
Mektupta, savaşta çocuklarını yitiren annelerin yaşadıkları acıyı dile getiren Gümüş, acıların son bulmasının tek yolunun barış olduğunu ortaya koyuyor.
Anne Gümüş’ün oğluna yazmış olduğu mektubun tam metni şöyle:
Mazlum göklerin yoldaşları merhaba…
Başta halkımız olmak üzere sevgili oğlum Başar yoldaşın umutlarını, onun sahiplik ettiği özgürlük ve insanlık değerlerini yüreğinde, düşüncesinde taşıyan herkese merhaba.
Binlerce anne benim gibi bu acıyı paylaşıyor. O annelerin evlatları da benim evlatlarım. Yaşamımızdan ayrılanlar, aramızdaki bu çirkin ve kirli savaşa ödediğimiz bedellerdir.
Hepsi lanetli tarihin kutsal geleceğe evrileceği dağlara bedel olarak savaşmayı seçtiler. Canım oğlum Başar’ın kişiliği, en belirgin özellikleri asiliği, hırçınlığı, cesurluğu, özgürlüğe olan tutkusu ve egemen sisteme olan büyük öfkesiydi. Kim olursa olsun hiçbir yanlışın altında kalmazdı.
Bizler acılarla sınanan bir coğrafyada yaşıyoruz. Farkındayım biz anneler acılarla yoğrulan bir halkız.
Sen ayrıldıktan sonra gözlerim her yerde seni aradı, arıyor. Soframda yoksun. Dağlar bile sana küsmüş. Canım oğlum bırak zalimler utansın. Seninle gurur duyuyorum. Duymuyorsun artık sen beni, yerinde rahat uyu. Dilimde yüreğimdesin artık.
Seni benden alanlar yüreğimi kanattılar. Rüyalarımı kararttılar. Umutlarımı yok ettiler. Hayallerimi yıktılar. Yüreğimi paramparça ettiler.
Değerli arkadaşlar yakın zamanda yaşadığım acıyı bildiğiniz gibi bu acıyı Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyaya kara bir kabus gibi çöken IŞİD ve onun gibiler yaşattı. Ancak bu kara kabusu aydınlığa çeviren insanlık gerçeği ise, Argeş yoldaşımızın temsilini ettiği Önder Apo’nun gerçekliğidir. Hareketimizin Öndelik gerçekliği bu DAİŞ çetelerini durduran hakikattir. İnsanlık bugün Kobanê’de Şengal’de yükselen direniş bayraklarını izlemektedir, orada savaşmaktadır.
Bu savaş başta halkımız olmak üzere insanlığın insan olma savaşıdır. Burada durmak, sorumluluk üstlenmek ve yük kaldırmak özgür insanın erdemli eylemidir.
Değerli halkım bugün evlatlarımızın verdiği mücadele binlerce kadının, kız çocuklarının hayatlarını kurtardı. O kadınlardan biri ben, biri siz, eşiniz, kardeşleriniz, çocuklarınız olabilirdi.
Değerli halkım bu savaşı bizden önceki nesiller, babalarımız çözmüş olsalardı, bugün bizim çocuklarımız ölmeyecekti. Biz bu acıları yaşamayacaktık. O halde bu savaşın çocuklarımıza yansımaması, torunlarımıza yansımaması için elimizden geleni yapmaya hazırım. Çocuğumun davasının arkasındayım.
Değerli yoldaşlar, Başar anneler gününde bana bir not yazmış. Demiş ki “Anne sana layık bir evlat olamadım. Çünkü kardeşlerimin ve halkımın daha iyi bir yaşam sürmesi için bu yolu seçtim.”
Sen yanımdan ayrıldığın günden beri ayrılığın acısını her gün yaşıyorum. Acının öğretici özelliğini edinmeye çalışıyorum. İnanıyorum ki acılarımız bizi daha da olgunlaştıracaktır.
Yaşadığımız bu acılar, döktüğümüz gözyaşları barışa, umuda, direnişe yol olsun. Yüreğinizde direniş olsun. Barış olsun. Barış olsun. Barış olsun.
Tüm yoldaşları saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Türkan Alagöz Gümüş
DİHA/ADANA