
Kürt halkının başlattığı direniş, Türk devletinin İmralı’nın kapısını şimdilik aile üyelerinden Mehmet Öcalan’a açmasını beraberinde getirdi.
Kurban bayramı dolasıyla 14-18 Eylül tarihleri arasında hapiste bulunanlara verilen açık görüş iznine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da dahil edildi. Bu kapsamda Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan’ın görüşme yapmasına olanak tanınacağı önceki gün açıklandı.
Eylemciler açıklama yaptı
Bunun üzerine Amed Süresiz Dönüşümsüz Açlık Grevi Direnişçileri, açlık grevinin 6. gününde açıklama yaptı. Direnişçiler adına HDP Örgütlenmeden Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı ve Wan Milletvekili Nadir Yıldırım konuştu. Yıldırım, şunları söyledi: “Bugün öğlen saatleriyle itibaren basına düşen açıklama üzerine bizler de bir cevap verme gereği duyduk. Yapılan açıklamaları basından öğrendik ve bizlere ulaşan herhangi bilgi yoktur. Bizler için eylem kararlığı ilk günkü gibi nettir. Değişen bir durum yoktur. Sayın Öcalan’ın aile fertlerinden biri, avukatlarından biri ya da bağımsız bir heyet gidip görüştükten sonra durumu bize aktarana kadar bu eylem sonuna kadar devam edecektir.
5 Eylül’den beri duyduğumuz öfke ve kararlılık hala devam ediyor. Halkımızın 6 gündür kesintisiz bir şekilde etrafımızda halkalar biçimde kenetlenmesine teşekkürlerimizi sunuyoruz.
İmralı’ya gitti
Mehmet Öcalan, Öcalan ile görüşmek için dün sabah saat 08.30’da Gemlik Jandarma Komutanlığı önüne geldi. Mehmet Öcalan, burada yaptığı açıklamada, “Şu anda hiçbir şey bilmiyorum. Bizim tek isteğimiz var. 2 seneye yakındır aile görüşü yapmamıştır. Avukatlar da 5 yıldır gidemiyor. Bu yasal hakkımız. 5 yıldır bu hukuksuzluk devam ediyor. Bu bizim hem yasal hem demokratik hakkımız, talebimiz budur. Bunun düzenli yapılmasını bekliyoruz” dedi.
Mehmet Öcalan, daha sonra İmralı’ya gidiş öncesi kontrollerin yapılması amacıyla Gemlik Jandarma Komutanlığı’na alındı. Buradaki kontrollerin ardından Mehmet Öcalan 09.13’te Ada’ya gitmek üzere jandarmadan ayrıldı. Mehmet Öcalan, Gemport Limanı’ndan adaya gitti. Mehmet Öcalan, en son 6 Ekim 2014’te yine Kurban Bayramı dolayısıyla görüş için İmralı Adası’na gitmişti.
Açıklama yapmadan ayrıldı
Mehmet Öcalan, Öcalan ile görüşmek üzere gittiği İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nden döndükten sonra Tuzla gemisiyle Gemlik Jandarma Komutanlığı‘na geldi. Basının yoğun ilgisiyle karşılaşan Mehmet Öcalan, açıklama yapmadan bindirildiği araçla Gemlik’ten ayrıldı.
ANF, görüşmenin gerçekleştiğini duyurdu.
Açlık grevi eylemi devam ediyor
DBP Amed İl örgütü binasında 5 Eylül’de DTK, HDK, KJA, DBP ve HDP öncülüğünde 50 gönüllünün başlattığı açlık grevi devam ediyor.
Her sabah saat 10.00’da ziyaret saatinin başlamasıyla direnişçiler, eylem yeri olan Vedat Aydın Konferans Salonu’na geçerek ziyaretçileri kabul ediyor.
7’den 70’e ziyaretçiler geliyor. Gelenleri arasında engelli yurttaşların da bulunması dikkat çekti. Önceki gün HDP Grup Başkanvekili ve İmralı heyeti üyesi İdris Baluken, Dêrsim Evlatları Ocağı Pirleri, THİV Amed Şubesi yöneticileri, DİAY-DER meleleri, tiyatrocu, sinemacı, sanatçı, yazar ve binlerce yurttaş ziyaret etti. Müzik grupları ve kadınlar stranlar seslendirerek, gün içerisinde direnişçilere moral verdi.
DBP Genel Merkezi Parti Meclisi, Öcalan ile görüşme yapılması talebiyle açlık grevinin sürdürüldüğü DBP Amed İl Örgütü’nün toplantı salonunda gerçekleştirildi. Açlık grevinde yer alan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel toplantının basına açık bölümünde değerlendirmelerde bulundu.
Eğitim emekçilerine mesaj
Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Cezaevi olmak üzer bir çok cezaevindeki tutsaklar, direnişçileri selamladı. Öte yandan direnişçiler de, görevlerinden uzaklaştırılan eğitim emekçilerinin mücadelesinin yanında olduğu mesajını verdi.
Gün içerisinde “Ada’ya Notlar” adlı deftere yoğun bir ilgi olup ve yurttaşlar Öcalan’a olan bağlılık duygularını not etti.
Ziyaret esnasında kimi yaşlı yurttaşların ise yüksek seslerle dua ve niyazlarla direnişçileri selamlaması dikkat çekti.
Eylem salonunda direnişçiler ile yurttaşlar arasında, Öcalan’ın felsefesi ve ideolojisi tartışılırken, tecridin kırılması üzerine değerlendirmeler yapıldı. Rojava’da yaşanan gelişmeler ve AKP tarafından DBP’li belediyelerine atanan kayyum ile Eğitim Sen üyelerinin görevden alınması da tartışılan konular oldu.
Direnişçiler, sanatçıların ve yurttaşların seslendirdiği stranlar eşliğinde halaya durarak, büyük coşku ve moralle saat 22.00 sıralarında günü sonlandırdı.
İHD ziyaret etti
İHD Amed Şube Başkanı Raci Bilici ve beraberindeki heyet, açlık grevi direnişinin sürdüğü DBP il binasına gelerek direnişçileri ziyaret etti. Ziyarette direnişçilerin elini tek tek sıkan Bilici, direnişçiler ile sohbet etti.
Ölüm sessizliği isteniyor
Öcalan’a Özgürlük Platformu’ndan Avukat Ayşe Batumlu, tecritle birlikte bir ölü sessizliği yaratılmak istenildiğini belirterek, Amed Süresiz Dönüşümsüz Açlık Grevi Direnişçileri’nin çağrısının üzerine ölü toprak serpilmiş olan yüz binlere olduğunu savundu.
DTK, HDK, KJA, DBP, HDP öncülüğünde Abdullah Öcalan için Amed’de 5 Eylül’de başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevine, toplumun farklı kesimlerinden destekler büyüyor. Açlık grevini değerlendiren Öcalan’a Özgürlük Platformu üyesi Avukat Ayşe Batumlu, AKP hükümeti ve devletin Öcalan’a yönelimin savaş siyasetindeki ısrarın göstergesi olduğunu belirtti.
Öcalan’ın avukatları ile görüştürülmemesinin hiçbir hukuki gerekçesinin olmadığının altını çizen Batumlu, Öcalan’ın 2011 yıllından bu yana avukatları ile görüştürülmediğini hatırlattı. Bir ülkenin insan hakları düzeyinin ne olduğunu anlamak için bakılacak yerlerin başında cezaevlerinin geldiğini kaydeden Batumlu, Türkiye’deki cezaevlerinin durumunun içler acısı olduğunu vurguladı.
İmralı sistemi faşizandır
“İmralı sistemi başlı başına hukuku alt üst eden faşizan bir yapıdır” diyen Batumlu, Öcalan’ın sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu’da da siyasi bir lider konumunda olduğunu dile getirdi. Öcalan’ın Rojava devriminin temellerini atan kişi olduğunu aktaran Batumlu, şöyle devam etti: “Devlet de bunu gördüğü için Sayın Öcalan’ın tecridini tamamen haber alınamaz hale getirdi. Bu da bir ölüm sessizliği yaratmak anlamına geliyor. Bunu yapan bir devlet, milyonlarca insanı karşısına almayı göze almış demektir. Ama tarihe dönüp baktığımızda bu tarz ile devam eden iktidarların kendi sonlarını da hazırladıklarını görüyoruz.”
CPT için çok fazla neden var
Batumlu, milyonlarca insanın yaşamını merak ettiği, devletin sorumluluğunda olan ve siyasi lider konumunda olan bir kimsenin hayatından endişe ediliyorsa, bırakın CPT’yi, devletin çıkıp ciddi ciddi açıklama yapmak zorunda olduğuna dikkat çekti. Uluslararası insan hakları örgütlerinin hükümet ve hükümet benzeri kuruluşlardan bağımsız hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Batumlu, “Ne yazık ki bu yaklaşımı göremiyoruz. Sadece 15 Temmuz’dan sonra değil, daha öncesinde de CPT’nin İmralı’ya gitmek için çok fazla nedeni vardı” dedi.
Çağrı yüz binleredir
Amed’deki süresiz dönüşümsüz açlık grevine de değinen Batumlu, şöyle devam etti: “Bunun hem Türkiye’ye hem de bütün dünyaya göstereceği şey şu; Kürt özgürlük mücadelesi içinde bulunan hukuki, siyasi, sosyal kurumları içinde yer alan herkes artık bir sınıra gelmiş durumda. Açlık grevi çok ciddi bir eylem biçimidir. Buradaki açlık grevleri son çare eylemleri olarak algılanmamalı bence. Bu Kürt halkının demokrasi, devrim mücadelesi içinde yer alan birleşenlerinin artık bir sınıra geldiğini gösteriyor. Bu mücadelede ne kadar ciddi sınıra gelindiğini ancak bu sınırın başkasına zarar verecek, çatışmalı sürece girecek bir sınır olmadığını da gösteriyor. Açlık grevine giren arkadaşlarımızın çağrısı, üzerine ölü toprak serpilmiş olan yüz binleredir.”
Eylemin gerek Türkiye’de gerek tüm dünyada ses getireceğini belirten Batumlu, açlık grevinin aynı zamanda bu dönemde tepkisiz kalan herkese bir mesaj olduğunu söyledi.
‘Yol yakınken el uzatalım’
Bir halkın lideri bırakın tecridi cezaevindeyken bile bütün sosyalist, demokrat ve devrimci kişilerin o kişinin haklarını kullanması için mücadele etmesi gerektiğini belirten Batumlu, “Özgürlüğü için mücadele etmelidir. Ne yazık ki bu dayanışma Türkiye sınırlarında çok yok. Kuşkusuz HDP içinde yer alan bu bileşenler bu talepleri destekliyorlardır ama HDP dışında yer alan demokrat, devrimci, liberal, hukuktan yana olan kesimlerin kendi bulundukları sınırlar içinde buna tepki göstermesi gerekir. Böyle bir şey yokmuş gibi davranmak aslında bütün bu sıfatların kendilerine ait olmadığını ve devletten hiç bir farklarının olmadığını göstermektedir. Yol yakınken, açlık grevindeki arkadaşlarımıza el uzatmamız birlikte aynı amaç doğrultusunda mücadele etmemiz gerekir” diye konuştu.
‘Fiziki özgürlük istiyoruz’
Öcalan’dan sağlıklı bir haber alınabilmesi için bir heyetin oluşturulması talebinde bulunan Batumlu, bunun da yeterli olmadığını söyledi. “Çünkü Sayın Öcalan ile iletişim kurulabildiği zamanlarda bu ülke barışın gerçekleşebileceğini gördü” diyen Batumlu, “Tüm Türkiye ve Ortadoğu halkları için Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep ediyorum. Öcalan’ın fikirleri zaten özgür, fiziki özgürlük istiyoruz” dedi.
HABER MERKEZİ