• Bazen bir fotoğraf, bazen bir kemik, bazen de bir cenaze bir hazineye dönüşebilir. Herkesin hazinesi farklıdır. Onun ne ifade ettiği kişiden kişiye değişir. Hazine umudun arayışıdır. Bazıları için servet bulma umudu, bazıları için bir uygarlığı keşfetme ve bazıları için de hakikati arama çabasıdır. Bu yüzden filmin adını “Xezîne” koyduk.
  • Filmde faili meçhul olarak geçen kişinin adı, aslında benim öz amcamın adıdır. Kendisi evinde katledildi. Evlerinden sabaha karşı çıkarılıp götürülen ve bir daha geri dönmeyen insanları tanıyorum. Topraktan çıkarılan kemikler, ortaya çıkan toplu mezarlar, bu hikayenin gerçekliğini oluşturuyor.
  • Barışın rengi, savaşın renginden daha güzeldir. Halkımız bugüne kadar varlığı ve özgürlüğü için ne bedel gerekiyorsa ödedi. Barış süreçleri, savaş süreçlerinden daha zor ve daha hassas süreçlerdir. Biz sanatçılar için de en güçlü araç, en etkili silah sanattır. Biz de sanatımızla barış ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olmalıyız.

 

MIHEME PORGEBOL

Metin Ewr, yeni filmi “Xezîne”de aile ve toplum baskıları nedeniyle bir an önce evlenmeye çalışan bir gencin hikayesine odaklanıyor. Evlilik masraflarını karşılayabilmek için define arayışına giren karakter, gece yarısı yaptığı kazıların birinde bir cenaze bulur. Ancak bu cenaze, onun için gerçek bir hazineye dönüşür. Bu arayışın arkasında ise daha derin bir geçmiş vardır. Karakter, faili meçhulle öldürülmüş bir babanın oğludur. Babasının ölümünün aydınlatılmaması, daha çocuk yaşta tüm yükün onun omuzlarına binmesine yol açar. Bu durum yoksulluğu da beraberinde getirir ve evlenebilmek için tek çareyi define aramakta bulur.

Xezîne filminden yola çıkarak Metin Ewr ile definecilik, sinema ve Kürdistan gerçekliği üzerine konuştuk.

Kürdistan’da defineciliğin özellikle son yıllarda yaygınlaştığını söylemek mümkün. Sizin de filminiz için bu konuyu araştırdığınızı düşünüyorum. Kürdistan’daki definecilikten biraz bahsedebilir misiniz? Neden bu kadar yaygınlaştı, temel motivasyonu nedir bu işin?

Buradaki defineciliğin en belirgin özelliği, Kürdistan’ın coğrafi konumudur. Kürdistan, güçlü bir tarihsel mirasa sahip. Mezopotamya, Urartu, Asur ve Osmanlı gibi birçok uygarlığın izleri var Kürdistan’da. Bir diğer önemli özellik ise coğrafi yapısı ve doğası. Sert dağlar, çok sayıdaki tepe ve vadi, mağaralar, eski uygarlıkların kalıntıları, taşlar ve mezarlar üzerindeki semboller ve işaretler de bu yapının birer parçası.

Bugün define peşine düşen insanların en önemli motivasyonu ise savaş ve katliam mağdurlarından kalanlardır. Kürdistan birçok savaş ve katliamla yüz yüze kalmış, bu topraklarda yaşayan halklar katledilmiştir. Defineciler arasında anlatılan hikayelerde özellikle Ermeni ve Süryani katliamları öne çıkıyor. Anlatılara göre, insanlar ölüm korkusuyla kaçmak ya da göç etmek zorunda kalmadan önce değerli eşyalarını, altınlarını ve paralarını gömmüş ya da saklamışlar. Bu konudaki en önemli meselelerden biri de devletin güvenlikçi yaklaşımı nedeniyle bu alanda ciddi bir denetim mekanizmasının bulunmaması. Bu yüzden tarihsel miras yağmalanıyor.

Bir başka boyutu da Kürdistan’da yaklaşık 50 yıldır süren savaşın yarattığı yıkımdır. Devletin gerekli ekonomik koşulları ve imkanları oluşturmaması, halkın ekonomik açıdan büyük bir çöküş yaşamasına sebep oldu. Bölgedeki insanların define arayışına yönelmesinin temel sebeplerinden biri de bu. İnsanlar, define bularak zenginleşecekleri ve yoksulluktan kurtulacakları hayaline kapılıyorlar. Bunun dışında dışarıdan gelen bazı kişiler de restorasyon adı altında Kürdistan’daki tarihi yapıların ihalelerini alıyor ve gizlice kazılar yaparak değerli eşyaları çalıyorlar.

Define arayışı, sinemada da sıkça işlenen bir konu. Peki size göre define nasıl bir imgesellik taşıyor? Define arayışında sinemanın bu kadar ilgisini çeken şey nedir?

Define hikayeleri her şeyden önce bir gizem taşıdığı için merak duygusu yaratır, izleyicinin dikkatini çeker ve bir heyecan oluşturur. Coşku, korku, gizli sırlar ve büyülü unsurlar üzerinden ilerler. Haritalar, gizli işaretler ve semboller aracılığıyla da eski uygarlıkların izlerini, mitolojiyi, tarihsel ve kültürel unsurları gözler önüne serer. Bir define arayışı üzerinden sinemacılar hem vermek istedikleri mesajı daha güçlü biçimde aktarabilir hem de karakterlerin duygusal dünyasını daha yoğun şekilde kurabilirler. Senaryo yazımı açısından da bu konu, fantazi ve hayal gücünü genişleten oldukça elverişli bir alan sunar.

Filmin adını neden “Xezîne” koydunuz? Başkarakterin define ararken karşılaştığı cenaze bir “hazine” miydi?

Evet, böyle de söylenebilir. Bazen bir fotoğraf, bazen bir kemik, bazen de bir cenaze bir hazineye dönüşebilir. Herkesin hazinesi farklıdır. Onun ne ifade ettiği kişiden kişiye değişir. Hazine umudun arayışıdır. Bazıları için servet bulma umudu, bazıları için bir uygarlığı keşfetme ve bazıları için de hakikati arama çabasıdır. Bu yüzden filmin adını “Xezîne” koyduk.

Peki filminize ilham veren bir yaşanmışlık, hikaye veya kaynak var mı? Ya da beslendiği bir öykü…

Filmde faili meçhul olarak geçen kişinin adı, aslında benim öz amcamın adıdır. Kendisi evinde katledildi. Evlerinden sabaha karşı çıkarılıp götürülen ve bir daha geri dönmeyen insanları tanıyorum. Topraktan çıkarılan kemikler, ortaya çıkan toplu mezarlar, Ermeni Soykırımı, Dêrsim, Zîlan ve benzeri birçok olay bu hikayenin gerçekliğini oluşturuyor. Bununla birlikte bugün hâlâ katilleri bilinmeyen 17 binden fazla siyasi cinayet var ve bu insanların mezarları dahi yok.

Filmin başkarakterinin babası da faili meçhul bir cinayete kurban gidiyor. Filmde babasının duvardaki fotoğrafına da odaklanıyorsunuz. Neredeyse birçok Kürt evinde, bu fotoğraflara rastlamak mümkün. “Duvardaki fotoğrafla” Kürt toplumunun gerçekliği arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?

Gözlerimiz ve yüzümüz her zaman o duvarlara asılı fotoğraflara dönüktü. O fotoğraflar her zaman umut oldu. Kimimiz için kahraman, kimimiz için özgürlük, kimimiz için güzellik, kimimiz için yol gösterici ve kimimiz için var olma umuduydular. Sevgi, özlem, hafıza ve umuttular. Sevgiliydiler, arkadaştılar, babaydılar, anneydiler, amca ve dayıydılar, hala ve teyzeydiler, kardeştiler, kuzendiler ve çok güzeldiler. O fotoğraflar bir ülke kadar büyüktür. Bu yüzden bu kadar güzel ve değerlidirler. O fotoğraflar, bizzat Kürdistan’ın gerçeğidir.

Filminizin ele aldığı gerçeklikler ve deneyimler içinden geçilen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde daha fazla önem kazanıyor. Siz bir sanatçı olarak bu sürece dair neler söylemek istersiniz?

Öncelikle barışın renginin, savaşın renginden daha güzel olduğunu söylemek istiyorum. Halkımız bugüne kadar varlık ve özgürlük için ne bedel gerekiyorsa ödedi. Bizim sanatımız da biçimini ve rengini bu gerçeklikten aldı. Sanat toplumun aynasıysa, ister istemez toplumsal gerçekliği konu edinir. Barış süreçleri, savaş süreçlerinden daha zor ve daha hassas süreçlerdir. Her şeyden önce hakikatin kabul edilmesi ve bu gerçeklikler temelinde köklü hukuki çözümlerin inşa edilmesi gerekir. Ama bir gerçek daha var ki; mücadele edilmeden hiçbir şey kurulmaz. Toplumun her alanında özgürlük ve barış mücadelesinin daha da güçlendirilmesi gerekiyor. Biz sanatçılar için de en güçlü araç, en etkili silah sanattır. Bu yüzden biz de sanatımızla barış ve özgürlük mücadelesinin bir parçası olmalıyız.

***

Yönetmenliğini yaptığı kısa filmler

Çerx (Çark) - 2021 ... Kurmaca, 00:14:00

1. Antep Kısa Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2021

2. İstanbul Kürt Film Festivali, Gösterim Seçkisi. 2022

Kurdisches Filmfestival Hamburg, Screening. 2022

10. Antakya Film Festivali, Ulusal Kısa Kurmaca Film Yarışması, Finalist. 2022

4. Taste of Anatolia Films from Turkey, Cambridge, Gösterim Seçkisi. 2022

4. Fotofilm Kısa Film Festivali, Ulusal Kısa Film Yarışması, Finalist. 2023

3. Amed Film Festivali, Mezopotamya Sinema Kolektifi Bölümü, Gösterim Seçkisi. 2025