehşete düşürmüş, ama Encü ailesini de Roboski halkını da, tüm Kürt halkını da zerre kadar korkutamamıştır. Roj TV ekranlarında, bir tarafı dağ ve diğer tarafı uçurum olan köy yolundaki onbinlerin ağır ağır sırtlarındaki „sarı, kırmızı, yeşil“ renklerle bezenmiş tabutlarla yürüyüşü Hükümeti paniğe düşürmüştür. Bu öyle bir paniktir ki, yargı aceleyle harekete geçirilmiş, Başbuğ tutuklanmış, gündem değiştirilmiştir. Ama yine de işler karışmış; Kürt halkından özür dileyeceğine Roboski katliamının sorumlularına teşekkür eden Başbakan’dan sonra, AKP kodamanları peş peşe, tutuklattıları Başbuğ’un tutuklanmasından „üzüntü”lerini açıklamak zorunda kalmışlardır.
Topyekûn savaşın yeni aşaması, atılan her adımda çökmeye mahkumdur.
Birinci tehdide, yani „susun, yoksa önderinizi sustururuz” şantajına gelince…Bu, hükümetin en etkili saldırısıdır. Bununla AKP, Öcalan’ın milyonlar için ifade ettiği değerin büyüklüğünü itiraf etmiştir. Kendi partilerinin „lideri” hastalanır hastalanmaz, ondan boşalacak koltuğu doldurmak için cemaatle eski Milli Görüşçüler arasında patlayan savaşı ilgisiz gözlerle izleyen AKP kitlesiyle, kendi önderinin yaşamını, sağlığını ve özgürlüğünü kendi yaşamları, sağlıkları ve özgürlükleri olarak gören Kürt halkı arasındaki fark ibret vericidir.
AKP, „susun, yoksa önderinizi sustururuz” şantajı karşısında Kürt halkının ne büyük bir hassasiyet içinde olduğunu bildiği için, „Öcalan için susmayı ve teslim olmayı” Kürt halkına kabul ettireceğine inanmaktadır.
Ama AKP’nin bilmediği şudur: Tarih Kürt halkına isyan liderlerinin „susturulmaması” için susmanın, o liderlerin ölümüne yol açtığını kanlı deneylerle öğretmiştir. Halk sustuğu için Şeyh Said ve Seyid Rıza susturulmuştur.
Bu deney, AKP’nin İmralı şantajını çökertecek büyük bir deneydir.
Öcalan altı aydır İmralı’da direniyor, geri adım atmıyor, o nedenle de AKP-Cemaat onun üzerindeki tecridi kaldırmıyor, yeni kanunla bunu bir altı ay daha uzatmak istiyor.
Bu ne demektir?
Bu demektir ki, görev, Öcalan’ın altı aydır tek başına sürdürdüğü direnişi, milyonların gücüyle desteklemektir.
Öcalan’ın konuşması şeklen engellenmiştir. Aslında Öcalan konuşuyor. Asıl „talimatı” şimdi veriyor: Direnin…
AKP hükümeti Kürt halkının gücünü, kendi davasına, önderine, kendi gücüne, kendi değerlerine, onbinlerce şehidine bağlılığını, inancını ve mücadele azmini „deniyor”…
Bu denemenin amacı açıktır; en küçük bir zaaf gördüğünde topyekûn savaşı sonuca götürmekte tereddüt etmeyeceklerdir; bırakalım susmayı, seslerin bir perde kısılması durumunda, bugün altında ezildiği Roboski katliamlarını tüm Botan’a ve sonra tüm bölgeye yayayacaktır; bırakalım susmayı, seslerde en küçük bir çatlağı duyduğunda, altı aydır direnişini kıramadağı Öcalan’ı asıl o zaman susturacaktır.
Bütün bunların anlamı şudur:
Artık önderi ve halkıyla, Kürt özgürlük hareketi „ölüm kalım” kavgası içindedir.
Susmayan Kürt halkının sesi bir perde daha yükseldiğinde, bunun sonucu, Öcalan’a özgürlük ve Kürt halkına özerklik olacak… Kış bitmek ve bahar gelmek üzeredir. Susma!