Öfkeden doğan Siyahlı Kadınlar

Toplum/Yaşam Haberleri —

Marina Argentina, La Barranca’da katledildi. Kızı Jacqueline, annesinin küçükken çekilmiş fotoğrafını gösteriyor.

Marina Argentina, La Barranca’da katledildi. Kızı Jacqueline, annesinin küçükken çekilmiş fotoğrafını gösteriyor.

  • “Siyahlı Kadınlar” belgeseliyle Franco diktatörlüğüne karşı 40 yılı aşkın süre sessizce direnen kadınların hikayesini anlatan yönetmen Rober Astorgano, “Proje, büyükannemin bana gösterdiği bir fotoğrafla başladı. Fotoğrafı gösterirken ağlardı ama hiçbir şey anlatmazdı” dedi.

TİJDA YAĞMUR

Yönetmen Rober Astorgano, Franco diktatörlüğüne karşı 40 yılı aşkın süre direnen kadınların hikayesini “Siyahlı Kadınlar” belgeseliyle gün yüzüne çıkardı.

Bu kadınlar, 1936’da katledilen eşlerini, babalarını, oğullarını ve kardeşlerini anmak için 40 yılı aşkın süredir her yıl La Barranca’da anma törenleri düzenliyorlar. Uzun yıllardır görünmez kılınan bu hikaye şimdi Astorgano’nun belgeseliyle ortaya çıkıyor.

“Siyahlı Kadınlar” belgeseli aynı zamanda kişisel bir hafıza çalışması. Projenin başlangıcı, yönetmenin büyükannesinin bir aile fotoğrafı.

Büyükannemin fotoğrafı

Diario Red’e konuşan Astorgano, “Proje, büyükannemin bana gösterdiği bir fotoğrafla başladı. Fotoğrafı gösterirken ağlardı ama hiçbir şey anlatmazdı. Aile tarihimiz hakkında hiçbir şey bilmiyordum” diyor.

O fotoğraf, büyükannesinin 14 yaşındayken öldürülen babasının tek kalan resmiydi. İşte bu tek kare, hem bir aile araştırmasını hem belgesel, kitap ve sergiye dönüşen geniş bir projeyi tetikledi.

1936 Eylül-Aralık ayları arasında La Barranca’da (Lardero) 400’den fazla insan katledildi. Cesetleri kimliksiz toplu mezarlara gömüldü.

Katliamın hemen ardından siyahlara bürünmüş dul kadınlar, anneler, kızlar ve kız kardeşler aynı yerde toplanmaya başladı. Bu buluşmalar Franco baskısına karşı sessiz ama çok kararlı bir direniş biçimiydi.

Astorgano, “Burada hiçbir zaman bir savaş cephesi olmadı. Çok sayıda insan öldürüldü… Bu savaş değil soykırımdır” diyor ve ekliyor: “Bu kadınlar yıllar boyunca alanı korudu, yok olmasını engelledi ve katledilenlerin anısını canlı tuttu. Direnişleri sayesinde 1979’da burası resmen sivil mezarlık ilan edildi. Bugün La Barranca Anıtı, ülkenin en önemli hafıza mekanlarından biri.”

Kuşaklar boyu süren sessizlik

Belgeselin merkezinde “sessizlik” var. Sadece diktatörlüğün dayattığı değil ailelerde, okullarda, üniversitelerde kuşaklar boyu süren derin bir suskunluk.

Astorgano şöyle anlatıyor: “Bu evde konuşulmayan bir hikayeydi… Ama sadece evde değil. Ne okulda ne lisede ne üniversitede bana olan bitenlerden bahsettiler. Hiçbir zaman anlatmadıkları için duyduğum öfkeyle bu belgeseli yaptım.”

Kadınların rolünün görünmez kılındığına dikkat çeken Astorgano, “Hele kaybeden tarafın dul, anne ve kızlarının rolü daha da fazla. Öldürülen erkeklerden çok bahsedildi ama bu kadınların 40 yılı aşkın süre boyunca yaptıklarından neredeyse hiç söz edilmedi” diyor.

Bu kadınlar sadece yakınlarını kaybetmekle kalmadı. Baskı gördüler, damgalandılar, toplum dışına itildiler, fişlendiler, saçları kesildi. Tüm bunlara rağmen yılmadılar ve La Barranca’da onurlarını, hafızayı talep ettiler.

İç Savaş’ın son tanıkları

“Siyahlı Kadınlar” yönetmenin büyükannesi Joaquina’nın hikayesinden yola çıksa da 35 tanık ifadesi, arşiv görüntüleri, fotoğraflar ve canlandırmalarla kolektif bir hafızaya dönüşüyor.

Astorgano, “Hikayeleri kişiselleştirmek, yüzlerini görmek, ailelerini tanımak istiyorum. İzleyicinin bunları kendi hikayesi gibi hissetmesini istiyorum. Birinci ağızdan tanıklıkları sonsuza dek kaydediyor. Röportaj yaptığımız 35 kişiden beşi çekimden sonra hayatını kaybetti. İç Savaş’ın son tanıkları hızla yok olurken bu kayıtlar yeni nesillere ulaşıyor. Özellikle gençler, birinci ağızdan anlatılan acıları duyunca çok etkileniyor” diyor.

Bugün La Barranca Anıtı siyahlı kadınların somut zaferidir. Hiçbir maddi destek ve resmi tanıma olmadan, baskı altında bir yeri korudular. Astorgano’nun belgeseli sayesinde de direnişi yeni kuşaklara taşınıyor.

“Burada tarih solunuyor. İnsanlar olan biteni anlatırken daha özgür hissediyor” diyor yönetmen. İşte Siyahlı Kadınlar’ın asıl gücü de burada: “Çok uzun süre susmaya mahkum edilenlere yeniden ses vermek.”

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.