Olağanüstü bir arkadaşlık hikâyesi

Kültür/Sanat Haberleri —

30 Kasım 2020 Pazartesi - 22:30

  • Elena Ferrante'nin Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, Yeni Soyadının Hikâyesi, Terk Edenler ve Kalanlar ve Kayıp Kızın Hikâyesi romanları, 40'ı aşkın dile çevrildi ve 10 milyondan fazla satış yakaladı. Yazarın kimliği hâlâ bilinmemekle birlikte bu gizliliğe dair pek çok spekülasyon var.



ZABEL MİRKAN

(Yeni Soyadının Hikâyesi, Elena Ferrante)

Elena Ferrante'nin Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, Yeni Soyadının Hikâyesi, Terk Edenler ve Kalanlar ve Kayıp Kızın Hikâyesi romanları, 40'ı aşkın dile çevrildi ve 10 milyondan fazla satış yakaladı. Yazarın kimliği hâlâ bilinmemekle birlikte bu gizliliğe dair pek çok spekülasyon var. Mahlas kullanan yazar ise kimliğinin bilinmemesi konusunda ısrarcı. Bu nedenle röportaj verdiği mecralar dahi hayli sınırlı. Ferrante'nin yayıncısı Sandro Ferri, Guardian'a yaptığı açıklamada, konuyla ilgili “Bu tür bir gazeteciliği iğrenç buluyoruz. Kimliğini açıklamak istemeyen bir yazarın cüzdanını karıştırmayı...” demişti.
Ferrante, gerçek kimliği bilinmemesine rağmen, şu an İtalya’da en çok tanınan ve kitapları en çok satan yazarlar arasında. Ve elbette ünü İtalya ile de sınırlı değil.

1950’ler İtalyası
Yazarın Napoli Romanları dörtlemesinin merkezinde iki kız çocuğunun hikâyesi var. 1950’li yıllarda, Napoli’nin yoksul bir mahallesinde başlayan bu hikâye, İtalya’nın farklı kasabalarında ve kentlerinde şekilleniyor. Ta ki bu iki küçük kız, yetişkin birer insan olana dek. Hatta daha da sonrasına...
HBO ve Rai tarafından dizi olarak uyarlanan dörtleme “My Brilliant Friend” ismiyle izleyiciyle buluştu. Dizinin ismi, dörtlemenin ilk romanının ismiyle aynı: Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım.
Napoli’nin yoksul bir kasabasında geçen dizi, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonraki İtalya’nın da bir panaroması. Çekimler için 220 bin metrekarelik bir set alanı oluşturulmuş ve döneme uygun 1500 farklı kostüm kullanılmış. Dizinin en büyük başarılarından biri de bu. Dönemi ve döneme, kasabaya özgü yoksulluğu, ekonomik buhranı ve insanların birbirlerine ne denli güvenemediğini o atmosferin içine iyice sokarak anlatıyor derdini.
Margherita Mazzucco, Gaia Girace, Elisa Del Genio ve Ludovica Nasti gibi isimlerin oyuncu kadrosunda yer aldığı dizi, ilkokulda tanışıp kısa süre içerisinde çok yakın arkadaş olan Elena Greco ve Raffaella Cerullo’nun yıllara yayılan arkadaşlığını derinlemesine inceliyor. 60 yıla yayılan bu arkadaşlık, ilk adımı Lenù’nun atmasıyla başlıyor. Dörtlemede anlatıcı rolünde Lenù olsa da, merkeze konulan Lila’nın hikâyesi, arkadaşlıklarının da gidişatının göstergesi.

En yakın ve en uzak

Lila, okuldaki diğer çocuklarla sosyalleşmeyen ve onlardan zekâsı sayesinde sıyrılan bir çocuk. Anne ve babası okuma-yazma bilmemesine rağmen kendi kendine okumayı öğrenmiş. Lenù ise Lila’dan önce okulun en başarılı öğrencisi. Ancak dizinin ilk sezonunda da göreceğimiz gibi, Lila ailesinin onu okuldan almak istemesi ve maddi sorunlar nedeniyle okula devam edemiyor. Bu imkânsızlığa rağmen Lila, derslerde gördüklerini Lenù’dan takip etmeye ve kasabanın kütüphanesinden alabildiği kadar kitap almaya devam ediyor. Hatta öyle ki kendi adıyla o ay alabileceği kitap sayısı sınırlı olduğu için kardeşlerinin ismiyle alıyor kitapları.
Dizinin ikinci sezonu, dörtlemenin de ikinci kitabını konu alıyor. Burada artık liseye başlayan Lenù’yu ve babasının ayakkabıcı dükkânında hayatına devam etmeye çalışan Lila’yı görüyoruz. Lila bu küçücük dükkânda da imkânlarını zorluyor ve babasının üst tabakaya satmasını sağlayacak ayakkabılar çizmeye başlıyor. Gelin görün ki çizimi de şahane. Lenù bir kez de buradan özgüven yitimine maruz kalıyor. Birbirlerinin hem en yakın arkadaşları hem de kimi zaman birbirlerinin kötülüklerini isteyebilen bu iki genç kadının arkadaşlıkları yıllar boyunca sürüyor.

Mükemmel arkadaşlık portresi çizmiyor
Lila’nın istemediği ve kötü muameleye maruz kaldığı evliliği, Lenù’nun maruz kaldığı cinsel taciz, Lila’nın bir eve ve “kocaya” hapsoluşu, Lenù’nun üniversiteye gidip politikleşmesi hikâyede ince ince işleniyor. Napoli Romanları boyunca ele alınan arkadaşlık, diziye ne kadar uyarlanabilmiş, tüm sezonlar çekilmeden ve biz onları izlemeden söylemek çok mümkün değil; ancak dört kitabı da okuyan biri olarak tek büyük eleştirim Lila’nın kitapta olduğundan daha yıkıcı bir karakter olarak çizilmesi. Ve günün sonunda bu iki karakterin arkadaşlığının ne denli güçlü olduğunun anlaşılamayacağı konusundaki tereddütlerim olabilir.
Çnkü Ferrante zaten bize, “mükemmel” bir arkadaşlık portresi çizmiyor. Aksine, yaşamın içinde varolan ve fazlasıyla insana özgü olan hislerle aktarıyor bu iki arkadaşın hikâyesini. Tam da bu nedenle ilk kitabın ismi “Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım”. Tüm bu çekişmeye, karmaşaya, zıt düşmeye ve yaralanmaya rağmen...

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2021 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.