
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları, İmralı’da bulunan müvekkilleri ile görüştürülmemeleri ve getirilen kısıtlamalara ilişkin HSK’ya suç duyurusunda bulundu.
Başvurular hakkında bilgi veren Öcalan'ın avukatlarından Cengiz Yürekli, suç duyurularının devam edeceğini söyledi.
İmralı rejiminin hukuksuzluk üzerine inşa edildiğini belirten Yürekli, “Aslında İmralı’nın kendisi sürekli bir suç halidir. İmralı’da normal haklar uygulanmamaktadır. Klasik anlamı ile tecridi kat be kat aşan bir durum söz konusudur. İmralı’da geçen her gün, her saat, her saniye bu sistemi uygulayanlar için bir suç hali oluşturmaktadır” dedi.
Danışıklı hukuksuzluk
Öcalan’ın avukatları olarak 27 Temmuz 2011’den bu yana müvekkilleri ile görüşemediklerini hatırlatan Yürekli, şunları söyledi: “Daha önce bu görüşme talepleri için ‘koster bozuk’, ‘hava muhalefeti’, ‘koster bakımda’ gibi gerekçeler üretilmekteydi. Ancak OHAL ile beraber bu gerekçelerden ziyade, yeni bir 'hukuksal' kılıf üretildi. Ortada danışıklı bir hukuksuzluk üzerine uzlaşı, kendinin temel sorumluluklarını göz ardı eden ve yetkilerini aşan bir uygulama söz konusudur.
Bizim müvekkillerimiz hükümlü statüsündedirler. Mevcut bir disiplin cezası durumu söz konusu değildir ve hakimlik böylesi bir kararı uygulama yoluna gidiyor. Bu sebeple 21 Temmuz’dan sonra yapılan aile görüş başvuruları, mektup alışverişleri, avukat görüşü bu gerekçe ile ret ediliyor. Kesinlikle bir haber almamamızın temel dayanağı bu olmaktadır. Telefon hakkı zaten İmralı’da hiçbir zaman tanınmadı. Bu sebeple biz ilgili Hakimler ve Savcılar Kurulu'na (HSK) prosedür gereği şikayette bulunduk.”
Suç işleniyor
Hakimler ve savcıların yasaya uygun; ahlak ve vicdani kanaatlere göre davranmak zorunda olduklarına dikkat çeken Yürekli, yasanın ihlal edildiğini ve suç işlendiğini vurguladı.
OHAL ve 2005’te yürürlüğe giren Öcalan yasaları ile bir kısım kısıtlamalara gidilebileceğini; ancak avukat görüşmelerinin topyekun engellenemeyeceğini kaydeden Yürekli, “Bunlar, avukat görüşlerinde 3’ncü bir kişinin bulunması, evrak ve belgelerin kontrol etmediği gibi kısıtlamalar söz konusu olabilir. Ancak topyekun engelleyecek yasal bir düzenleme dünyanın hiçbir yerinde yok. Türkiye ulusal mevzuatında da yok” dedi. Kararı uygulayan kişilerin mahkeme veya savcılık kurumu olmasının bu kararın hukuksal veya yasal olduğu anlamına gelmediğinin altını çizen Yürekli, “Şu an da İmralı’da uygulanan her daim bu yargı mercilerini de kapsayan bir suç durumu söz konusudur” dedi.
İmralı'nın bir hukuksal sistem olduğunu sözlerine ekleyen Yürekli, “Bugün gelinen Türkiye’de uygulanan bütün hukuksal dayanakların temel noktası İmralı’da uygulanan rejimdir. İmralı’ya karşı bir uzlaşı temelinde geliştirilen bütün düzenlemeler, bugün sadece cezaevlerinde değil, doğusundan, batısına bütün Türkiye’yi ve Türkiye halklarını kapsamaktadır" ifadelerini kullandı.
İmralı rejimi yayıldı
Toplumsal barış ve demokrasinin inşası için mücadele etmek gerektiğinin altını çizen Yürekli, “Genelleşen İmralı rejimi, bütün Türkiye’yi kapsamına almaktadır. En ufak hukuka uyulmaksızın yapılanlar, bir yayılma hali izlemektedir. Hukukta spesifik, kişiye özel düzenlemeler yoktur. Bunların ya hukuka aykırılığı teşhir edilecek, ortadan kaldırılacak ya da bu yola gidilmiyorsa bundan alınan güçle bunlar genelleşecek ve bütün hukuk sistemini kapsamına alacaktır. 20 yıllık Türkiye hukuk sisteminin tarihi budur. İmralı’dan başlayarak, bütün Türkiye’yi kendi kapsamına almaktadır” dedi.
Suç duyuruları sürecek
Suç duyurularının devam edeceğini belirten Yürekli, “Bu yönlü girişimlerimiz devam edecektir. Ancak artık hukuksal bir talep varsa hukuksal çözüm söz konusu ise bunu daha gür bir sesle demokratik hakkımızı kullanarak, toplum olarak, Türkiye coğrafyası olarak talep etmek durumundayız” diye konuştu.
ANF/İSTANBUL