
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 342 gündür Öcalan’ın ailesine, avukatlarına ve BDP’ye izin verilmemesini görmezden gelerek, “İnanmayan gitsin baksın” dedi. Meclis kürsünden açıklama yapan Ergin, “İmralı’da hükmünü infaz etmekte olan Öcalan’ın İmralı dışında bir yerde olduğuna dair iddiaların tamamının gerçek dışı olduğunu, buradan ifade ediyorum. Şu anda kendisi 10 yılı aşkın bir süredir olduğu gibi İmralı Cezaevi’nde cezasını infaz etmekte olduğunu, bu kürsüden Türkiye’ye ilan ediyorum” dedi. Bakan Ergin, “Avukatlarıyla görüştürülmemesi uygulamasına da devam ediliyor” açıklamasıyla da 342 günlük “gemi bozuk” “hava muhalefeti” yalanını da bir kez daha itiraf etmiş oldu.
Bakan gayri ciddi
Avukatlarının defalarca Öcalan’la görüşmek için başvuruda bulunmasına ve her defasında ret yanıtı alındığı bilinmesine rağmen Adalet Bakanlığı’nın yaptığı açıklama gayrı ciddi olarak yorumlandı. Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca, İmralı Cezaevi’nde “özel bir rejim” uygulandığını söyledi.
BDP’nin talebi ortada duruyor
Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmemesi üzerine DTK ve BDP de daha önce defalarca Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulunmuştu. Ancak Adalet Bakanlığı bugüne kadar yapılan bütün başvurulara olumsuz yanıt verdi.
Ahmet Türk: İmralı’ya gitmek istiyoruz
DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, İmralı’ya gitme taleplerini yeniledi. ANF’ye konuşan Türk, İmralı‘ya gitmek istediklerini ve bunun için heyet oluşturmaya hazır olduklarını açıkladı: “Talebimizi yapıyoruz; Parlamento grubunu oraya göndermek gerekiyor. Bir komisyon olarak, heyet olarak İmralı’ya giderek Sayın Öcalan’la görüşmek istiyoruz. Toplumun sorunlarına yanıt olabilmek adına parlamentonun devreye girerek, heyet gönderilmesi lazım. Eğer gerginliğin sona ermesini istiyorlarsa, bir halkın ‘önderimdir’ dediği kişi için önce bu adımın atılması şart ve artık geciktirilemez.”
Ahmet Türk, AKP’nin Kürt sorununda samimi olmadığını ve projesinin bulunmadığını vurguladı. Türk, yaşanılan bir yıllık sürecin, bu yaklaşıma rağmen toplumda bir kırılma yaratmadığını dile getirdi ve ekledi: “AKP Hükümeti Kürt sorununda samimi değil. Samimi olmadığı için projesi de yok ve bu nedenle bocalıyor. Şimdi, nasıl bir yöntem açığa çıkaracağı konusunda tereddütlü davranıyor.”
Toplumun genelinde çözüm için bir yumuşamanın olduğunu, birçok tartışmanın artık yapılabilir hale geldiğini kaydeden Ahmet Türk, “Geçmişte ‘ev hapsi’ konusu geçtiğinde kıyamet kopuyordu. Demokratik özerklikten söz edildiğinde kıyamet kopuyordu. Oysa artık insanlar bunları da gündemine almış ve tartışır durumda” dedi.
Türk, AKP Hükümeti’nin Kürtleri halk ve kendi hukukları olan bir toplum olarak kabul etmesi gerektiğini, çözümün böylece mümkün olacağını ifade ederek, “Aksi takdirde, anayasayı da tartışsanız, açılımı da gündeme getirseniz, Kürtleri halk ve hukuku olanlar şeklinde kabul etmezseniz, buradan çözüm çıkmaz. Önce bu bakış açısını, anlayışı değiştirmek zorundalar” diye konuştu.
AKP’yi, Öcalan’a uyguladığı tecridin çözümsüzlük politikası olduğunu görmeye çağıran Türk, şöyle devam etti: “Aslında görüyorlar da. Tecritle çözüm alamayacağını, halkı sindiremeyeceğini Kürtler kendisine gösterdi. Cesaretleri olmadığı için süreci böyle götürüyorlar. Ancak şunu bilsinler ki; tecrit devam ettiği sürece diyalogun da çözüm olamayacağı açıktır.”
Türk, parlamentoda her konuda birçok milletvekiliyle görüşmeler yaptıklarını ancak söz konusu Öcalan olduğunda adım atmaktan kaçındıklarını vurgulayarak, milletvekillerine ‘devreye girin’ çağrısında bulundu. Türk, Amed’de Öcalan’a özgürlük talebiyle 14 Temmuz’da yapacakları mitingde bu konuyla ilgili yol haritalarını da açıklayacaklarının bilgisini verdi.
13 yıldır işkence altında
Abdullah Öcalan’ın İmralı’da olmadığı ve Bursa’da MİT’e ait bir misafirhanede zaman zaman kaldığı ile ilgili iddiaların gündeme getirilmesi ile ilgili bir soru üzerine BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da şunları söyledi: “Adalet Bakanı da açıkladı. Bizim bildiğimiz şudur, ‘Sayın’ Öcalan 1999 yılından beri İmralı’da 10 metrelik bir beton çukurda kesintisiz işkence altındadır. Ne bir misafirhanededir, ne de başka bir yerdedir. Bir halkın ‘önderim’ dediği kişi devlet tarafından 13 yıldır işkence altında kesintisiz bir saldırı altında tutuluyor. Bunun ötesindeki hiçbir açıklamanın, hiçbir değeri yoktur. Uygulanan tecritin de bilinçli bir tecrit olduğu Adalet Bakanı tarafından da zaten açıkça itiraf edilmiştir. ‘İsteyen gidip görebilir’ diyor ama, avukatları tam 11 aydır İmralı’ya gidemiyorlar. Bunu da bilinçli uyguladıklarını, avukatlarıyla görüştürme politikasının sürdüğünü Bakan kendisi itiraf etmiş durumda. Kimse sağa sola çekmesin İmralı bir işkence sistemidir. ‘Sayın’ Öcalan da 13 yıldır o kesintisiz işkence sistemine karşı direnmektedir. Öbür türlü açıklamaları tamamı maniplatiftir.”