Strasbourg eylemcisi Kardo Bokanî, ”Elbette halkımızın örgütlü bir yapısı var ama 40 milyonluk bir halkın Önderliği tecrit altındaysa, bu da Kürt toplumunun yeterince dinamik ve örgütlü olmadığının işaretidir” diye belirtti.

BARIŞ BALSEÇER / STRASBOURG

Fransa’nın Strasbourg kentindeki açlık grevi bir ayı geride bıraktı. Devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevinde yer alan KNK’nin dış ilişkiler çalışmalarında yer alan Kardo Bokanî son bir ayı değerlendirdi. Direnişi devrimici bir eylem olarak tanımlayan Bokanî, ”Bu eylemi Önderlik üzerindeki ağırlaştırılmış tecridi kırmaya ve aynı zamanda Batı demokrasisine karşı da bir eleştiri olarak gerçekleştiriyoruz. Çünkü eylemin talebi karşılanabilinir. Eğer ki bu kadar basit bir talep ve aynı zamanda insani bir hak olan tecridin kırılması talebinin yerine getirilmesi için insanlar ölüme yatıyorlarsa, bu Avrupa demokrasisinin krizde olduğunun ispatıdır” dedi.

Bir Avrupa vatandaşı olduğunu hatırlatan Bokanî, ”Avrupa kendi vatandaşlarının böyle bir eyleme girişmesine sessiz kalıyorsa, bu da Avrupa’nın ikiyüzlülüğünü ve faşizme ortak olduğunu gösteriyor” ifadesini kullandı.

‘40 milyonun Önderi tecritte!’

Strasbourg eylemcisi Kardo Bokanî İrlanda’nın Doğu Timur’da ki çatışmaların sona ermesi için büyük bir rol oynadığını hatırlatarak şöyle devam etti; ”Eğer İrlanda devreye girmeseydi Doğu Timur’da ki çatışmalar sona ermezdi. Ama İrlanda Kürtlere dair şu ana kadar tek bir açıklama, tek bir cümle söylemedi. Bu sadece bir örnek. Bunun birçok örneği var. Avrupa ülkelerinin sessizliği ve duyarsızlığı bizim böyle bir eyleme girmemizi zorunlu kıldı. Bu eylemimiz Avrupa’daki demokrasi krizini deşifre ettiği gibi, aynı zamanda Kürdistan toplumunun vicdani kriz içerisinde olduğunu deşifre etmiştir. Bu eylem diğer taraftan şunu da ortaya koydu. Bizim süreci karşılayacak düzeyde canlı, dinamik bir toplum olmadığımızı, yeterince aktif olamadığımızı gösteriyor. Elbette halkımızın örgütlü bir yapısı var ama 40 milyonluk bir halkın Önderliği rehin ve tecrit altındaysa ve özgürlüğü sağlanamıyorsa, bu da Kürt toplumunun yeterince dinamik ve örgütlü olmadığının işaretidir.”

3 maddeyle özleştiri

Eylemi üç temel amacına ilişkin de Bokanî şunları söyledi; ”Birincisi Avrupa demokrasisine koklu bir eleştiridir, ikincisi vicdanlara seslenmektir, üçüncüsü de kendimize bir eleştiridir. Eğer biz zamanında görevlerimizi yerine getirebilseydik Önderliğin yasamı tehdit altında olmazdı.”

Eylemlerimizi büyütmeliyiz

Sosyoloji Doktoru Bokanî, eylemcilerde 11 kiloya yakın kaybın olmasına rağmen morallerinin yerinde olduğunu söyleyerek, ”Bizim için önemli olan tek şey var, o da moral. Ama bu açlık grevi eylemi gösterdi ki yavaş yavaş halkımızda bir kıpırdama var. Eğer şehadetler gerçekleşirse bu tepkiler daha büyüyecektir ama önemli olan şehadetler gerçekleşmeden bu tepkiyi, bu serhildanları büyüterek tepkimizi ortaya koymaktır” ifadesini kullandı.

‘Tecrit kırılana kadar’

Leyla Güven’in eylemi Türk devletine geri adım attığını sözlerine ekleyerek Bokanî, ”Önderlik ile Mehmet Öcalan arasında ki görüşme sağlandı ama bu bizim acımızdan tecridin kırıldığı anlamına gelmiyor. Tecrit kırılmayıncaya kadar eylemimize devam etmekte kararlıyız” vurgusunu yaptı.

 
 

Rojava gazisi: Elimizden geleni yapmalıyız

   

Strasbourg’da ki eyleme Avrupa’nın dört bir yanından ziyaretlerle devam ediyor. Kuzey Suriye’de DAİŞ’e karşı savaşan ve Hasekê’de yaralanan gazi Aziz Karakocan eylemcileri ziyaret edenler arasındaydı. Son bir yıldır Belçika’da yaşayan Karakoçan, 2009’da mücadeleye katıldı ve 2013’te DAİŞ’e karşı savaşmak için Rojava’ya geçti.

Tarihi bir süreçten geçildiğini kaydeden Karakoçan, Kürt Özgürlük Hareketi öncülüğünde direnişin ilerlediği altını çizerek; “Önderliğin İmralı’da gösterdiği tarihi bir direniş var. Bütün saldırılara karşı tarihi bir direniş sergilemektedir. Kuzey Kürdistan’da, Rojava’da Kürt halkı tarihi bir direniş içerisindedir. Faşist Türk devletinin Kürt halkına yönelik baskı politikalarına karşı çok önemli bir direniş sürdürülmektedir.”

Avrupa’da yapılacaklar var

Leyla Güven’in öncülük ettiği direnişe karşı Strasbourg’taki eylemcilerin üzerlerine düşen görevi yerine getirdiklerini aktararak şu çağrıyı yaptı: ”Bizler bu eylemin parçasıyız. Arkadaşların moral ve coşkularına tanık oldum. Duruşlarından etkilenmemek mümkün değil. Etkileyici bir irade ve morale sahipler.

Kendisine Kürdüm diyen ve vicdan sahibi olan herkes, bu eylemselliklere, bu fedakarlığa sahip çıkmalıdır. Ne olursa olsun, koşulların zorluğuna bakmadan herkesin elinden geleni yapması gereken bir süreçten geçiyoruz. Bugün bu kadar baskıya rağmen, Türkiye’deki zindanlarda arkadaşlar bu sürece öncülük yapıyorsa, dört parça Kürdistan ve Avrupa’daki insanlarımızın yapacağı çok şey var.”