İşgalci Türk devletinin, 2 Aralık’ta Şehba’ya bağlı Til Rifat ilçesinde 8 çocuk 10 kişiyi katletmesi, Qamişlo, Tirbêspiyê, Minbic ve Halep’te öğrenci ve öğretmenlerin öncülüğünde protesto edildi.
Qamişlo’da öğrenci ve öğretmenler, kitlesel yürüyüşle Türk devletinin Til Rifat’ta gerçekleştirdiği katliamı kınadı. Şehit Rûbar kavşağından başlayan yürüyüşte, üzerinde “Ölmek istemiyoruz”, “Kürtler barış istiyor” ve “Şehitler onurumuzdur” yazılı pankartlar ile katliamda şehit düşen çocukların fotoğrafları taşındı.
Kentin ana caddeleri boyunca katliama karşı atılan sloganlar eşliğinde devam eden yürüyüş, Siyahî Mahallesi’nde bulunan BM temsilciliği önünde sona erdi. Burada Kürtçe ve Arapça basın açıklamaları okundu.Türk devletinin zorla göç ettirdiği Efrînli çocukları Şehba’da katlettiğinin belirtildiği açıklamada, “Bu katliam insanlık adına büyük bir utançtır. Bu katliamın, Erdoğan’ın kararı ile gerçekleştiği açıktır” denildi. Açıklamada, uluslararası hukuk örgütlerinin katliam saldırıları karşısındaki sessizliğine tepki gösterildi.
Eylem sloganlar eşliğinde sona erdi.
MINBIC
Minbic’in Hezwana Mahallesi’nde bulunan Raxib Haron İlkokulu öğrencileri, işgalci Türk devletinin Til Rifat’ta gerçekleştirdiği katliamı protesto etti.
Katliam fotoğrafları ve üzerinde “Biz terörist değiliz, Erdoğan ve Bağdadî teröristtir”, “Biz dünya çocuklarını teröre karşı koruduk ancak dünya çocuk katili Erdoğan’ın terörü karşısında sessiz” yazılı pankartlar taşıyan öğrenciler, şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulundu.
Öğrenciler, “Katliama hayır, teröre hayır” sloganları atarak, Türk devletinin katliamlarını kınadı.
TIRBÊSPIYÊ
Tirbêspiyê ilçesinde öğrenciler, işgalci Türk devletinin çocuklara yönelik gerçekleştirdiği katliamı, yaptıkları açıklamayla kınadı. Xewla İlkokulu önünde yapılan açıklamada, üzerinde İngilizce “Türk devletinin vahşi saldırılarına hayır”, “ABD’nin ihanetine hayır”, “Demografinin değiştirilmesine hayır” yazılı pankartlar taşındı.
Dilvîn Silêman isimli öğrenci tarafından okunan açıklamada, Türk devleti ve çetelerinin katliamları kınandı.
ŞÊXMEQSÛD
Halep’in Şêxmeqsûd Mahallesi’nde bir araya gelen binler, Til Rifat katliamında şehit düşenlerin fotoğrafları ve pankartlar eşliğinde yürüyüşe geçti. Türk devletinin katliam saldırılarına öfkenin haykırıldığı yürüyüş, Şehit Destîna Meydanı’nda mitinge dönüştü. Mitingde TEV-DEM yöneticisi Sûad Hesen ve Suriye Gelecek Partisi Halep Bürosu yöneticisi Mihemed Hecî konuştu. Til Rifat katliamının bir insanlık suçu olduğunu vurgulayan konuşmacılar, katliamlara karşı herkesin ayağa kalkması gerektiğini söyledi.
Eylem sloganlar eşliğinde sona erdi.
ANHA/QAMIŞLO
Katliam stratejisi uyguluyor
Türk devletinin, Kuzey-Doğu Suriye’nin Kürtsüzleştirilmesi için bir katliam aklı ve stratejisi uyguladığını belirterek, Til Rifat’taki katliamın da bunun sonucu olduğunu söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eşbaşkanı Sezai Temelli, bu katliamlara Efrîn işgalinden beri aşina olduklarını belirterek şunları ifade etti: “Til Rifat’ta olanlar bir katliam aklı ve stratejisidir. Yani bu katliamlar üzerinden bölgenin Kürtsüzleştirilmesi, bölgenin dizayn edilmesi söz konusudur. Yani tesadüfen, anlık ya da bir grubun kendi inisiyatifiyle yaptığı bir şey değildir. Çok uzun zamandır o bölgede bir katliam stratejisi yürütülüyor.”
Bütün dünya kamuoyunun ve uluslararası güçlerin bu konuya ciddi bir duyarlılık göstermesi gerektiğini kaydeden Temelli, ”Türkiye hiçbir bahanenin arkasına sığınamaz. Bağdadi değimiz kişi senin sınırının 5 kilometre ötesinde yaşıyor ve sen buna kayıtsız kalıyorsun. Sonra kalkıp bilmem onun ablasını, teyzesinin oğlunu yakaladık diyorsun. Bu söylemleriyle geçiştirilecek bir mevzu değildir” dedi.
Türkiye’nin artık bu çete artıklarıyla birlikte yürüme stratejilerini terk etmesi gerektiğini söyleyen Temelli, şöyle devam etti: “Ben Türkiye’nin bu konuda akıllıca davranacağından umutsuzum. Çünkü Türkiye’nin ne dış politikası ne de iç politikası var. Bu iktidarın artık çözüm üretebilecek bir gücü de yok. Tam tersi sorunlardan beslenen bir iktidar var karşımızda. Israrla Kürt meselesini görmeyen ve bu sorunun ne denli büyük olduğunu görmek istemeyen bir pozisyonu var. Bu sorunun çözümü için Kürtlerle birlikte hareket etme anlayışına erişememiş bir akılsızlık var karşımızda. Türkiye’de savaş karşıtı bir mücadele yükselirse ancak o zaman Suriye’de kalıcı siyasi bir çözümün yolu açılabilir. Çıkış yolu bu iktidardan kurtulmaktır. Eğer bundan kurtulamazsak bu iktidar bölgeyi yakacaktır. Katliamdan sonra ‘bu çocuklar bizden mi değil mi?’ gibi şeyleri söyleyen bir zihniyetten ve vicdansızlıktan bir şey beklememek gerekiyor.”
MA/VAN
Türkiye savaş suçu işliyor
Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetim Adalet Meclisi Eşbaşkanı Îmad El Keraf, uluslararası hukuka göre Türk devleti ve çetelerinin savaş suçu işlediğini söyledi.
İşgalci Türk devleti ve çetelerinin bölgeye yönelik saldırı ve katliamlarına ilişkin ANHA’ya konuşan Adalet Meclisi Eşbaşkanı Îmad El Keraf, “Suriye topraklarının bir bölümünü işgal eden işgalci Türk ordusunun yaptıkları, uluslararası hukukun çiğnenmesi ve savaş suçu niteliğindedir” dedi. Türk devletinin, QSD ve Özerk Yönetim’e yönelik tehditlerini “mantık dışı” olarak isimlendiren El Keraf, nedenini ise “QSD ve Özerk Yönetim tüm dünya ülkeleri ve insanlık için teröre karşı savaşmış, en ağır bedeli ödemiş ve bölgenin güvenliğini sağlamıştır” sözleriyle dile getirdi.
El Keraf, Hevrîn Xelef’in katli ve 300 bin sivilin göç etmesinin Türk devleti ve ona bağlı ‘SMO’ etiketi altındaki çeteler tarafından yapıldığını hatırlattı. Roma Statüsü ve Cenevre anlaşmalarını dayanak gösteren El Keraf, Türk devleti ve bağlı SMO’nun sivillere karşı katliam, cenazeye işkence, halkı göç ettirme gibi savaş suçları işlediğini, bu nedenle acil bir şekilde uluslararası terör listesine alınması gerektiğini söyledi.