Öcalan’ın özgürlüğü için dünyadan 22 çağrı

Dosya Haberleri —

16 Şubat 2021 Salı - 10:09

  •  “Öcalan hapisteyken dünyanın en yaratıcı düşünürleri arasına girdi. O, çok kültürlü demokrasiye, kadın haklarına, ekolojik bir ekonomiye ve barışa dair vizyonları olan biri. Türkiye artık korsan bir devlet olmaya başladı, bu saldırganlığa son verip Öcalan’ı serbest bırakmalı. BM daha fazlasını yapmalı ve Türkiye’ye baskı uygulamalı.”

EREM KANSOY

Aralarında farklı ülkelerden parlamenterlerin, siyasi parti temsilcilerinin ve büyük sendikaların yöneticilerinin de olduğu 22 isim, Türkiye’nin saldırgan politikalarını eleştirdi, Öcalan’ın özgürlüğünü talep etti ve uluslararası topluma Türk devletinin işlediği suçlara karşı harekete geçme çağrısı yaptı.

 

Andrew Feinstien (Eski Güney Afrika Parlamentosu Milletvekili, Nelson Mandela’nın yoldaşı): Halkı için adalet, eşitlik ve bağımsızlık arayan Öcalan’ı alıp ‘suçlu’ ve ‘terörist’ diye damgaladılar. Margaret Thatcher ve Ronald Reagan’ın benim eski patronum Nelson Mandela’yı terörist olarak tanımladıklarını hatırlıyorum, aynı durum. Öcalan’ın şu anki hücre koşulları, Nelson Mandela ve arkadaşlarının 27 sene kaldığı Robin Adalarındaki koşullardan bile daha kötü. Uluslararası kurumlar, bu koşulları kesinlikle kabul etmemeli. Fakat batılı ülkeler, ABD ve Birleşik Krallık öncülüğünde Erdoğan’ın bu korkunç rejimini destekliyor. Nelson Mandela ve diğer özgürlük liderleriyle omuz omuza duran Öcalan’ın tutsaklığına bir an önce son verilmeli ve Kürt halkının istekleri yerine getirilmeli.

Julie Ward (İngiltere İşçi Partisinden Avrupa Parlamentosu eski üyesi): 22 yıl önce ne olduğunu birçok yetkili de biliyor ama halka açıklamıyorlar. Öcalan, dünyadaki ilericiler için çok önemli ve harekete geçirici bir figür ve dönemin otoriteleri onu bir şekilde susturmaya çalıştı. Öcalan’ı insanlara ulaşamayacağı, fikirlerini yayamayacağı bir noktaya getirmek istediler. Ama 22 yıl sonra görüyoruz ki büyük bir uluslararası hareket, Öcalan’ın özgürlüğü için çağrı yapıyor. Bu, Birleşmiş Milletler’e, Türkiye’ye ve Kürtlere çok anlamlı bir mesajdır.

Margaret Owen (İnsan hakları avukatı): Öcalan Türkiye’de barış için kilit isim ama fikirleri ayrıca dünyadaki herkes için daha demokratik ve özgür bir yaşam için izlenecek bir yol sunuyor. Tarihte hiç kimsenin kadınların eşitliğinin önemini ve demokrasinin kökeni olduğunu Öcalan kadar anlamadığını düşünüyorum.

Les Levidow (Toplumların Kriminalize Edilmesine Karşı Kampanya’nın [CAMPACC] kurucusu): Türkiye Kürtleri, özellikle de Öcalan’ı susturmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler de PKK’yi Türkiye’nin çabaları sonucunda terör örgütleri listesine almış durumda. PKK’nin bu listeden çıkarılması gerekiyor. Nasıl ki 2005’te intifada sırasında Filistin halkıyla dayanışma hareketinde yer aldıysam, bugün de Kürtlerle dayanışma içindeyim.

Jean-Christophe Sellin (Fransa Sol Parti Üyesi, Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi [Anomise] Dış İlişkiler Sorumlusu): Dünyadaki en önemli siyasi tutsaklarından biri olan Öcalan’ın halen hapiste olduğunu görmek, gerçekten çok üzücü. Bence Öcalan, Ortadoğu’ya çözüm getirebilecek en önemli isimlerden biri. Sadece Kürtler için değil, Türkiye ve diğer bölgeler için “demokratik konfederalizm” modelini inşa edebildi. Bu, bütün dünya halkları için bir çözüm. Öcalan, Kürtler için Nelson Mandela gibidir. Bence ancak o masada olursa Ortadoğu’daki tüm insanlar için eşit bir çözüm gelişebilir.

Kariane Westrheim (AB Türkiye Sivil Komisyonu [EUTCC] Başkanı): Türkiye’de rejimin Öcalan’ın ve Kürtlerin mücadelesinin hiçbir zaman bitmeyeceğini anlaması gerekiyor. Avrupa’daki Öcalan’ı ve Kürtleri destekleyenler olarak biz de hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz. Çağrımız, Öcalan’ın serbest bırakılmasıdır, çünkü o serbest olmadığı sürece bir gelecek mümkün değildir. Avrupa Birliği’nde birçok politikacı ve politik grup da Öcalan’ın Ortadoğu’ya barış getirebilecek tek isim olduğunu, serbest bırakılmasının ne denli önemli olduğunu anlıyor. Sayın Öcalan’ın serbest bırakılması, Ortadoğu’ya barışı getirmek için tek umuttur. Eminim ki Erdoğan da bunu anlıyor ama yapacak kapasitesi yok. Erdoğan, bir şeyleri çözmek için adım atabilecek bir insan değil.

Johannes De Jogn (Sallux Enstitüsü Direktörü): Demokratik Konfederalizm, üretim araçlarının kontrolünün devlete değil halka ait olması gerektiğini söyleyen bir paylaşımcı ekonomi modeli ve Suriye’de kurulan kooperatif ve komünler bu düşüncenin gerçeğe dönüştürülebildiğini kanıtlıyor. Bizim katolik düşüncemiz de paylaşımcılığı esas alıyor, demokratik konfederalizme çok benzeyen kurumları öngörüyor. Bize göre iki yaklaşımın da ulaşmak istediği nokta aynı. Ben Türk devleti ile Kürt halkı arasındaki bu çatışmanın bitmesini umuyorum. Demokratik Konfederalizm düşüncesi, tüm dünyada ortak sorunlara benzer çözümler isteyebileceğimizi gösteriyor. Buradan gelişen bir uluslararası tanınma ile ortak bir nokta bulunabilir.

 

Lydia Samarbaksh (Fransa Komünist Partisi Dış İlişkiler Sorumlusu): Kendi nüfusunun bir bölümünü yargılayan bir rejim ile müreffeh, istikrarlı ve gelişmiş bir devlet kurulamaz. Türkiye’nin geleceği, nüfusunun tüm bileşenlerinin siyasi ve kültürel haklarını tanımasıyla başlayabilir ve bunun da başlangıcı Kürtlerdir. Birleşmiş Milletler nezdinde Türkiye rejiminin yayılmacı projelerine karşı siyasi, diplomatik ve ekonomik baskının artırılması gerekiyor, çünkü bu bölgede barışa ve tüm dünyaya karşı bir tehdit oluşturuyor. Hepimizin ortak çıkarları için Erdoğan’ı durdurmalıyız. Bu mesajla ayrıca Kürt halkına, onların cesaretine partimizde büyük bir hayranlık duyulduğunu söylemek istiyorum. Siz yüz yıl boyunca haklarınız, onurunuz ve bölge halkları ve Türkiye’deki tüm halklar için barış için savaşmaktan vazgeçmediniz. Kürtlerin yaptığı, Türkiye ve Ortadoğu’daki demokrasi çabaları için örnek oluşturuyor. Bizim uluslararası dayanışmamız zayıflamayacak ve Kürt halkının haklarını savunmaya devam edeceğiz.

Nik Matheu (Türkiye’yi Boykot Kampanyası Britanya Sözcüsü): Artık Öcalan’ın özgürlüğünün zamanı geldi. Öcalan, kalıcı barışı getirme rolünü oynayabilecek ve Kürt sorununun çözümü için alternatif cevaplar verebilecek bir isim. Çözümlemeleri sayesinde Libya’dan İran’a bütün Doğu Akdeniz ve Ortadoğu’da demokratik toplum şansına ulaşabiliriz. BM ve diğer uluslararası organizasyonların PKK ve Öcalan’ı halen ‘terör listelerinde’ tutmaları, yangına körükle gitmek gibi. Bizim Öcalan’ın serbest bırakılmasına ihtiyacımız var. Onu 22 yıldır hapiste tutmaları, güçlerinin değil güçsüzlüklerinin belirtisidir. Dünyada ve bölgede demokratik toplum ve özgür bir yaşam isteyenlerin birleşmesiyle Öcalan serbest bırakılacak ve oynaması gereken rolü oynayabilecektir.

Saleh Mamon (Göçmen Toplumların Kriminalizasyonuna Karşı Kampanya [CAMPACC] İngiltere Temsilcisi): Öcalan hapisteyken dünyanın en yaratıcı düşünürleri arasına girdi. O, çok kültürlü demokrasiye, kadın haklarına, ekolojik bir ekonomiye ve barışa dair vizyonları olan biri. Türk devleti, Kürt halkına karşı uyguladığı terörü artık durdurmalı, açlık grevinde olan Kürt siyasi tutsakları serbest bırakmalı. Kobanê’deki direniş ve Rojava’daki inanılmaz gelişmeler, Kürtlere saygıyı artırdı. Bu adaletsizliğe karşı mücadele etmekten başka şans yok. Kürtler, direnen, dayanışan umutlu bir toplum yaratarak kazanacak.

Dr. Amber Huff (Sussex ve Oxford Üniversitelerinden sosyal antropolog): Türk devletine artık yeter demek istiyorum. Öcalan ve diğer siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalı. BM’ye de Türkiye’de çağdışı muameleye maruz kalan halklar için kullanabileceği bir gücü olduğunu hatırlatmak istiyorum. BM üyesi devletlerin Türkiye’ye yönelik silah satışını durdurması, finansal desteği kesmesi, Erdoğan’ın bu terörünün devam etmesine engel olabilir. Kürdistan halkının mücadelesi ve Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm fikri, ilericilerin ilham kaynağına dönüştü. Kürtler ve Öcalan, özgürlük mücadelesinin verildiği, demokratik ve ekolojik toplumların yaratılmak istendiği dünyanın birçok yerindeki insanlar için ilham kaynağı. Kürt halkının yanındayız ve gelişmeleri takip ediyoruz.

Dr. Thomas Milley (Sosyolog ve Öcalan’a Özgürlük Kampanyası destekçisi): Öcalan’a uygulanan tecrit insanlık dışıdır ve uluslararası yasalara da aykırıdır. Bu konuda CPT’nin raporları da ortada. Bu tecritin nedeni, Öcalan’ın Türk milliyetçiliğinin karşısına koyabildiği bir ideolojisinin olmasıdır. Öcalan, barış arayışı içindedir ve bölgede demokratik bir çözüm için kilit isimdir. Umarım CPT ve Avrupa Konseyi gibi kurumlar da sonunda Öcalan’ın özgürlüğünün önemini anlarlar. Artık Ortadoğu ve Türkiye’ye barışı getirecek ismin Öcalan olduğunu görmek zorundalar.

Dr. Felix Padel (İngiliz solunun teorisyenlerinden, Sussex Üniversitesi Öğretim Üyesi): Öcalan’ın yakalanması tam bir skandaldı, uluslararası bir komploda birçok ülkenin istihbarat servisleri birlikte çalıştı. Bu bize aslında bu güçlerin Kürt halkının tüm dünyaya örnek olabilecek demokrasi yaklaşımından korktuklarını gösteriyor. Öcalan bence Kürtler için, gelecek için büyük bir umuttur. Sunduğu model, milliyetçilik yerine demokratik konfederalizmi getiriyor, ataerkilliği bitirip kadın-erkek eşitliğini öngörüyor. Kapitalizm ve Türkiye’ye silah satan ülkeler, Öcalan’ın fikirlerinden elbette korkuyor. Onun 22 yıl önce nasıl oyunlarla kaçırıldığını ve 22 yıldır tüm insan hakları ihlallerine ve tüm raporlara rağmen nasıl tecrit altında tutulduğunu herkes çok iyi biliyor.

Pietro Shakarian (Ohio Ulusal Üniversitesi Öğretim Üyesi, Ermeni tarihçi): Türk devleti, Kürt halkı ile diyalog kurmak zorunda. Öcalan’la ve HDP’li Selahattin Demirtaş’la diyalog kurmalılar. Bu liderleri tutuklamak, tecrit altında tutmak, insan haklarından mahrum etmek, akıl işi değil. Modern bir dünyada halkının hakları için mücadele etmek nasıl suç olarak görülebilir, bu insanlar nasıl tutuklanabilir, anlamak gerçekten zor.

Prof. Michael Gunter (Tennessee Üniversitesi Siyasal Bilimler Profesörü, EUTCC Genel Sekreteri): Öcalan, tutsaklığı sırasında PKK’ye büyük sempati topladı, ayrıca PKK de Öcalan her gün orada olmadan da gelişmeyi başardığını gösterdi. Ben, yaklaşık çeyrek asırdır tutsak olan Öcalan özgür olsaydı, dünya nasıl daha güzel olurdu, onu düşünüyorum. Türkiye, Öcalan’dan çok korkuyor ve ona uygulanan tecrit de korkularından kaynaklanıyor.

Doug Nicholls (Britanya Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri): Biz Kürt halkının mücadelesini desteklemeye devam edeceğiz. Kürt halkına, “Mücadelenize devam edin, mutlaka kazanacağız” demek istiyorum. Kürtlerin sorunları dünyada artık daha çok biliniyor. Öcalan’ın tutsak kaldığı her gün Türkiye, yetersizliğini, yeteneksizliğini ve barış arayan bir ülke olmadığını dünyaya göstermiş oluyor. Birleşmiş Milletler derhal harekete geçmeli. Tüm uluslararası yasaların da gerektirdiği gibi Öcalan’la hemen bir görüşme gerçekleştirilmelidir. Avrupa Birliği de Türkiye’ye baskı uygulamalı; Britanya’ya denizlerde midye avlamak konusunda baskı yapacaklarına dünyadaki daha önemli meselelerle ilgilenmeliler.

Sarah Glynn (İskoçya Kürdistan İle Dayanışma Komitesi aktivisti): Öcalan’a uygulanan komplo, birçok ülkenin utanç kaynağıdır. CIA ve Türk istihbaratının kirli işbirliğini de bu oyunun içinde gördük. Öcalan, PKK’nin ABD’nin girişimiyle ‘terör örgütleri listesine’ alınması ardından komploya uğramıştır. Eğer gerçek anlamda soruna çare aranıyorsa bunun adresi Öcalan’dır, onu iyi dinlemek gerekiyor.

Simon Dubbins (İngiltere ve İrlanda’nın 1.4 milyon üyeli sendikası ‘Unite the Union’un uluslararası direktörü): CPT pozisyonunu net bir şekilde belirledi, Türkiye’nin yaptıklarının akıl dışı olduğunu ve Öcalan’ı serbest bırakıp yeni bir barış sürecine başlamaları gerektiğini artık herkes biliyor. Kürt halkı, zor da olsa mücadeleye devam etmeli. Artık büyük bir uluslararası destek var ve bence artık yeni bir bağlam da var. ABD’deki başkan değişiminin de yeni bazı gelişmeler getirebileceğini ve Türkiye üzerindeki baskının artacağını düşünüyorum. Biz de Türkiye’yi barış ve diyaloga çekmek için mücadeleyi yükseltmeliyiz.

Tony Burke (‘Unite the Union’ Genel Sekreter Yardımcısı): BM daha fazlasını yapmalı ve Türkiye’ye baskı uygulamalı. Türkiye artık korsan bir devlet olmaya başladı. Türkiye’nin saldırganlığını, sadece Kürtlere karşı değil ayrıca sendikalı işçilere karşı çirkinleşmesini, artık bütün dünya görüyor. Türkiye, bu saldırganlığa son verip Öcalan’ı serbest bırakmalı. AB, ABD ve diğer ülkeler, Öcalan’a Özgürlük Kampanyasına destek vermeli, Türkiye’ye baskı uygulamalı. Britanya yakında Türkiye ile yeni bir ticaret anlaşmasını görüşecek. Britanya’ya da Türkiye’ye Öcalan’a yönelik tecriti sonlandırması için baskı uygulaması gerektiğini söylemeliyiz. Bu hatta ticaret anlaşmasında bir önkoşul olmalıdır. Türkiye, sadece Öcalan’ın durumundan dolayı değil, sendikacılara yapılanlardan dolayı da hesap vermelidir.

Shavanah Taj (Galler Sendikalar Konfederasyonu [TUC] Genel Sekreteri): TUC olarak biz, Türkiye’deki işçi sendikalarını uzun süredir destekliyoruz. Bu dayanışma giderek daha da büyüyor. Öcalan’ın özgürlüğünü istemeye de giderek güçlü şekilde enerji harcıyoruz. Kürt halkına yönelik baskılar derhal son bulmalı, tüm politik tutsaklar ve Öcalan serbest bırakılmalıdır. Bence, ki birçok sendika liderinin fikri de bu yönde, Öcalan’ın özgürlüğü ileriye doğru atılmış bir adım olur. Bu şekilde belki bir barış süreci başlayabilir. Dünyanın yaralarını sarmaya ihtiyaç duyduğu bu dönemde Türk devletinin Öcalan’ı serbest bırakması gerekiyor.

Clare Baker (‘Unite the Union’ Uluslararası Sekreteri): Britanya’da sendikaların yürüttüğü Öcalan’a Özgürlük Kampanyası dahilindeki çalışmalarımızla Öcalan’ı tüm sendikal hareketlere tanıtmaya çalışıyoruz. Bir halk hareketinin arkasına sendikal hareketi alması, çok önemli ve ciddi bir gelişmedir. Biz Türkiye’nin Rojava’ya yönelik işgal saldırılarını görüyoruz, Türkiye ve Erdoğan’ın Kürtlere yönelik baskı ve zulmüne tanık oluyoruz. Burada, Britanya’da Kürt mücadelesi için sesimizi yükseltmeliyiz. BM’ye ve AB’ye “Biz buradayız ve Kürtlerle dayanışma içindeyiz, barış ve özgürlük için Kürtlerle birlikte mücadeleye hazırız” mesajı vermemiz gerekiyor. BM, Kuzeydoğu Suriye’deki işgalleri göz ardı edemez, buradaki insanların korunması için derhal harekete geçmelidir. Biz her zaman Türk devletinin bu yaptıklarına karşı durmaya devam edeceğiz.

Rahila Gupta (Gazeteci, kadın hakları aktivisti): Birleşmiş Milletler’in işlevsizliği artık rahatsız etmeye başladı. Türkiye’nin uluslararası toplum tarafından artık desteklenmemesi gerekiyor. Türkiye ile ticareti tamamen durdurmalı, silah satmayı bırakmalıyız. Biz de Türk ürünlerini boykot etmek durumundayız, aynen Güney Afrika’daki apartheid’a karşı yaptığımız gibi. İnanç, her zaman korkunun karşısında kazanır.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.