
Ancak Türk Hükümeti’nden benzer bir gayret ve tutumun görülmediğini kaydeden Demirtaş, İmralı‘ya gidecek heyete müdahale ile Bakan Beşir Atalay’ın son açıklamalarının da sürece hizmetten uzak olduğunu söyledi. Türk Hükümeti’nin ve Başbakan Erdoğan’ın kompleksli, kaprisli ve çocukça davranışların yanı sıra bilinçli ve planlı manipülatif operasyonlar da yürüttüğünü belirten Selahattin Demirtaş, bütün bunların üstesinden gelecek inanç ve kararlılıkta olduklarının altını çizdi.
Siyaset yapma olanağını Türk tarafının lütfuyla bulmadıklarını vurgulayan Demirtaş, BDP milletvekilleri hakkında 1 milyon yıl hapis cezası istendiğini, 10 bin siyasetçinin rehin alındığını, 130 kişinin yasal gösterilerde katledildiğini anımsattı. Halkla birlikte ve halkın hizmetinde doğru bildiklerini ifade ettiklerini ve bunun için mücadele etmekte tereddüt etmeyeceklerini söyleyen Demirtaş, Türk Hükümeti’ni sorunun ağırlığına uygun ciddiyete ve çözüme davet etti. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak ise seçim hazırlıkları ve stratejileri hakkında bilgi vermenin yanı sıra Kobanê’ye yaptıkları taziye ziyareti nedeniyle hem gözlemlerini paylaştı hem de Türk Hükümeti’nin tavrını sert bir dille eleştirerek, uyarılarda bulundu.
BDP Eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ve Gültan Kışanak, gündemdeki konulara ilişkin Amed'de Cegerxwîn Kültür Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi. Çok sayıda ulusal ve yerel basın mensubu tarafından takip edilen toplantında ilk konuşmayı Demirtaş yaptı. Kimsenin kimseye kurban edilmediği bir bayram dileğinde bulunarak sözlerine başlayan Demirtaş, kanın çokça aktığı bir coğrafyada en çok ihtiyaç duyulanın "barış" olduğunu vurguladı. Demirtaş, "Ölüm çatışma içerisinde bayramları karşılıyoruz. Bugün Kürt sorunundan kaynaklı Kuzey'de savaş durmuş durumda, ama tümüyle durmuş bir çatışma ve bitmiş bir savaştan söz edemeyiz. Şuan Türkiye'nin Rojava'ya yönelik çeteler ile birlikte müdahalesi sürüyor" dedi.
Yerel seçim hazırlıkları
Ardından yerel seçim gündemine değinen Demirtaş, seçimlere resmi olarak start verdiklerini ifade etti. Çalışmalarının yaklaşık bir yıldır il, ilçe ve beldelerde sürdüğünü ifade eden Demirtaş, yine seçim çerçevesinde adaylık başvurularının da başladığını ve 25 Ekim gününe kadar devam edeceğini kaydetti. Adaylık başvurularının mümkün olduğu kadar şeffaf eğilim yoklamaları ve kimi yerlerde de ön seçimler ile sağlanacağını anımsatan Demirtaş, bu kapsamda kadın kotasının 23 merkezde uygulanacağını fakat bunu yetersiz gördüklerini ifade etti.
Öcalan'a övgüler konusu
Son günlerdeki tartışma ve gelişmelere de sözü getiren Demirtaş, şöyle devam etti: "Hükümetin yarattığı çocukça davranışlar, ciddiyetsizlikler nedeniyle 2-3 gündür İmralı'ya gidemedik. Biz Sayın Öcalan'ı esas aldık, hükümeti değil. 15 günde bir bu görüşmelerin olması gerekiyordu. Fakat hükümetin davranışları bu sürece denk düşmüyor. Ortadoğu'nun en büyük sorunu yüzyılın sorunu ile uğraşıyoruz, ama Başbakan kaprisli, kompleksli bir tutumla yaklaşıyor. Yapılacak toplantıda ortaya çıkanları halkımızla paylaşılacaktır. Eşbaşkanlar olarak tutumumuzu belirledik, halkımızla paylaştık. Biz sokaktaki tabanımızın, halkımızın sesi olmaya çalıştık. Bize oy veren, demokrasi mücadelesi yürüten bütün kesimler bizim ortaya koyduğumuz tutumun arkasındalar. Biz hükümete hoş görünmek için bir tutum içerisinde olmadık, olmayacağız. BDP bu çizgide ısrarcı olacaktır, kimseye boyun eğecek bir siyaset yürütmeyecektir. Hükümetin Sayın Öcalan'ın olgun bir siyasetçi olduğu konusundaki düşüncelerini değerli buluyoruz. Hükümetin bu noktaya gelmesi değerlidir. PKK'lilerin gerçekten makul siyasetçi oldukları tespitlerine katılıyoruz. Hükümetin yıllar sonra bunu anlamış olması sevindiricidir, çözüm adına umut vericidir. Hükümetin şimdi bu makul ve olgun siyasetçilerle müzakere yürütmesini bekliyoruz."
Görüşmeler müzakere değildi
Basın mensuplarının Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'ın önceki gün BDP ile ilgili değerlendirmelerini hatırlattığı soruya cevap veren Demirtaş, şunları söyledi: "Şunu açık yüreklilikle ifade edeyim; bugüne kadar hükümet ile BDP arasında görüşmeler yapıldı. Ama bunların hiçbiri müzakere olarak yürütülmedi. Biz çocuk oyunu oynamıyoruz. BDP heyeti beş toplantıdan pakette ortaklaşmak, birlikte çalışmak istemiştir. Mümkünse diğer partilerle çalışma teklifi sunmuştur. Ama kendileri paylaşmayı, tek bir maddede bile ortaklaşmayı kabul etmemiştir. Kamuoyu herkes bilsin, BDP heyeti ile şuana kadar hiçbir müzakere yapılmadı. Israrlarımıza rağmen BDP heyeti ile müzakere formatında yapılan tek bir görüşme yoktur. Buyurun Beşir Bey çıksın açıklasın. Kimse yalan konuşmasın, dürüst olsunlar. Bugün Kürt siyasetçileri ortaya çıkıp konuşuyormuş, bu da onların yarattığı ortam sayesindeymiş. Sadece AKP Hükümeti döneminde 1 milyon yıl milletvekillerimiz hakkında ceza istenmiştir. 5 milletvekilimiz içerde. 10 bin siyasetçimizi tutukladınız. 130 kişiyi gösterilerde silahla öldürdünüz. Neyin imkanından söz ediyorsunuz? O nedenle hükümet bizimle ilgili çarpıtma, yalan yanlış bilgiler vermekten vazgeçmelidir."
'Kritik bir görüşme olacak'
Son olarak Öcalan'ın BDP'li iki Grup Başkanvekili ile yapacağı görüşmenin hatırlatıldığı toplantıda Demirtaş, son görüşmenin "kritik" olacağının altını çizdi: "İmralı'da kritik bir görüşme olacağı kesin. Sayın Öcalan'ın görüşlerini öncelikle görmemiz gerekiyor. Kandil ziyareti de ihtimal dahilindedir. Muhtemelen bir heyetimiz önümüzdeki günlerde KCK yöneticileriyle biraraya gelip değerlendirme yapacaktır. Öbür türlüsü savaştır, kandır… Öbür türlüsünü arzulamıyoruz. Sayın Öcalan bu çaba içerisinde, Kandil bu çaba içerisinde. Hükümet samimi yaklaşırsa süreç ilerleyebilir. Ama hepimizi kaygılandıran bir durumun olduğu da gerçektir. Ocak ayından bu yana heyetlerimiz İmralı'ya ve Kandil'e giderek görüşmeler yapıyor. Hükümet 'geri çekilme ve ateşkes olursa, biz Abdullah Öcalan'ın dış dünya ile irtibatını kuracağız' dedi. Hükümetin bizzat bakanı bunu dedi. Zaten olması gereken de budur. Yapıldı mı peki? Hayır yapılmadı. Niye yapılmadı açıklasınlar. Halen heyetlerimize müdahale ediliyor. Az önce ifade ettiğim şey yasadışı bir şey midir? Söz verdiğiniz insana, niye o sözü yerine getirmiyorsunuz? Müzakereyi yürüten baş aktörün dışarı ile bağının olması, demokratikleşmeyi hızlandıracaktır."
Kışanak: İki katına çıkacak
Demirtaş'ın değerlendirmesinin ardından parti olarak seçime dair strateji ve planlamalarına ilişkin bilgi veren BDP Eşbaşkanı Kışanak, AKP'nin "Beni izlemeye devam edin, arkası yarın" siyasetinin sonuna gelindiğini söyledi. BDP olarak Türkiye genelinde güçlü bir seçim çalışması yürüttüklerini ifade eden Kışanak, "Herkesi şaşırtacak derecede halkın BDP'ye büyük bir teveccühü var ve bunu 2014 seçimlerinde herkes görecek. Bu bir partinin değil bir halkın tutumudur. Şimdiye kadar örgütlü olamadığımız, gidemediğimiz ilçe ve beldelerde teşkilatlarımız açıldı. Partimize karşı büyük bir ilgi ve alaka var. Yereldeki sayımızı en az iki katına kadar çıkaracak bir durumla karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz" dedi.
Merkeziyetçilikle yönetilemez
Demokratik Özerklik modelinin Türkiye'de yeteri kadar tartışılmadığını fakat 21'inci yüzyıl demokrasisinin temel kriterinin yerinde yönetim modeli olduğuna işaret eden Kışanak, Türkiye'nin artık bu kadar katı merkeziyetçi bir şekilde yönetilemeyeceğinin çok açık olduğunu dile getirdi. 2014 yerel seçimlerini halkın kendisini yerinde yönetmesi olarak gördüklerini ve bunun Kürt sorununun çözümüne de katkı sunacağını ifade eden Kışanak, "Halkımızın sadece merkezi hükümetten istem ve taleplerde bulunmanın ötesinde bir durumdur. 'Biz yerelden ve yerinden halk iktidarını inşaa edebiliriz. Halkın kendi kendini yönettiği, kendi sorunlarına çözüm bulduğu bir yönetimi inşaa edebiliriz' iddiasıdır. Bu nedenle biz bu seçimlerin aynı zamanda hükümetin gündemine almadığı, konuşmaktan kaçındığı bu çözüm olanağını halkın gücüyle ortaya çıkarıyoruz" diye devam etti.
'Kadınlar gelin aday olun…'
Kürt siyasetinde kadının önemi ve kadının Kürt siyasetindeki önemine uzunca değinen Kışanak, en "geri" ve en "feodal" yerlerde dahi kadın aday talebinin bulunduğuna dikkat çekti. Bu durumun kadınların ortaya koyduğu mücadele geleneğine olan güvenden kaynaklandığına işaret eden Kışanak, belirlenen 23 merkezli kadın kotasının talebe göre daha da genişletilebileceğini dile getirdi. Kışanak, şöyle devam etti: "Bizler de kadınlar olarak halkın bu güvenine layık olmaya çalışacağız. Bu güveni boşa çıkartmayan bir duruş ve yaklaşım içerisinde olacağız. Halkımızın tüm değerlerine sonuna kadar saygılı, siyasette ve temsiliyette açığa çıkarmaya çalışacağız. Tüm kadınlara çağrı yapıyorum; BDP bir kadın partisidir, sizin partinizdir. Gelin aday olun, demokratik yarışa katılın. Alevi kadınlar, başörtülü kadınlar, ev kadınları gelsin açıkça bu partide kendisini aday olarak ortaya koysun. Hem kadın özgürlüğünü, hem Kürt sorununun çözümünü birlikte omuzlayalım, başaralım."
Rojava'da yanlıştan dönün!
Çeteler ile girdiği çatışmada yaşamını yitiren PYD Eşbaşkanı Salih Muslim'in oğlu Şervan Muslim için Rojava'ya yaptıkları taziye ziyaretini hatırlatan Kışanak, gözlemlerini paylaştı: "Açıkça orada şunu gördük; Kürtler orada büyük bir özveri ile kendilerine demokratik bir gelecek kuruyorlar. Bir abluka altındalar. Kobanê'de bunu çok açık gördük. Kobanê çok büyük bir şehir. Şehir merkezi ve köyleriyle birlikte halk yönetimi devralmış durumda. Bütün kurumlar halkın hizmetindedir. Belediyesi, sağlık kurumları, kamu kurumları, küçük atölyeleri tamamen halkın hizmetindedir. Halk da bu konuda büyük bir özveriyle kendi sosyal geleceğini garantiye almaya çalışıyor. İki yıldır Suriye ile diğer bölgelerle bütün bağlantıları kesilmiştir. Zaten ekonomik, sosyal hayatı devam ettirme olanağı kalmamıştır. Kobanê'nın tek dünya ile irtibat kurabileceği kapı, Suruç'taki Mürşit Pınar Sınır Kapısı, Türkiye'dir. Ancak Türkiye bu sınırı ticarete kapatıyor. İnsani yardıma sınırlı olarak açıyor. Fakat bu yetmiyor. Orada yaklaşık 500 bin insan var. Suriye'nin çatışmasından canını kurtarmış olarak gelen insanlar var. Hastanede ilaç yok, tıbbi araç ve gereçler bozulmuş. Tarım ve hayvancılık yapılmıyor, buğdayı işleyebilecek yerler yok. Türkiye Rojavalıların alınteri ile ürettiği tahılı almıyor, izin vermiyor."
Kürtler nereye gidecek?
Türk Hükümeti'ni eleştiren Gültan Kışanak, şunları dile getirdi: "Hani Gazze'deki ambargoya karşıydınız? Sen niye milyonlarca Kürde ambargo uyguluyorsun? Çetelere silah, malzeme gidiyor ama oradaki Kürtler kendi buğdayını getirip Türkiye'de satamıyor. Bunun adı ambargodur, bunun adı ablukadır. Bu ablukayı uygulayan da Türkiye'dir. Esed'in diktatör olduğunu söyleyen Türkiye, Kürtleri Esed'e muhtaç hale getirmeye çalışıyor. Kürtler nereye gidecek? Bu ambargo ve abluka asla kabul edilemez. Sadece Kobanê'de değil, Serêkaniyê, Efrîn ve Qamişlo'da da aynı ambargo devam ediyor. Bu da yetmiyor Nusaybin'de şimdi duvar örülüyor. Eğer Türkiye, İsrail rolüne soyunuyorsa, Kürtler de Filistin olmayı bilirler. Eğer Türkiye yönetimi İsrail rolüne soyunacaksa, duvarlar örecekse, ambagro uygulayacaksa, Kürtler de Filistin halkı kadar onurlu bir direnişi sergileyebilirler. Kürtler de Filistin olmayı bilirler. Hükümet ya bu yanlıştan vazgeçecek ya da bedelini ödeyecek."
'Ölüme mahkum ediyor'
"Kürt sorunu çözüleceksen Rojava'ya ambargo uygulayamazsınız. Nusaybin'e duvar öremezsin! Kürt siyasi tutuklularını içeride tutamazsın!" diye uyarılarda bulunan Kışanak, Nusaybin'e duvar örülmesinin, Rojava'ya ambargo uygulanmasının süreci baltalamak anlamına geldiğini ifade etti. Kışanak, "Kim Rojava'ya ambargo uyguluyor ve halkı ilaçsızlıktan ölüme mahkum ediyorsa, Kürt sorununun çözmek istemeyen odur? Halkımız da gerçeği görüyor ve buna göre tutumunu alacaktır. Ben bu konuda bir kez daha her şeye rağmen hükümeti bu yanlıştan dönmeye davet ediyorum. Hükümet bu yanlışı terk etmelidir" dedi.
DİHA/AMED