“Öcalan’da ve Kürt halkında gördüğüm şey, bu diriliş. Bu, benim gibi insanların ihtiyacı olan bir şeydi, solun ihtiyacı olan bir şeydi. Devrimci duygularımızı harekete geçiren bir şimşek gibi. Kürt kız ve erkek kardeşlerimle kendimi çok yakın hissediyorum, onları yoldaşım gibi görüyorum.”   AYSEL AVESTA LONDRA Öcalan’a Özgürlük Kamyanyası (Freedom For Öcalan), İngiltere’de 2017 yılında 15 sendika tarafından desteklenen uluslararası bir dayanışma kampanyası. Kampanyanın amacı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması da dahil, Kürt Hareketi’nin taleplerinin bütünüyle desteklenmesi. Kampanya, birçok etkinliğin yanı sıra Öcalan’a yönelik festivaller de düzenliyor. Geçtiğimiz yıl Temmuz ayında 134’üncüsü düzenlenen dünyanın en büyük işçi festivali olan ‘Durham Festivali’de Öcalan’ın özgürlüğüne adanmıştı. Geçtiğimiz hafta da Dorset bölgesinin Tolpuddle kasabasında Britanya Emek Hareketi’nin geleneksel olarak gerçekleştirdiği Tolpuddle Şehitleri Festivali’nin bu yılki ana teması Abdullah Öcalan oldu. Öcalan’a Özgürlük Kampanyası Direktörü Matt Nathan, kampanyanın ‘Öcalan’a Özgürlük’ talebi, Öcalan’ın rolünün öneminden kaynaklandığını ifade ederek, “Ortadoğu’da barış ve adalet getirecek bir reform için onun görüşleri çok önemli” vurgusunda bulunuyor.  
Matt Nathan
‘Kampanyanın zamanlaması önemli’ Nathan, Kampanya tarihine ilişkin ‘Çok yeni bir kampanyayız’ diyor ve devam ediyor: “Özellikle de günümüz koşullarında bu kampanya son derece önemli. Enternasyonalist dayanışma İngiltere’de sendikal hareketin en iyi yaptığı işlerden biri olagelmiştir; ister Mandela ile Güney Afrika olsun, ister Kolombiya olsun, ister Filistin olsun. Sınıflar sınırlarla ayrılmaz. Tek bir sınıftırlar: İşçi sınıfı. Sınıfımızın çıkarları bir ve aynıdır, ister Kürdistan’dan olun, ister Birmingham’dan. Bu kampanyanın bu dönemde ortaya çıkması çok önemli.” ‘Zihinleri aydınlatıyoruz’ Matt Nathan, Tolpuddle Şehitleri Festivali’ne ilişkin şunları belirtiyor: “Sendikal hareket içinde yeni bir enternasyonalizmin başlangıcına işaret ediyor tüm bunlar. Etrafıma baktığımda Küba’dan, Kolombiya’dan, yerel örgütlenmelerden yoldaşlar görüyorum, üstünde ‘Öcalan’a Özgürlük’ yazılı tişörtler giyiyorlar. Bu dava için aydınlattığımız zihinlerin sayısı çok yüksek.” Nathan, festivalin amacına ulaştığına vurgu yaparak şunlara dikkat çekti: “Bu ülkede örgütlü işçi sınıfı mücadelesi ve sendikal hareket onlarca yıldır neoliberal saldırı altında. Sosyalizmin, enternasyonal dayanışmanın kutlandığı bir yerde böylesine hoş karşılanmak çok güzel. Buraya insanları aydınlatmaya, bu hareketi onlara tanıtmaya ve ayrıca onların hareketlerini de tanımaya geldik ve sanırım bunu tamamen başardık.” ‘Dayanışma modeli yaratabiliriz’ “Kampanya direktörü olarak benim odak noktam İngiltere’deki sendikal hareket ama kesinlikle enternasyonal dayanışma için bir model yaratabiliriz” diyen Nathan, “Aşırı sağ, dünyanın tüm ilerici güçlerine karşı organize oluyor. Solun ayağa kalkması ve buna yanıt üretmesi gerek. Ve ben bu harekette ve bu kampanyada bunun umudunu görüyorum. Gelecek içinse, elbette önümüzdeki yıl yine gelmek, bu etkinliği ülkedeki diğer büyük sendikal etkinliklerde tekrarlamak istiyoruz” vurgusunda bulunuyor. ‘Sendikaların da ötesinde taşıyacağız’ Sendikal hareketin İngiliz İşçi Partisi’nin temelini oluşturduğunu kaydeden Nathan, “İşçi Partisi de, umuyorum ki, hükümet olacak ve hükümet liderlerine neye inandığımızı, ne umut ettiğimizi ve bizim inanç ve umutlarımızın onlarınkilerle nasıl uyumlu olduğunu gösterdiğimizde, bu bağlantıları sendikaların da ötesinde, siyasette kuracağız” diyor. Kürt halkında ‘diriliş’i gördüm Nathan, Öcalan’ın fikirlerinden nasıl etkilendiğini ve bu çalışmanın sorumluluğunu nasıl üstlendiğini şöyle anlatıyor: “Bu ülkede 20 yıldır neoliberal, sağ siyasetin politikada ve ekonomide hâkim olduğu bir dönemde büyüdüm. Ve enternasyonal dayanışmanın hâkim olduğu, uluslararası bir sol hareketin olduğu o güzel günler geride kaldı diye düşünüyordum. Tabi geri gelecekti o günler ama pek de yakın görünmüyordu.             İşte, Öcalan’da ve Kürt halkında gördüğüm şey, bu diriliş. Bu, benim gibi insanların ihtiyacı olan bir şeydi, solun ihtiyacı olan bir şeydi. Devrimci duygularımızı harekete geçiren bir şimşek gibi. Ve bu devrimci arzular öyle kritik ki, çünkü düşüşteki liberalizmin ve kapitalizmin etkilerine tanıklık ettiğimiz çok kritik bir ana geldik: Tarih bize bu gibi süreçlerin faşizme uzandığını gösteriyor. Bu durum soldan sağlam, demokratik, adil bir yanıt vermesini gerektiriyor. Samimi inancım odur ki, Öcalan bu konuda öncülerden biri. Kürt kız ve erkek kardeşlerimle kendimi çok yakın hissediyorum, onları yoldaşım gibi görüyorum.” ‘Sosyalizm mi, barbarlık mı?’ Öcalan’a Özgürlük Kampanyası (Freedom For Öcalan) Direktörü Matt Nathan, son olarak, ilerici sola ve toplumun devrimci kesimlerine şu çağrıda bulunuyor: “Çağrım şu: bu ülkeye en azından bir kuşaktır gerici güçler hâkim. Ve şu an siyasette nihai bir krize doğru gidiyoruz. Hem ekoloji hem de ekonomi anlamında. Bunların muhakkak gündeme alınması lazım. Sosyalizm mi barbarlık mı, buna karar vermeliyiz. Ya bir araya gelip sıradan insanları güçlendireceğiz ya da gerici güçlere işleri bırakacağız ve onlar da tüm sınırları dikenli tellerle çevirecekler. Ama uluslararası işçi sınıfının, farkında olmadığı kadar güçlü olduğuna inanıyorum. İşte bu noktada şöyle bir önemi var kampanyanın: insanlar, Kürt Hareketi’nin ne kadar örgütlü, disiplinli olduğunu görebilirler ve bu, bu ülkedeki işçi sınıfına, sıradan insanlara ilham verebilir.”