
Türk devleti içindeki bir kanadın 15 Temmuz’daki darbe girişiminin bastırılması ardından ilan OHAL ile birlikte ilk KHK de çıkarıldı. Fethullahçılara ait 35 sağlık kuruluşu, 934 okul, 109 öğrenci yurdu, 104 vakıf, bin 125 dernek, 15 üniversite ve 19 sendika kapatıldı. Dün sabah itibariyle gözaltına alınanların sayısı 13 bin 165’ti. Bunların 8 bin 838’i asker. 2 bin 101’i hakim-savcı, bin 485’i polis, 52’si mülki idare amiri, 689’u sivildi. 123’ü general, 282’si rütbeli polis, bin 559’u hakim-savcı olmak üzere 5 bin 863 kişi tutuklandı. 50 binden fazla kişinin devletteki görevine son verildi.
Darbe girişiminin ardından ilan edilen ve 3 ayı kapsayacak OHAL’e ilişkin mevzuat öngörülen görevleri koordine etmek amacıyla Başbakan’ın başkanlığında Adalet Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Maliye Bakanı, Milli Eğitim Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve Başbakanlık Müsteşarı’nın katılımıyla Olağanüstü Hal Koordinasyon Kurulu oluşturuldu. Kurul tarafından alınan kararlar tüm Bakanlık, kurum ve kuruluşlar tarafından süratle uygulamaya konulup gecikmeksizin sonuçlandırılacak. İllerdeki koordinasyon il valileri tarafından yerine getirilecek.
OHAL kapsamından ilk KHK de önceki gün çıkarıldı. Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler şöyle:
* Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen 35 sağlık kuruluşu, 934 okul, 109 öğrenci yurdu, 104 vakıf, bin 125 dernek, 15 üniversite ve 19 sendika kapatıldı.
* Kapatılan bütün kurumların taşınır/taşınmaz malları ve alacakları Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Hazine’ye bedelsiz olarak devredildi. Borçları ise üstlenilmedi.
Kapsamı genişletildi
* KHK’nin 3. maddesi Fethullahçılar yetinmeyerek kapsamı genişletti: “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan (Fethullahçılar listesi) özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır.
Yargıda da sadece Fethullahçılar değil
* Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirlerde de Fethullahçıların ötesine geçiliyor. “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” tüm yargı mensupları görevden atılıyor.
Diğer devlet memurları için de
* Kamu görevlilerine ilişkin tedbirler kısmından benzer bir işgüzarlık sözkonusu. “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” askerler, akademisyenler, mahalli idareler personeli, her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personel bir daha dönmemek üzere görevinden çıkarılır. Bunların yerine Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ve diğer mevzuattaki kısıtlamalara tabi olmaksızın Bakanlar Kurulu’nca belirlenecek sayıda kadro ve pozisyon için atama yapılabilir.
Pasaport iptali
* Haklarında idari işlem tesis edilenler ile aynı gerekçeyle haklarında suç soruşturması veya kovuşturması yürütülenlerin pasaportları iptal edilir.
Gözaltı süresi 30 gün
* Gözaltı süresi, şüphelinin yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren otuz günü geçemez.
Avukatlara müdahale
* Tutuklu olanların avukatları ile görüşmeleri, Cumhuriyet savcısının kararıyla teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir. Görüşmeye derhal son verilebilir. Cumhuriyet savcısının istemiyle tutuklunun avukatlarıyla görüşmesi sulh ceza hâkimliğince yasaklanabilir. Avukatın değiştirilmesi Cumhuriyet savcısı tarafından istenebilir.
* Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır.
* Yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda, ifade alma ve sorgu sırasında veya duruşmada en çok üç avukat hazır bulunabilir.
* Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir.
Kira sözleşmelerinin iptali
* Mahalli idarelerle bu idareler tarafından kurulan birlik ve işletmeler ile kamuya ait tüm işletmeler ve sermayesinin yüzde 50’sinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıklara ve vakıflara ait olan her türlü taşınmazın yararlanıcıları ile kiracıların irtifak ve intifa hakları ile kira sözleşmeleri ilgili kurum ve kuruluş tarafından resen iptal edilir.
Uygulayıcalara dokunulmazlık
* KHK kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.
Yürürlüğü durdurulamıyor
* Alınan kararlar ve yapılan işlemler nedeniyle açılan davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.
Dün sabaha kadarki bilanço
Dün öğleden önceye kadar 15 Temmuz darbe girişimi ve sonrasının bilançosu şöyleydi:
* Darbe girişimcilerden ölenlerin ilk gün sayısı 104 olarak açıklandı. Ondan sonra hiç söz edilmedi, cenazelerinde dini vecibeler yasaklandı, mezarlıklara gömülmemesi istendi. Yaralılarının sayısı da açıklanmadı.
* Darbe girişimine karşı 62’si polis, 179’u sivil, 5’i asker olmak üzere 246 kişi öldü.
* Darbe girişimi karşıtlarından yaralanların sayısı 2 bin 186
* Gözaltına alınanların sayısı 13 bin 165. Bunların 8 bin 838’i asker, 2 bin 101’i hakim-savcı, bin 485’i polis, 52’si mülki idare amiri, 689’u sivildir.
* Tutuklanarak cezaevine konanların 123’ü general, 282’si rütbeli polis, bin 559’u hakim-savcı olmak üzere toplam sayısı 5 bin 863.
YAŞ erkenden Çankaya’da
Öte yandan öne alınarak 28 Temmuz tarihine çekilen Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısı, Türkiye tarihinde ilk kez Genelkurmay’da değil Çankaya Köşkü’nde yapılacak.
ANKARA
Fitch de düşürdü
Kredi derecelendirme kuruluşu Standarts&Poors ‘tan (S&P) sonra bir diğer önemli kuruluş olan Fitch de Türkiye’nin kredi notunu düşürdü.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye’nin BBB olan uzun vadeli kredi notunu BBB-’ye düşürdü. Fitch, Türkiye’nin not görünümünü de ‘durağan’ olarak belirledi. Bu değişiklik Türkiye’nin kredi notunun yatırım yapılabilir seviyede olduğu anlamına geliyor. Not düşürme hamlesinin darbe girişimiyle ilgili olup olmadığı netlik kazanmazken, Fitch’ten yapılan açıklamada, ülkelerin uzun ve kısa dönem yabancı para birimi cinsinden kredi notları ile yerel para birimi cinsinden kredi notları arasındaki ilişkinin incelendiği, bazı kriterlerde de değişiklik yapıldığı belirtildi.
Daha önce de kredi derecelendirme kuruluşu Standarts & Poors (S&P), Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BB’ye düşürmüş, görünümünü de negatife düşürmüştü.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin tepkisine yol açan bu karar sonrası OHAL ilan edilmesi üzerine ise Dolar tarihi rekor kırmış, Euro ise yükselmişti.
Uzun gözaltı fiili infazdır
İHD Başkanı Öztürk Türkdoğan, gözaltı süresinin 30 güne çıkarılmasına dikkat çekerek, “Uzun gözaltı süresi fiili infazdır’” dedi.
“30 günlük gözaltı süresi en hafif değimiyle onur kırıcı bir muameledir” diyen Türkdoğan, hükümetin OHAL Kanunu’nda olmayan bir yetkiyi kullandığına dikkat çekti. Türkdoğan, sıkıyönetim zamanlarından gözaltı süresinin 15+15 olduğunu hatırlatarak, “Yani sıkıyönetim ilan edilmediği halde, sıkıyönetim halinde uygulanabilecek bir gözaltı süresinin uygulanması da bir yetki sorunu olduğunu gösteriyor. Hiçbir hakkimin denetimi olmadan siz bir kişiyi 30 güne kadar gözaltında tutacaksınız bu çok ciddi bir sorundur. Kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkına aykırıdır. Çünkü uzun gözaltı süresi artık fili infazdır” şeklinde konuştu.
DGM zamanlarına döndü
Türkiye’nin eski Devlet Güvenlik Mahkemeleri (DGM) dönemlerine döndüğünü söyleyen Türkdoğan, “Aslıda toplumsal muhalefete ciddi bir gözdağıdır. Bu alanda da çok ciddi sorunlar ile karşı karşıya kalacağımızı şimdiden belirtmek istiyorum” dedi.
Cezaevi katliamları olabilir
OHAL sonrası yayınlanan ilk kararnamede cezaevlerine ilişkin yer alan maddelere dikkat çeken TAYD-DER İzmir Eşbaşkanı Musa Karbadağ, “Bir tabutluk gerçeği haline gelen F tipi ve T tipi cezaevlerini biraz daha meşrulaştırıyor” dedi.
Eşbaşkan Karbadağ, kararnamenin PKK’li tutsaklara yönelik olduğunu ve cezaevlerinde katliamların gündeme gelebileceğini savundu. Karbadağ, son kararname ile birlikte Öcalan için duyulan endişelerin daha da arttığını ifade etti.
Cezaevlerindeki mevcut durumun 12 Eylül uygulamalarını artmadığını belirten Karbadağ, “OHAL, fiili ölüm olayların kılıfı haline getirilmek istenecektir” dedi. Kararnamenin maddelerinin tamamen insan hakları ihlali taşıdığına işaret eden Karbadağ, “Uluslararası AF örgütü başta olmak üzere CPT ve uluslararası insan hakları kuruluşları erken organize olarak Türkiye’deki cezaevlerindeki denetimlerini mutlaka başlatmalı. Aksi takdirde cezaevlerinde teslimiyet dayatılıyor. Teslimiyetin gelişmemesi durumunda da katliamlar gündeme gelecektir. Son derece kaygılıyız, toplumu bu durumda duyarlılığa davet ediyoruz” dedi.
DAİŞ sokaklarda
Babası sokak ortasında infaz edilen Avukat Seda Tanrıkulu, daha önceki OHAL’lerde sokakların Hizbullah’a, şimdi ise DAİŞ’e teslim edildiğini söyledi.
Kürdistan’daki OHAL ilanı sonrası 2 Eylül 1993 yılında Amed’in (Diyarbakır) Ferqîn (Silvan) ilçesinde bir sokak infazı ile babasını kaybeden avukat Seda Tanrıkulu, 90’lı yıllarda sokakların Hizbullah’a teslim edildiğini hatırlatarak, şimdi de sokakların DAİŞ’e teslim edilmek istenildiğini vurguladı. Babasının Silvan Devlet Hastanesi’nde doktor olduğunu ifade eden Tanrıkulu, babasının hastalarla Kürtçe konuştuğu için sürekli tehditlere maruz kaldığını belirtti. Her gün Ferqîn sokaklarında infazların yapıldığına dikkat çeken Tanrıkulu, babası ile araç içerisinde seyahat ettikleri sırada araçlarının tarandığını anlattı. Tanrıkulu, infazlar, işkenceler ve hak ihlalleri karşısında kimsenin bir şey yapmadığını ve bunun devletin resmi politikası haline geldiğini söyledi. Babasının katillerinin bilinmesine rağmen yıllarca yakalanmadığını vurgulayan Tanrıkulu, “Hukuk tam anlamıyla rafa kaldırılmıştı. OHAL bahane edilerek her türlü insan hakları ihlalini yaptılar. Tüm onlara şahit olduğum için avukat oldum” dedi.
Basın için zor günler
İktidarın basın ve ifade özgürlüğüne darbelerinin eksik olmadığı Türkiye’de, geçtiğimiz yıl AKP tarafından alınan savaş kararı ile tarihinin en büyük baskı ve sansür ortamını yaşayan basını OHAL’le birlikte zor günler bekliyor.
OHAL, hükümete “Gazete, dergi, broşür, kitap, el ve duvar ilanı ve benzerlerinin basılmasını, çoğaltılmasını, yayımlanmasını ve dağıtılmasını, bunlardan olağanüstü hal bölgesi dışında basılmış veya çoğaltılmış olanların bölgeye sokulmasını ve dağıtılmasını yasaklamak veya izne bağlamak; basılması ve neşri yasaklanan kitap, dergi, gazete, broşür, afiş ve benzeri matbuayı toplatma” yetkisi veriyor. OHAL’in ilanının ardından 30’u aşkın internet sitesinin kapatılması, Leman Dergisi’nin son sayısının darbe girişimini kapağına taşıması nedeniyle toplatılması ve sitesine erişim engeli getirilmesi, gazetecilerin gözaltına alınması basının yaşayacağı zor günlerin de habercisi.