Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın İspanyolca ve Katalanca’ya çevrilen Demokratik Uygarlık Manifestosu ülke genelinde 80 kitapçıda raflardaki yerini aldı.

Kitabı yayımlayan Descontrol Editorial yayınevinden Hector Cleris, Öcalan’ın fikirlerinin Batı toplumlarındaki sol hareketler için oldukça önemli olduğunu belirtiyor. 

Descontrol Editorial editörlerinden Hector Cleris, “Abdullah Öcalan’ın demokratik konfederalizm paradigması ve anti kapitalist düşünceleri çok önemli buluyoruz. İspanya’daki anti kapitalist ve muhalif kesimlere iyi bir kaynak olduğunu düşüncesindeyiz’’ diyor.

Descontrol Editorial’ın merkezi Barcelona’da bulunuyor. Şimdiye kadar 100 civarında kitap yayımlayan yayınevi, daha çok sol ve muhalif kitapları basıyor. Kooperatif tarzında işleyen Descontrol Editorial yayınevi 25 ile 35 yaş arasında değişen gençler tarafından kurulmuş.

Hector Cleris ile Öcalan’ın Demokratik Uygarlık Manifestosu ve Öcalan’ın sol, anarşist ve marksizme yönelik eleştirilerini konuştuk...


Öcalan’ın kitabı İspanyolca ve Katalanca‘ya ne zaman çevrildi?

Latin Amerika’da daha önce İspanyolca baskısı çıktı. Ancak İspanya’da Haziran ayın başında ilk baskısı yapıldı. İspanyolca ile birlikte biz Katalancaya çevirip, her iki dilde yayımladık.


Ne kadar basıldı?

İlk, 3 ay için 1000 adet basıldı. Kağıt baskısı dışında, dijital olarak da hazırlandı. Her 3 ayda bir her iki dilde de yeni basımı olacak.


Kitap Katalonya ve İspanya’nın kaç noktasında satışı yapılacak?

Katalonya’da 30 kitapçıda. Bütün İspanya genelinde ise 80 noktada satılacak. İnternet üzerinde de kitap satışlarımız olacak.


Öcalan’ın demokratik konfederalizm düşüncelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Marksistler, feminist, anarşistler, yeterince değişime ayak uyduramadılar, çok geri kaldılar. Öcalan, bunları eleştiriyor. Bence yerinde olan eleştirilerdir. Demokratik konfederalizm konseptinde çok ihtiyaç duyduğumuz tespit ve analizler var. Batıdaki devrimci hareketler bunu örnek alması gerekiyor.


Nasıl yani?

Ataerkil sistem, uygarlık, devlet, kapitalizm konularında yaptığı analiz ve eleştiriler dikkatimizi çekiyor. Biz bunu kendimiz için önemli görüyoruz. Üzerinde konuşma, tartışma ve burada kendi koşullarıma göre uyarlamak için. Bizim gibi sol hareketler için can alıcı bir öneme sahip, Öcalan’ın bu fikirleri. Öcalan’ın söyledikleri, Kürt kadınları ya da sadece Ortadoğu kadınlarını değil burası için de geçerlidir. Yine öz savunma sistemi oldukça ilginç. Neden bütün halkların ve grupların öz savunma sistemleri olmasın? Dahiyane ve parlak olan bütün sol akımların görüşlerini bir konu altında sentezliyor. 


Avrupa’da böyle bir şeye neden ihtiyaç olsun ki?

Kapitalist modernite de yaşadığımız bir ortamda politik öz savunma, ekonomik öz savunma, ideolojik öz savunma sosyal öz savunma ve toplumsal öz savunma gerekli. Belki günümüzde fiziki bir baskı yok, bunun için bu öz savunma görünmeyebilir ama önümüzdeki dönemde gerekebilir. Çünkü toplum her yönüyle teslim alındığı için sistem fiziki bir baskıya ihtiyaç duymuyor. Toplumlar batıda pasifize edildiği için kapitalist modernite fiziki bir baskıya baş vurmuyor. Aslında bu toplumların içerisinde bulunduğu durum çok daha vahim. Büyük bir psikolojik ve ruhsal baskı var. 


Öcalan’ın marksizme yönelik eleştirileri nasıl değerleniyorsunuz?

Ben anarşist biriyim. Öcalan’ın marksizme, sistem ve sol hareketlerine yönelik eleştirilerini doğru buluyorum. Bana göre doğru ve yerinde tespitler. Hakikate ulaşmak, doğrunun bulunması için bu tür eleştiriler yapılmalı ki kaoslardan çıkış yapılabilsin.


Kürtlerin başta Rojava’da olmak üzere Ortadoğu’daki özgürlük mücadelesini takip ediyor musunuz?

5 yıl öncesine kadar sadece Filistin halkının mücadelesi tanılıyordu. Kürdistan o zamana kadar tanınmıyordu yetirince. Ancak Rojava devrimiyle birlikte devrimci ve sosyal hareketler Rojava etrafında bütünleştiler. Bugün Kürdistan, bütün dünyada tartışılıyor, takip ediliyor. Oldukça büyük bir ilgi var. Birçok hareket için Kürdistan devrimi bir referans duruma gelmiş. Günümüzde dünyada iki devrimci referans var. Biri Rojava diğeri de Zapatistler. Rojava bize 19 yüzyılda İspanya’daki kantonal devrim ile 1936 yılında faşizme karşı halk devrimini, anımsatıyor.

Eğer batıda demokratik konfederalizmi yayacaksak Kuzey Kürdistan devrimini esas almamız geriyor. Bizim için referans Kuzey Kürdistan’dır. Çünkü Türkiye gibi sert ve katı kurallarla yönetilen ulus devlet ve baskı uygulayan bir rejime karşı direniş biçin için örnek teşkil ediyor. Biz Kuzey Kürdistan’daki Kürt gençlerin mücadelesini büyük bir sempati ve endişeyle izliyoruz.



Ali Güler / 
Barcelona