SELMAN GÜZELYÜZ / MA / ANKARA
Birinci Barış Grubu Üyesi Seydi Fırat, "Sayın Öcalan hem bölge gerçekliği, hem Kürt sorununun tarihsel gerçeği açsısından hem de dış güçlerin, bölgeye yönelik yaklaşımlarına karşı görülmeyecek düzeyde ve hiçbir liderin harcamayacağı düzeyde bir çaba harcadı" dedi.
Öcalan’ın çağrısı üzerine 1999’da Türkiye’ye gelen Birinci Barış Grubu üyesi Seydi Fırat, MA’ya konuştu.
Öcalan’ın hem bölgenin gerçeği, hem Kürt sorununun tarihsel gerçeği açsısından, hem de dış güçlerin bölgeye yönelik yaklaşımlarına karşı görülmeyecek düzeyde hiçbir liderin harcamayacağı çabayı harcadığını hatırlatan Fırat, "En zor koşullarda, en ağır koşullarda yoğun bir biçimde dile getirdi, savundu ve bunun mantığını, duygusunu, düşüncesini, yoğunluğunu, gelecekte bölge açısından yarınlarını en derin biçimde ortaya koydu. Fakat ne yazık ki tüm bu çabalara yeterince cevap verilmedi" dedi.
Devlet cevap veremedi
Kürtlerin barış arayışları ve çabalarına devlet tarafından yeterince cevap verilmediğini söyleyen Fırat yine devletin Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümüne ilişkin samimi olmayan taktiksel yaklaşımlar geliştirdiğini ifade etti. Fırat, "Bunun nedenleri var. Hem kendi içindeki sorunları hem Kürt sorununa yönelik yaklaşmaları hem de devletin Kürt sorunundaki paradigması, Kürt konusundaki inkarı, temel haklar konusundaki tutuculuğu, bu tür yaklaşımlar içerisine koydu. Çözümsüzlük politikası günümüzde de devam etmektedir" şeklinde konuştu.
Devletin böyle mirası var
Devletin dönem dönem bazı sözler söylediğini ve bazı yaklaşımlar ortaya koyduğunu fakat bunların devletin tümüne mal olmadığını söyledi. Devletin Seyit Rıza döneminde de görüşmeler yapıp çözümden yana olduğunu söylediğini; yine Şêx Sait döneminde de aynı yaklaşım ortaya koyup, görüşmeler yapmığını; hatta Ağrı isyanı döneminde de yine bu tür yaklaşımlar ortaya koyarak, karşı tarafta bir beklenti yarattığını belirten Fırat, "Fakat sonraları uygun koşullar olunca, tam tersi bir yaklaşım ortaya koydu. Devletin bu geleneği, Osmanlı'dan gelen bir yaklaşımdır. Mesele Arap İsyanları döneminde bir taraftan Şerif Hüseyin ile görüşmeler yaparken, diğer yandan Hicaz Valisi'ne mektup göndererek Şerif Hüseyin ve çocuklarını nasıl ortadan kaldıracağı yönünde bir yaklaşım içinde olmuştur. Devletin arka cephesinde böylesi bir mirası var" diye konuştu.
Tecrit her kötülüğün müsebbibi
İstasyon Meydanı'nda "Barış tecrit edilemez" şiarıyla gerçekleştirilecek 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingi için hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü belirten DBP İl Eşbaşkanı Naşide Toprak, "Tecrit her kötü olayın müsebbibi" dedi.
Amed’de 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde, "Barış tecrit edilemez" şiarıyla saat 16.00'da İstasyon Meydanı'nda gerçekleştirilecek mitingin hazırlıkları tüm hızıyla sürüyor. Miting çalışmalarına günler öncesinden başladıklarını söyleyen Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı Naşide Toprak, mitingin ana temasının Öcalan üzerindeki tecrit olduğunu söyleyerek, tecridin kaldırılmasını yüksek sesle dile getireceklerini vurguladı.
Öcalan üzerinde yürütülen tecrit politikalarını yaşanan her kötü olayın en büyük müsebbibi olarak gördüğünü ifade eden Toprak, "Kürt bölgelerinde çıkarılan orman yangınları, cezaevlerindeki hasta tutsakların tahliye edilmemesi, kadın cinayetlerinin ve çocuk istismarı gibi olayların artarak yaygınlaşması, İmralı tecridinin halklar üzerindeki etkisini çok açık göstergesidir" dedi.
'Barış tecrit edilemez'
Türkiye'de şu anda bir kaosun yaşandığını söyleyen Toprak, şöyle konuştu: "Ekonomik, sosyal, siyasal tüm alanlarda çöküşler yaşanıyor. Tecrit, her kötü olayın en büyük müsebbibi. Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit devam ettiği sürece, tüm bu vahim olaylarda kendini tekrarlamaya devam edecektir. Bu sebepten bizler barışın gücüne inananlar olarak, Diyarbakır'da yapacağımız 1 Eylül Dünya Barış Günü mitingimizde de 'Barış tecrit edilemez' şiarıyla meydanlarda olacağız. Beklentimiz Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin biran önce sonlandırılması olacaktır."
1 Eylül Dünya Barış Günü'nün kendileri için büyük öneme sahip olduğunu ifade eden Toprak, "Önemli olan 1 Eylül Dünya Barış Günü'nü kalıcılaştırmak ve her günü bir dünya barış günü haline getirmek. Halklar artık gerçek ve kalıcı bir barış istiyor. Bunu sağlamak için de bir an önce Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, hatta tecrit kaldırıldıktan sonra da Sayın Abdullah Öcalan'ın düşünceleri dinlenmeli" şeklinde konuştu.
1 Eylül Dünya Barış Günü için DBP olarak yoğun bir çalışma planlamalarının olduğunu ve planlama doğrultusunda çalışmalara başladıklarını belirten Toprak, son olarak şöyle dedi: "Parti olarak örgütsel çalışmalarımız sürüyor. Ev ev, kapı kapı, sokak sokak, mahalle mahalle, pazar pazar, halkımız ile bir araya geliyoruz. Kurban Bayramı'ndan kaynaklı zamanımız biraz kısıtlı oldu. Bu zamanı en verimli şekilde kullanabilmek için de gecemizi gündüzümüzü katıp bu çalışmaları sürdürdük Çalışmalarımızda yer alan tüm teknik hazırlıklar da hazır. Pankartlarımızdan tutun, sanatçıların katılımına kadar tüm planlamamız olması gerektiği gibi devam ediyor. 1 Eylül Dünya Barış Günü bizler için çok önemli bir gün. Tekrar önemle değinmek istiyorum; Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecridi kırmak için, orman yangınlarına dur demek için, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için Cumartesi günü saat 16.00'da İstasyon Meydanı'nda yapacağımız mitinge tüm halkımızı davet ediyoruz."
JINNEWS/AMED
Öcalan’ın avukatlarına 783’üncü ret
Öcalan’ın avukatlarının, müvekkilleriyle görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları 783’üncü başvuru da reddedildi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları Cengiz Yürekli, Mazlum Dinç ve Fuat Coşacak müvekkilleriyle görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na 783'üncü kez başvuruda bulundu. Bu başvuru da öncekiler gibi reddedildi.
Avukatların 27 Temmuz 2011’den bu yana yaptığı 783 görüşme başvurusu “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gibi gerekçelerle reddediliyor.