
Ailesi, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi protesto etmek amacıyla bedenini ateşe veren 23 yaşındaki Arap kökenli Veysi Kaya’nın hayatını ve eylemini anlattı. Kaya’nın annesi Fatime Kaya, „Ben oğlumu Kürt halkından tanıdım“ dedi.
Mêrdînli Veysi Kaya, 2006 tarihinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan hakkında çıkan „zehirlenme ve hayatı tehlikede“ haberi üzerine 9 Şubat 2006 tarihinde Adana’da bedenini ateşe vermişti. Bedenini ateşe veren Kaya, hastaneye kaldırılmasına rağmen 28 Şubat tarihinde yaşamını yitirmişti.
Kaya’yı anlatan ailesi, yaşadığı tüm acılara rağmen, oğulları ile gurur duyduklarını dile getirdi. Asıl acının Kürt halkına yıllardır yapılan katliam ve zulüm olduğunu kaydeden aile üyeleri, Kaya’yı anlatırken duygulu anlar yaşadı.
Kaya’nın annesi Fatime Kaya, oğlunun kimseyi incitmeyen saygın bir yapısı olduğunu ve bu yapısının emekçi kişiliği ile bütünleştiğini belirtti. Kaya, oğlunun küçük yaşlarda çalışmaya başladığını vurgulayarak, emekçi yapısı nedeniyle komşuları ve iş arkadaşları tarafından sevildiğini kaydetti. Kaya’nın 1996’da 14 yaşındayken bir çorbacıda çalıştığını ve bu süreçte işten arta kalan vaktini gençlik çalışmalarına katılarak geçirdiğini söyleyen anne Kaya, oğlunun her geçen gün kendisini mücadeleye biraz daha adadığını dile getirdi. Anne Kaya, „Veysi’yi artık göremez olmuştuk. Kendisini öyle adamıştı ki inandığı kavgaya, bazen günlerce göremiyorduk. Kimi zaman nerede olduğunu sorduğumuzda veya biraz evde oturmasını istediğimizde bize, ‘Ana şimdi evde değil, sokakta olma zamanıdır. Halkı sokağa çağırma, Önderliğin üzerindeki tecride karşı çıkma zamanıdır’ demişti. İnandığı şeye kendisini adardı“ şeklinde konuştu.
‘Anne başın dik olsun’
Oğlunu gerçek anlamda kaybettikten sonra tanımaya başladığını belirten anne Kaya, bu tanıma sürecini Kürt halkı ile birlikte yaşadığını söyledi. Kaya, devamla şunları anlattı: „Şubat ayına yeni girmiştik. Öcalan’a yönelik bazı söylentiler medyada dillendiriliyordu. Zehirlendiği söyleniyordu. Veysi’de de bir durgunluk vardı o zamanlar. Hiç yapmadığı bir şekilde kimseyle konuşmuyordu ve içine kapanmaya başlamıştı. Bir sabah oğlum her zamanki gibi işe gitmek için kalktı. Daha gün aydınlanmamıştı, ablasını uyandırıp vedalaştı. Biz bir şey anlamadık. Öğleden sonra arkadaşları aradı ve Veysi’nin kendini yaktığını söyledi. İnanamadık, şok olmuştuk. Hemen hastaneye koştuk. Oğlum ambulanstan indirilirken bana, ‘Ana sakın üzülme, ben iyi olacağım senin de başın dik olsun’ dedi. Orada binleri gördüm, Kürt halkı oraya dökülmüştü. Oğlumun nasıl biri olduğunu o an Kürt halkından öğrendim. Meğer oğlumu bir halk tanıyormuş. Ben annesiydim, ben onu tanıyamamışım diyorum şimdi kendime.“
‘Sadece bir annesi yokmuş’
Oğlunun mücadelesine bağlılığı ve iradesiyle gurur duyduğunu söyleyen anne Kaya, „Veysi hastanedeyken hemşirelere ‘Beni hemen iyileştirin Newroz’a kadar yetiştirin’ demiş. Oğlumun mücadeleye bu kadar bağlı olduğunu görmek bizi daha çok bağladı. Veysi 28 Şubat’ta şehit düştüğünde aslında gördük ki onun bir tane annesi, ablası, babası ve kardeşleri yok. Veysi’nin binlerce kardeşi, annesi ve babası varmış. Veysi’nin bir halkı varmış“ dedi. Yıllardır annelerin yüreğinin yandığını ve Kürt halkının zulüm gördüğünü söyleyen anne Kaya, oğlu Kaya’nın eyleminden dolayı üzüntü ve gururu bir arada yaşadığını belirtti. Kaya, katliam ve zulümlerin halen devam ettiğine dikkat çekerek, „Bu zulüm niye? Halen insanlar katlediliyor. Ceylanlar parçalanarak annelere veriliyor. Roboskî daha kaç günlük? Oğlum gibi bu zulme boğun eğmeyenler yaşamlarını feda ediyor. Bu yüzden başımız asla eğilmedi ve eğilmeyecek. Başımız diktir, O’nunla gurur duyuyorum“ şeklinde konuştu.
‘Yoldaşlığını şimdi daha çok hissediyoruz’
Veysi Kaya’nın ablası Sevim Kaya ise, Veysi’nin kendilerine olan saygısını ve üslubunu hiçbir zaman yitirmediğini, bu özelliklerini mücadeleye katılmadan önce de taşıdığını belirtti. O’nun kişiliğinin sadece kendileri tarafından değil bir halk tarafından yaşatıldığını dile getiren abla Kaya, kardeşinin çok fazla kitap okuduğunu ve bu yolla hem kendisini hem de ailesini geliştirdiğini de vurguladı. Kaya, „Biz Veysi’nin yoldaşlığını şimdi daha çok hissediyoruz“ dedi.
‘Oğlumun yerini doldurmaya çalışırdı’
Kaya ailesinin dostu Murat Turgay da, Veysi Kaya’yı 1995 yılında oğlu Fuat Turgay ile birlikte gazete çalışmalarına katılırken tanıdığını söyledi. Kaya’nın gençler içerisinde becerikliliği ve cesareti ile tanındığını ifade eden Turgay, „Ne görev olursa olsun çekinmeden, söylenmeden can havli ile yapardı. Oğlum Fuat Turgay 1999 yılında gerilla saflarına katıldığında, Veysi bu dönemler bize sıkça gelmeye başladı. Oğlumun yokluğunu hissettirmemeye, O’nun yerini doldurmaya çalışırdı. Ailemizin bir parçası olmuştu. Yalnız biz değil bütün toplumun gönlünde yeri vardı, bizim için çok değerli biri“ şeklinde konuştu.
ÖZLEM AÐUŞ
DİHA/ADANA