Fransa Gündemi
Fransa’da hayat öyle bir hal aldı ki, artık herkes için güne işsiz başlamak mümkün. İşsizlik ya da geçici işçilik herkesin alışmaya başladığı bir durum olmaya başladı! Haziran ayında işini kaybedip yeni iş arayanların oranı yüzde 0,8 olarak açıklandı. Çalışma Bakanlığı verilerine göre son bir ayda 23 bin 700 kişi işinden olmuş. İşsiz kalanların yaş ortalaması 30 yaş altı ve 50 yaş üzeri insanlardan oluşuyor. Gençler için vasıf yoksunluğu, geçici kontrat, eğitim seviyesi vb nedenler gösterilirken, 50 yaş üzeri işsizler için yeterli performans sağlayamama, yaş faktörü vb nedenler sıralanıyor.
1999 yılının Temmuz ayından bu yana işsizlik oranlarında en büyük yükseliş yaşanıyor. Uzmanlar işsizliğin artmasıyla beraber birçok ekonomik ve sosyal sorunun meydana geldiğini kaydediyor ve işsizliğin birey üzerindeki etkisini ise şu şekilde tanımlıyorlar: “İşsiz olan birey kendine olan güvenini kaybeder. Algılama yeterlilik, özyeterlilik düzeyi ve hayat tatmini azalır. İşsizde depresif duygular artar ve stres düzeyi yükselir. Bireyin genel sağlık ve iyilik düzeyinde azalma olur. Birey umutsuzluk ve çaresizlik içine girer. İçine kapanır ve yalnızlık duygusu hisseder. Bireyin özsaygısı zedelenir.” İşsizliğin her geçen gün artmasıyla birlikte toplumda sosyal ve psikolojik sorunların büyüdüğünü belirten uzmanlar, mevcut hükümetin bu konuda derhal sosyal bir proje geliştirmesi gerektiği uyarısında bulunuyor.
Sanayi öncesi toplumlarda işsiz denince, hatıra gelen kabiliyetsizliğinden dolayı bir meslek edinememiş veya kişiliğinden kaynaklı iş bulamamış, boş vakit geçiren haylaz bir insan akla geldiği belirtiliyor. Oysa günümüzde bunun sistemin kendisinden kaynaklı olduğunu artık açık bir dille herkes ifade ediyor. İşsiz kalan bireyde uzmanların da belirttiği gibi çok ağır sonuçlar ortaya çıkması doğal bir sonuç haline gelmiş bulunuyor. Sokakta, metroda, sosyal kurumların önünde kendi kendine konuşan insan sayısında yaşanan artış artık yaşamın doğal parçası haline geldi. İşsizliğin kendisi de sistem tarafından artık doğallaştırıldı. İşsiz olan birey yeniden iş bulabileceğine, işsizliğe karşı mücadele edilmesi gerektiğine inanmıyor. İşsizlik karşısında bireyin bu davranışı psikolojide “Öğrenilmiş Çaresizlik” olarak tanımlanıyor. Peki bu ne demek gelin bunu birlikte bir yaşanmış ve halen de yaşanmakta olan bir gerçek hayat hikayesi okuyalım.
“Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış.
Tabi bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir.
Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz.
Yıllar geçer, fil kocaman olur…
Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık.
Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz.
O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır.”
Öğrenilmiş çaresizlik