Lüksemburg’dan Strasbourg’a gerçekleştirilen beş günlük Uzun Yürüyüşte 20’ye yakın ülkeden farklı haklardan enternasyonalistler yer aldı. Farklı coğrafyalardan, farklı kültür ve düşüncelerden gelen insanların attıkları sloganlar ve gençlerin coşkusu yürüyüşe damga vurdu.
ERKAN GÜLBAHÇE
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat 1999 tarihinde gerçekleştirilen uluslararası komplonun yıldönümlerinde başta Kürdistan olmak üzere Avrupa’nın birçok merkezinde Kürtler ve dostları tarafında farklı eylem ve etkinlikler düzenleniyor.
Gerçekleştirilen bu eylemlerin başında ise uzun yürüyüşler geliyor. Zaman zaman İsviçre’nin Basel, Lozan, Cenevre, Almanya’nın Stuttgart, Mannheim ve Lüksemburg’dan Fransa’nın Strasbourg kentine uzun yürüyüşler gerçekleştiriliyor. Gelenekselleşen bu yürüyüşlerin finali ise Avrupa’nın birçok devletinde Strasbourg’a akın akın gelen Kürdistanlı ve dostlarının düzenledikleri dev bir mitingi ile 15 Şubat uluslararası komplo protesto ediliyor.
Son dört yıldır Lüksemburg’da bulunan Avrupa Adalet Divanı önünden Strasbourg’a gerçekleştirilen uzun yürüyüşleri Yeni Özgür Politika adına takip ettiğim için kendimi şanslı buluyorum.
Elbette Kürtler açısında Lüksemburg’tan ve Fransa’nın Strasbourg kentine yürümek için yeterince neden var. Strasbourg Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi, Avrupa Konseyine bağlı Avrupa işkenceyi Önleme Örgütü (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemeleri’nin (AİHM) bulunduğu bir merkez. 20 yıl önce gerçekleştirilen 15 Şubat komplosunda Avrupa’nın rolü yadsınamaz. Strasbourg’da bulunan Avrupa Konseyinin üye 47 ülkedeki tutuklu her bireye karşı sorumlulukları olduğu gibi, uluslararası alanda Kürt Halk Önderi Öcalan’a karşı sorumlulukları var. Kürtler bu ısrarlı eylemleri ile bu kurumlara görevlerini hatırlatıyor. Lüksemburg’da bulunan Avrupa Adalet Divanı söz konusu Kürtler olunca çifte standartlı davransa da “Avrupa’nın adalet sağlayıcısı ve denetleyicisi” amacı ile kurulan bir kurum. Bu anlamda bu iki kent Kürtler için farklı bir anlam taşıyor.
Avrupa Adalet Divanı’na hatırlatma
Bu yılki uzun yürüyüş Kürtler açısından çok kritik bir süreçte gerçekleşti. Kürt Halk Önderi üzerindeki tecrit daha da ağırlaşmasından dolayı Leyla Güven öncülüğünde gelişen açlık grevinlerine denk gelmesi, Lüksemburg’dan Strasbourg’a gerçekleştirilecek uzun yürüyüşü tekrardan takip etmemdeki heyecanı artırdığını da belirtmek isterim. Son iki yıl Enternasyonal Yürüyüşünü takip etmemden dolayı farklı ülkelerden çok değerli arkadaşlar edindim. Bu arkadaşları görmek için sabırsızlanıyordum.
Enternasyonalist arkadaşlar yürüyüşten bir gün önce Almanya’nın Saarbrücken kentinde toplandı. Bir gün önce enternasyonalistlerle buluştuğum için benim için yürüyüş bir gün önce başladı diyebilirim. Gelenekselleşen uzun yürüyüşlerin başlangıç yeri Avrupa Adalet Divanı olduğu için hep birlikte otobüslerle Lüksemburg’a gittik. Bu kurum Adaleti savunması gerekirken, söz konusu Kürt ve Kürdistan olduğunda ne acıdır ki suskunluğa bürünüyor. İşte tam da bu suskunluğu yüzlerine haykırmak için Avrupa Adalet Divanı’nın önünde yürüyüşün başlaması ebetteki çok önem taşıyordu.
Lüksemburg’dan Strasbourg’a gerçekleştirilen uzun yürüyüşün formatı ise son üç yılda değişti. Daha önce Kürtler ve dostları yürürken, son üç yılda ise 20’ye yakın ülkeden farklı haklardan, dinlerden, politik düşüncelerden enternasyonalistler yürüyor. Yürüyüşün yapısını farklı coğrafyalardan, farklı kültür, farklı düşünceler aynı idealler için gelen insan oluşturunca yürüyüşün coşkusu ve kalitesi bir farklı oluyor.
Geçen yıl Lüksemburg’da başlayan Strasbourg’da sona eren enternasyonalist kol 11 gün sonunda toplam 267 km yol yürümüştü. Bu sene formatı değiştirilen Yürüyüş beş gün sürdü. Sadece şehir merkezlerinde yüründü. Geri kalan mesafe otobüsler ile geçilmesi birçok enternasyonalist tarafında şikayet konusu oldu. Buraya yürümeye geldiklerini belirterek, otobüslerle taşınmalarına tepki gösterenler dahi oldu.
Gençler çoşkuyu çoğalttı
Bu yıl yürüyüşe katılanlar enternasyonalistlerin sayısı geçen yıla oranla biraz daha az olmasına rağmen coşku daha büyüktü. Bu coşku, yürüyüşe katılanların ezici çoğunluğunun genç olmasından kaynaklandığını belirtmek gerekir. Yürüyüşçüler geçtikleri yerleri alkış, zılgıt, slogan ve marşları ile deyim yerinde ise inletiyorlardı.
Yürüyüş boyunca evlerinin camlarına çıkıp el sallayanlar, zafer işaretleri ile selamlayanlar olduğu gibi, Erdoğan’ın çetelerinden birkaç kişi el kol hareketi ile yürüyüşü provoke etmek isteyenler oldu. Faşistlerin provokasyon girişimleri yürüyüşün daha çok canlanmasına, sloganların daha gür atılmasına neden oluyordu. Enternasyonalistler, Türk faşistlerin yer yer el kol işaretlerine karşı zafer işareti ve sloganlar ile cevap vermeleri görülmeye değerdi.
Yürüyüşçüler Ekvator, Bolivya, İtalya, Cezayir, Fransa, Portekiz, Almanya, Norveç, Finlandiya, İsveç, İspanya’nın Katalonya, Bask, Galicia, Andaluzia vb. farklı coğrafyalardan gelmeleri yürüyüşü daha da renklendirdiğini söyleyebilirim. Yürüyüş boyunca Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posterlerinin yanı sıra ülkelerindeki halk hareketlerinin veya bağlı oldukları parti, sendika bayraklarını taşımaları görsel bir şölen yaşattı.
Öcalan felsefesinin taşıyıcıları…
Enternasyonalist yürüyüşüne katılan eylemcilerin büyük bir bölümü ikinci, hatta üçüncü kez katılanlar da vardı. Yürüyüşe katılan enternasyonalistler ülkelerine döndüklerinde, Kürt sorununu aktarmada gönüllü birer diplomat olarak çalıştıklarını da belirtiyorlar. Kürt Halk Önderi Öcalan’ın projeleri, felsefesi enternasyonalistler sayesinde farklı ulus ve coğrafyalarla buluşmaya devam ediyor. Daha önce Lüksemburg’dan Strasbourg’a katılan eylemcilerin büyük bir bölümü Rojava’ya giderek Demokratik Konfederalizm projesini yerinde inceleme fırsatı bulmuş. Rojava’yı anlatırken heyecanları gözlerinde okunuyordu.
Enternasyonalistlerin yürüyüşe katılma nedenlerini sorduğumuzda yüzde doksanında aldığımız cevap Kürt Halk Önderi Öcalan’ın özgürlüğü için cevabını veriyor. Sohbet derinleştikçe hepsinin Abdullah Öcalan felsefesinde haberdar olduğu, plan projelerini benimsedikleri açık bir şekilde gözüküyor. Konuşurken ”Önder Apo” diyorlar. Abdullah Öcalan’ı kendilerine önder olarak görüyorlar. Demokratik Konfederalizm projesini alternatif proje olarak gördüklerini sadece Kürtler için değil tüm insanlık için önemli olduğunu belirtiyorlar. Yürüyüşe katılmalarının ikinci önemli nedeni ise Öcalan’ın Kadın Sorununa bakışı ve Jineloji. Bundan dolayı yürüyüş boyunca en çok atılan iki slogandan bir tanesi ”Jin Jiyan Azadî”. Üçüncü bir neden ise Rojava Devrimi. Kürt sorununa ne zamandan beri ilgi duyuyorsun sorumuza aldığımız cevapların büyük bir bölümünü ise Kobanê direnişi deniyor. Bu anlamda Kobanê Kürt tarihi için bir dönüm noktası olduğu görülmektedir.
Norveçlilerin sloganı öne çıktı
Yürüyüşte en çok Kürtçe, Fransızca ve İspanyolca sloganlar atılırken, yürüyüşe katılan tüm coğrafyaların dillerinde de sloganların atılması renkli görüntülerin yaşanmasına neden oldu. Zaman zaman bilmedikleri dillerde sloganlara eşlik etmek isteyenler telaffuzlarda zorlanınca gülüşmeler gözden kaçmıyordu. Yürüyüşte en çok “Bijî Serok Apo”, “Jin Jiyan Azadî”, “Abort régime Fascist a Turquie” ve ”Leyla Güven Solidarite”, “Liberé Öcalan /Yaşasın Öcalan” gibi sloganlar atılırken, Norveçlerin dillerinde attıkları ve tüm enternasyonalistlerin büyük heyecanla eşlik ettikleri ”Oh leve PeKoKo, Oh leve PeKoKo, İn good and bad times Forever for PeKoKo/ Yaşasın PKK…, iyi günde, Kötü günde PKK’liyiz” sloganı ve melodisi ile en çok heyecan yaratan slogan olma özelliğini diğer sloganlara kaptırmadı.
Yürüyüşçüler beş günü boyunca uykunun dışında bir dakika bile boş geçirmedi. Eğer başarabilseler uyuyacakları anı da değerlendirmek için bir şeyler yapacaklarında hiçbir şüphem yok. Uyumak yaşamın bir parçası olduğu için karşı koyamadılar. Yürüyüş arasında verilen molalarda veya herhangi bir boşluk anında, zamanı en iyi değerlendiren enternasyonalistler devrimci marşlar eşliğinde halaylar çekti…
Lüksemburg’dan Fransa’ya otobüsle geçerken Fransız polisi otobüsü durdurup kimlik kontrolü yapınca Enternasyonalist halaycılar halaya durarak sınırı bekleyen polislere görsel bir şölen sundu. Bir arkadaşın deyimi ile ”Uzun yolun yolcuları Fransız polisinin provokasyon girişimini halay çekerek boşa çıkardı.” Yine sınırda eylemcileri kontrol eden polislerden biri üstlerinden tertip komitesinden birine yaklaşarak, eylemcilerin giydiği Abdullah Öcalan ve Sakine Cansızın fotoğraflarının olduğu sarı yeleği alıp alamayacaklarını sordu; ”Ben bu yeleğin hayranıyım. Evimde saklamak istiyorum” diyerek aldığı yeleği üstlerinden gizlice ceketinin altına alması ise görenler tarafında tebessüme neden oldu.
Şengen’i ziyaret
Bu yılki yürüyüşün farklı kılan noktalardan bir tanesi de enternasyonalistlerin Fransa, Almanya, Lüksemburg sınırında bulunan Şengen Köyüne uğraması. 700’e yakın nüfusa sahip küçücük köy Avrupa sınırlarının kaldırılması ile biliniyor. Enternasyonalistler Avrupa sınırının kaldırıldığı köyde Kürdistan’ın dörde bölündüğünü dünyanın en uzun yapay sınırların Kürdistan arasında çizildiğini dünya kamuoyuna hatırlattılar ve sınırsız bir dünya istediklerini belirttiler.
Uzun Yürüyüşe katılanlar 20 yılık bir dost gibi birbirleri ile sohbet ediyorlar. Yine en az iki dili konuşmaları gözlerden kaçmıyor. Kullanılan ortak dillerin başında Kürtçe, İngilizce ve İspanyolca idi. Yürüyüşe katılan enternasyonallerin en az 10 tanesi Kürtçeyi akıcı bir şekilde konuşurken, dört tanesi de aksansız konuşmaları takdir edilmeyi hakkediyor. Zaman zaman eylemi ziyaret eden Kürtler arasında hayranlık uyandırmasına neden oluyordu.
Yürüyüşte kadın erkek eşitliği mutlak sağlandığı gözüküyor. Eylemcilerin yaşı 18 ile 67 arasında değişiyordu. Yürüyüşçülerin büyük bölümü üniversite ve master öğrencilerini oluştururken, profesör, tiyatro yönetmeni, sinema yazarı, sendikacı, yazar, vb mesleklerden oluşuyordu.
Yürüyüşün en çok dikkat çeken kişilerden bir tanesi Fransa’dan yürüyüşe gelen yazar Malika Voisin idi. Cezayir göçmeni yazar Voisin, 45 yıllık hayatına 7 kitap sığdırmış. Rojava’da kadın direnişini anlatan son kitabı ise bir ay içerisinde yayınlanacak. Suriye’nin Halep kentinde yaşanan savaş sahsında dünyadaki savaşları protesto etmek için 2016 yılında Almanya’nın Berlin kentinde Lübnana kadar 500 kişinin başlattığı ve 7 ay süren, yürüyüşü bitirebilen 5 kişiden biri olduğu için 2018 Nobel Barış Ödülüne aday gösterilen biri. Gülerek, ”Biz kazanmadık ama Nadya Murad’ın kazınması beni daha çok mutlu etti. Çünkü Kürtlerin buna ihtiyacı vardı” diyor.
‘İtalya solu nasıl hesap verecek?’
Yürüyüşün bir başka dikkat çeken eylemcisi de İtalya’da Profesor Gianluigi Deiana idi. Ağarmış saçları gülen yüzü ile çok konuşmayan, ancak bakışları ile çok şey anlatan Prof. Deiana, 67 yaşının 40 yıllını üniversitede ders vererek geçirmiş. İlerleyen yaşına rağmen gençlere taş çıkartan çevikliği dikkatlerden kaçmıyor. Kendisi ile yaptığım görüşmede hüzünlenerek, “15 şubat komplosunda İtalya solu nasıl hesap verecek bilmiyorum ama bu utançla çok fazla yaşayamaz” diyor ve ”Bu utancı daha fazla yaşamamak için buradayım” ifadesiyle de enternasyonal yürüyüşüne katılmasının nedenini açıklıyor.
Ekolojik ve komünal yaşam…
Enternasyonallerin göze çarpan özelliklerinden bir tanesi de disiplinli olmaları. Yürüyüş boyunca yerlerinde pek nadir ayırılıyor. Her hangi bir görüş ya da röportaj için kortejden ayırma isteğimizi görevli arkadaşlardan sormadan yerine getirmediler. Gerek yemeklerin dağıtımında gerek kaldıkları yerlerin temizliğinden kendilerini sorumlu görerek hareket ediyorlardı. Çevre temizliğine aşırı özen gösteriyorlardı.
Her uzun yürüyüşte, tabak çatal bardak ve diğer malzemelerin ekolojiye uyması tartışmaların bu yürüyüşte pek yaşanmadı. Tertip komitesi geçmiş yürüyüşten kazandıkları deneyimler sonucunda çatal ve kaşıkların dışında geri kalan malzemeleri ekolojiye uygun malzemelerden getirmeleri bu tür tartışmaların yaşanmamasına neden oldu.
Demokratik Konfederalizmi önemseyip, tam da Demokratik Konfederalizm projesinin mimarı sayın Öcalan için yürüyüp de komünler oluşturtulmadan eylem gerçekleşebilir mi? Yürüyüşçüler yürüyüş boyunca mutlak bir komün hayatı yaşadılar. Her şeyi ortaklaştırdılar. Yemeden, temizliğe, yatma yerinin düzenlenmesinden, eşyaların otobüse taşınmasına kadar her konuda hayatı ortaklaştırdılar. Enternasyonalistler bu yürüyüşle Demokratik Konfederalizm projesinin minyatür bir örneğini sundular, gerek duruşları ve gerek yapıları ile.