PKK’li ve PAJK’lı tutsakların başlattığı açlık grevleri 51’nci gününde devam ederken, Şakran 3 Nolu T Tipi Cezaevi’nden eyleme katılan tutsaklar yazdıkları mektupta, “Öcalan’ın etrafında canlı kalkan olacağız” dedi.
PKK’li ve PAJK’lı tutsakların başlatmış olduğu ve 51’nci gününe giren açlık grevleri devam ediyor. Şakran 3 Nolu T Tipi Cezaevi’nde 5 Ekim’den itibaren eylemde olan tutsaklardan Suat Gürbüz, Mevlüt Tekin, Agit Bilir, Abdurrahim Çetinkaya, Haki Yorulmaz, Mirza Öztekin, Vahap Kuzu, Azat Esin, Hasan Bilir ve Zana Yatkın açlık grevlerine ilişkin düşüncelerini yazdıkları mektupta anlattı.
Suat GÜRBÜZ: Ülkemiz ağır bir savaş durumunu yaşıyor. Yaşanan bu durum tamamen Erdoğan ve hükümetinin bir tercihidir. Sayın Öcalan’a 15 aydır uygulanan tecritle devlet tümüyle savaşa kendini entegre etmiş. Savaşın hedefi ise halkımızın özgür gelecek ve onurlu bir yaşan için direnişini kırmaktır. Bu faşizan politikalara karşı halkımız inançlı ve kararlı bir biçimde mücadelesini sürdürmektedir. Bu direniş hamlesinin bir parçası olmak için açlık grevine girmiş bulunmaktayım. Bu zulüm ve baskı ortamında ancak direnerek ayakta kalabiliriz. 21. yüzyılda kazanan Kütler olacaktır.
Mevlüt TEKİN: Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan bizim geçmişimiz ve geleceğimizdir. Hem tarihimize olan borcumuzun hem geleceğimize olan umudumuzun, inancımızın kesiştiği güncel gerçekliktir. Ve bugünümüzün kodlarını taşıdığına inanıyorum. Ona dönük olan hiçbir yaklaşım sadece ona dönük değildir. Onun üzerinden bir halkın tarihiyle geleceğiyle ve bugünüyle ilgili bir hesaplaşmadır. Daha doğrusu iktidarcı-devletçi sistem, demokratik-özgürlükçü sistemle Sayın Öcalan üzerinden güncel diyalektiği sürdürüyor. Biz bu savaşın tarafıyız. Ve tarafımız adına elimizdeki mücadele araçlarını değerlendiriyoruz. Bizim de katıldığımız halkımızın direnişi ile dost-düşmana kavratacağız. İki temel talebi, Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü ve dilimizin özgürlük özgürlüğünü kişisel ve toplumsal varlığımızın özü olarak görüyorum. Ayrıca direnmek, eylem halinde olmak özgürlükçü yaşamın devrimce yaşamın özü olduğu için de katıldım bu eyleme.

Bedeli neyse ödeyeceğiz
Agit BİLİR: Böyle bir süreçte, özellikle Kürt halkının özgürlüğü için finale yaklaştığı bir dönemde bir Kürt olarak ben de halkımın yanında yer almak istedim. Tabi halkımızın özgürlüğü Sayın Öcalan’ın özgürlüğü ile gerçekleşecektir ki temel talebimiz de Sayın Öcalan’ın özgürlüğüdür. Sürece göre, nasıl ki, Sayın Öcalan etrafında “Güneşimizi karartamazsınız” şiarıyla ateşten bir çember olunup komplo boşa çıkarıldıysa, bugün de bu direniş çemberi ile Sayın Öcalan etrafında canlı kalkanlar olacağız. Ve Önderliğimizin özgürlüğü sağlanıncaya dek bu eylemimiz devam edecektir.
Addurrahim ÇETİNKAYA: Öncelikle Sayın Öcalan 450 günden fazladır tecrittedir. Kendimi bu sürece karşı borçlu görüyorum. Vicdan sahibi hiçbir insanın buna tahammül edebileceğine inanmıyorum. Bedeli neyse ödeyeceğiz. Dosta-düşmana göstereceğiz ki Öcalan’sız olmaz. Sömürgeci düşman hep Sayın Öcalan ile bu bağı koparmaya çalışıyor. Artık bıçak kemiğe dayanmıştır. Sessiz kalamayız. İkinci talebimiz dilimiz üzerinde açık bir soykırım uygulaması vardır. Binlerce yıllık tarihimizi alıp yeni bir dili zorla kabul ettirmeye çalışıyorlar. Biz annemizle, onun dili ile konuşamadığımız için utanç içinde kalmak istemiyoruz. Bizi sütüyle besleyen bir annenin dilinin nasıl unutup, başka bir dili nasıl kabul edebiliriz. Ne olursa olsun anadiliyle konuşmayan bir insan tarihine karşı utanç içindedir. Düşman sistem yıllardır zorla bu dili bize unutturdu; ama bugünden sonra bu dili sahipleniyoruz. Bedeli ne olursa olsun ölüm bile olsa, taleplerimizi sonuna kadar savunacağız. Varlığımızı, dilimizi korumak için ve Kürt Halk Önderi’ni özgürleştirmek için bu eyleme katıldım. Geri adım atmayacağız.
Haki YORULMAZ: Kürt Halk Önderi’nin özgürlüğü Kürt halkının özgürlüğü olduğu için öncelikle  Sayın Öcalan’ın özgürlüğü için bu eyleme katıldım. Sayın Öcalan özgürleşene dek her alanda yürütülen mücadelenin temeli budur. Sonuç alınıncaya dek mücadele sürecektir. Türkiye’de yaşayan yaklaşık 20 milyon Kürdün dili olan Kürtçe için yasakçı ve inkarcı politikalar devam etmektedir. Bunları protesto ediyor ve her halk gibi kendi anadilimizde yaşamanın önündeki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Sessiz kalmamız düşünülemezdi

Mirza ÖZTEKİN: Önderliğimiz ve anadilimizin üstündeki zorbalığın tecridin kangrene dönüşmesinden dolayı eyleme katıldım. Önderliğimiz şahsında Kürt halkına ve Kürde tecrit uygulanmaktadır. Türkiye’nin modern çözümsüzlüğünde ısrarcı-savaşçı tutumu ve bu tutumun yansıması olarak uzun zamandır önderliğimize uygulanan tecrit imhaya kadar varmıştır. Bundan dolayı hiçbir Kürdün buna sessiz kalması beklenemez. Dolayısıyla eylemimizle bedenlerimizi Kürt Halk Önderi için bedel ödemeye yatırıyoruz. Eylemimizden hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğiz. Tek şartımızın Kürt Halk Önderi ve anadilimizin üzerindeki tecridin kaldırılması olacaktır.
Vahap KUZU: Kürt Önderi 450 günü aşkın süredir tecrittedir. Kürt Halk Önderi ve halkımız ve bizler Kürt özgürlük mücadelesi arasındaki bağ koparılmak isteniyor. AKP, Sayın Abdullah Öcalan üzerinden Kürt hareketini ve bir bütün Kürtleri tasfiye etmek istiyor. Buna sessiz kalmamız düşünülemezdi. Yine hem kişisel hayatımızda hem de tüm toplumsal alanlarda ve mahkemelerde tabi anadilimizde kendimiz ifade etmek istiyoruz. Soykırımcı sistem dilimiz üzerinde aslında toplumsal yaşam hakkımız elimizden almaya çalışıyor. Ben bu değerlere bağlılığımdan dolayı böyle bir eyleme katılıyorum.
Azat ESİN: Bu eyleme katılmak böyle bir süreçte tepkimiz ve taleplerimizi ortaya koymak her şeyden evvel onursal bir tavırdır. İmralı sistemiyle artık zulmü örtme gereği bile duymuyorlar ve en ağır bir biçimde uyguluyorlar. Bizler de bedenimizi ortaya koyup bu sistemi parçalamayı hedefliyoruz. İmralı’daki zulüm sistemini ve dilimiz üzerindeki asimilasyoncu-soykırımcı politikaları sonlandırmak temel taleplerimizdir. Ve bu talepler karşılanana dek direnişimiz sürecektir.

Zafer direnenlerin olacaktır

Hasan BİLİR: Kürt sorununda, bu halkın bir evladı olarak artık insan onuruna yakışır barışçıl kalıcı bir çözüm getirilmesini istiyoruz. Ve Sayın Öcalan üzerindeki tecridin bir an önce sonlandırılması, sağlığı özgürlüğü ve güvenliğinin sağlanmasını istiyoruz. Yine Kürtlerin başta mahkemeler ve okullar olmak üzere bu ülkenin her alanında kendilerini Kürtçe ifade etmelerinin anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz. Bunlar için böyle bir eyleme katıldım. Benim için bir şeref ve beni yaşama daha güçlü bağlayan bir motivasyon kaynağıdır bu eylem.
Zana YATKIN: Kürtlere yönelik imha saldırılarını direnişle boşa çıkarıldığına daha önce de Amed zindan direnişi ve Sayın Öcalan’ın İmralı direnişinde de gördük. Şimdi halkımızın başlattığı kapsamlı direnişi komploları boşa çıkarma direnişi olarak görüyor ve katılıyorum. Bizler içerisine girmiş olduğumuz süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemleriyle direniş ve zafer çizgisine bağlı kalarak halkımıza ve halkımızın siyasi iradesine layık olmaya çalışıyoruz. Bunun bir gereği olarak Kürt Halk Önderi’nin güvenliği, sağlığı ve özgün hareket koşulları sağlanıncaya ve anadilimiz Kürtçe üzerindeki tüm engeller kaldırılıncaya kadar eylemimizi sürdüreceğiz. Ne pahasına olursa olsun, halkımız ve Kürt Hareketi Önderi’nin özgür buluşması gerçekleştirecektir. Zafer onuruyla direnenlerin olacaktır.

DİHA/ANKARA/İZMİR