
Buzdağının görünmeyen yanı
Çözüm süreci başladığı günden bu yana zaman zaman krizlerin ortaya çıktığını ve son dönemlerde de bu krizlere rastlandığını ifade eden Korkut, "Barış sürecine baktığımız zaman herkes buz dağının görünen kısmını görebiliyor. Bunun ötesini göremiyor. Görünen kısım çatışmaların durması, ölümlerin olmaması gibi şeylerdir. Fakat bunların dışında çok büyük görünmez konular var. Örneğin; örgüt üyeleri ne olacak, geçmişte olan faili meçhul cinayetler var, bunlar nasıl aydınlanacak? Birçok hak ihlalleri var, bunlar ile nasıl yüzleşilecek ve çözülecek? Bütün bunlara ilişkin birimlerin oluşması gerekir" diye konuştu.
Yasal zemine oturtulmalı
Kendisinin de içinde bulunduğu Akil İnsanlar Heyeti'nin görevinin, toplum için de bir kısım konular hakkında tespitte bulunmak olduğunu ifade eden Korkut, bu yapılan tespitleri pratiğe ulaştıracak bir yapının henüz oluşmamış olduğunu söyledi. Korkut, her şeyden önce bu yapıların rahat oluşması için bunların yasal zemin ve hukuki çerçeveye oturtulması gerektiğini vurguladı.
Görev yasama organının
Kokut, yasal ve hukuki çerçevenin ise yasama organı içinde oluşturulması gerektiğini söyledi: "Sonuçta o komisyonu oluşturacak olan yasama organıdır. Yasama organında da bir değişikliğin yapılması gerekir. Bu konuda bir komisyon oluşturuldu. Komisyon ise sadece bir rapor oluşturma görevi gördü. Daha detaylı konuları içeren, yasama organının kendi içindeki birimleri oluşturan dış ve iç birimler oluşturulmalı. Barış sürecinin daha gelişmesini istiyorsak ve bu çalışmaların daha ileriye götürülmesini istiyorsak yasal ve hukuki zeminlerin oluşturulması gerekir."
Anayasa ve süreç iç içe
Öcalan'ın yeni bir anayasaya ilişkin "8 ana başlık adı altında kurulması gereken komisyonların anayasaya yedirilmesi gerekir önerisini" de değerlendiren Korkut, önerinin mantıklı ve hayata geçirilmesi gereken bir öneri olduğunu söyledi. Çözüm sürecinin anayasa ile ilgili boyutlarının olması sebebiyle yeni anayasa çalışmalarının durmasının sürece engel teşkil ettiğini ifade eden Korkut, çözüm süreci ve yeni anayasa çalışmasının iç içe gitmesi gerektiğini, bu yüzden de anayasa çalışmalarının hızlandırılması gerektiğini kaydetti.
Siyasi irade gerekiyor
Yeni bir anayasanın oluşturulması için Öcalan'ın önerdiği 8 komisyonun kurulmasının faydalı olacağını dile getiren Korkut, "Yalnız bu komisyonların işleyebilmesi için öncelikle siyasi iradeye ihtiyaç var. Burada sadece hükümetin siyasi irade göstermesi bile yetmeyebilir. Meclis'te çoğunluğun bu iradeyi göstermesi gerekiyor. Şu andaki asıl sorunumuz budur. Siyasi irade bu komisyonların oluşturulmasına kapı açmalıdır" diye konuştu.
Akiller arabuluculuk eder
Öcalan'ın "İzleme Komisyonu" kurulması önerisini de değerlendiren Korkut, dünya müzakere örneklerinin çoğunda izleme komisyonları kurulduğunu belirterek, bu komisyonların krizleri çözmede orta yolu bulduklarını, arabulucu ve gözlemci rolü oynadıklarını aktardı. Aslında kurulmuş olan Akil İnsanlar Heyeti'nin de bir izleme komisyonu formatında olduğunu belirten Korkut, "Yalnız biz sadece tespit etmek ile yetindik. Asıl Akil İnsanlar Komisyonu dünyada arabuluculuk yapar. Yani her iki tarafı belli bir orta noktaya getirmeye çalışır. Krizler ortaya çıktığında bu krizler nasıl önlenebilir, bunların çözümünü üretir. Bizde de böyle bir komisyona ihtiyaç var. Bir arabulucular heyeti oluşturmalı" dedi.
Komisyon derhal kurulmalı
Oluşturulacak olan komisyonun, tarafsız olması gerektiğini ifade eden Korkut, aynı zamanda her iki tarafın iddialarını ele alacak, bunlar arasında uyumu sağlayacak bir rol oynaması gerektiğini belirtti. Korkut, "Bu çok önemli bir öneridir ve derhal gerçekleştirmelidir. Hükümet kendi iradesi ile heyetin oluşmasına ön ayak olabilir. Bu arabuluculuğun da faydalı olacağını düşünüyorum" dedi.
Yabancı gözlemci de olmalı
İzleme komisyonu içerisinde yabancı bir temsilcinin bulunması önerisinin de son derece önemli olduğunu belirten Korkut, nedeniri şöyle izah etti: "Çünkü bu yabancı kişi bir gözlemci görevi görür. Yabancı gözlemci müzakerenin uluslararası alanda daha iyi görülmesi için önemli olduğunu düşünüyorum" dedi. Korkut ayrıca komisyonun içerisinde yer alacak olan kişilerin toplum tarafından kabul edilen tafrasız, saygın ve demokrat isimler olması gerektiğini belirterek, "Komisyonun en büyük sermayesi saygı olacaktır. Çünkü bu komisyon bir krize çözüm getirdiğinde herkes tarafından kabul edilmesi gerekiyor."
Eksikliği tespit edildi
Akil İnsanlar Heyeti üyesi Celalettin Can ise, heyet olarak çalışma yürüttükleri sırada en büyük eksiklik olarak tespit ettikleri konunun süreç için yasal ve hukuki zemininin yaratılmaması ve İzleme Komisyonu gibi bir komisyonun olmaması olduğunu söyledi. Can, "Gerilla geri çekilirken karakollar yapılıyordu. O zaman izleme komisyonu olsaydı bunlar önlenebilirdi. Ya da bunları en azından kamuoyuna duyurma imkanımız olurdu. Yine korucuların yer yer süreci bozmaya yönelik hamlelerini daha rahat önleyebilirdik" dedi.
Süreç hukuki değil fiili yürüyor
AKP'nin Akil İnsanlar Komisyonu çalışmalarını yürüttüğü dönemde çözüm sürecine yasal değil fiili bir şekilde yaklaştığını ifade eden Can, "Biz Akil İnsanlardık ama bizim yasal herhangi bir dayanağımız yoktu. MHP lideri Bahçeli bizi tutuklatmak için savcı arıyordu. Süreç tamamen fiili, yasaların ve hukukun dışında ilerleyen bir süreç" diye konuştu. Çözüm sürecinin yasal zemin ve hukuki çerçeveye oturtulmasının son derece önemli olduğunu belirten Can, "Dolayısı ile bu da güven verici olmuyor. Bir daha pravoksoyon oldu demememiz için bir an önce Öcalan'ın bu önerisin kabul edilmesi gerekir" dedi.
Çözüm sürecinin yasal bir zemine oturtulmadığı sürece, sürecin bir garantisinin olmayacağını ifade eden Can, "Dolayısı her an her iki taraf ta masayı devirebilir. Ama bunlar yasal bir çerçevede olursa bunu yapmak kolay olmayacaktır. Zaten bu olmadığı takdirde Kürt halkı da bunun bir oyun olduğunu düşünüyor" diye vurguladı.
Öcalan'ın 3 talebi
BDP ve HDP heyetinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile İmralı'da yaptıkları 13'üncü toplantının ardından BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, Öcalan'ın çözüm sürecinin ilerleyebilmesi için daha önce de dile getirdiği üç önerisini tekrar ettiğini aktarmıştı. Buldan, Öcalan'ın önerilerini ise şöyle sıralamıştı: "Yasal zemin hukuki çerçevenin sağlanması", "tarafların ve statülerinin bu yasal çerçevede tanımlaması" ve "süreci tarafsız hakem kurulunun incelemesi".
SADIK TOPALOÐLU/İSTANBUL/DİHA