Baraj suyu, Siirt’te pazar günü pikniğe giden ailelerin yaşamını yitirmesine neden oldu. Devletin baraj politikaları her gün gündemde tutulması gereken bir duruma gelmiş artık. Barajların Kürdistan‘da yapılmasının birçok nedeni var. Gerilla güçlerinin hareket alanını daraltma, devletin ve uluslarası şirketlerin Kürdistan’a girişlerini sağlamak, Kürdistan’da bu güne kadar kendilerince değerlendiremedikleri tüm kaynakları başka yerlere çekmek vs birçok plan devrede. Yani Kürdistan toplumu zamanla yavaş yavaş kendi katlini ve doğasının sömürüsünü gözle görülür bir biçimde yaşayacak durumuna getiriliyor.
Ancak diğer bir husus var ki Siirt’e yaşanan trajedi bir kez daha herkesin oturup düşünmesi gereken bir duruma gelmiş. Barajlar halkımız için böylesi ciddi bir tehlike de barındırmakta. İnsan şunu düşünmeden edemiyor, pazar günü onca insanın pikniğe gittiğini bilinmesine rağmen bu durum nasıl gerçekleşiyor. Artık şu soruyu kendimize soruyoruz. Bir kaçı geçen ölümlerin hepsi belli eller ve belli güçler tarafından yapıldığı olasılığını. Yapılan her baraj başta halkı olmak üzere tüm doğanın öldürülmesi anlamına geliyor. Kapılarının açılarak suyun boşaltılması egemen sistemin ya da bu hükümetin as adamlarından olanların gerçek amaçlarını ortaya çıkarmaktadır. Bu gün coğrafyamızda bırakalım doğanın katledilmesi yaşam alanı bırakılmaması bin yıllardır bu topraklarda yaşamlarını sürdüren halkında sulara gömülmesidir.
Botan Çayı üzerinde toplam on sekiz tane baraj bulunmaktadır. Alkumru barajı da bunlardan bir tanesidir sadece. Alkumru, AKP Hükümetinin ve Tayyip Erdoğan’ın yurtsever diye ilan ettiği Nihat Özdemir’in yani LİMAK gurubunun yaptırdığı bir barajdır. AKP Hükümeti ve kapitalist sermayenin işbirliğinin yarattıkları sonuçlardan sadece bir tanesiydi Alkumru barajı. Siirt gibi bir şehirde Botan Çayı üzerinde bu sayıda barajın yapılmasını çok iyi niyetli okumak saflık olacaktır. AKP yurtseverlerinin yurttaşını koruma yöntemleri bu biçimde ortaya çıkıyor. Bu gün Kürdistan’da insan canına mal olmasının yanı sıra ciddi bir doğa tahribatı var barajlarla. Şirket karları uğruna ekolojik denge alt üst edilmiş. Tüm akarsular ve çevresindeki topraklar şirketlere veriliyor. Köylülerin ortak malları Erdoğan’ın vatansever işadamları gibi sermaye sahiplerinin yağmasına verilmiş durumda. Özel sektörler olabildiğine Kürdistan’da yaygınlaştırılmış bulunmakta.
Bu gün Türkiye ve Kürdistan’da sözde enerji için toplam 172 adet hidroelektrik santral (HES) bulunmakta. 150 yakın HES inşaatı devam ediyor. 2380 HES yapılacağı söyleniyor. Tüm bu barajlar, HES’ler yeni felaketlerin yani yeni ölümlerin habercidir. Siirt’e yaşanan felaket bu gün beş insanımızın canına mal oldu. Bu gün Kürdistan’da kurulacak her enerji santrali ya da barajın bir amacı olduğunu bilmek durumundayız. Ölüm üreten enerji kaynakları Kürdistan’ın yer yerine yerleştirilmiş durumda.
Yitirilen canların yanında bir de şirket projeleriyle suya sahip olma durumu herkesi mağdur hale getirecek ileride. Halk çevresindeki tarlasını ya da kendi toprağını, çiftliğini kendisi sulayamayacaktır. Yani barajlarla başlayan ve her şeyi zehirleyen bu santraller sudan sonra toprağı da kapitalist sermayedarlara satmak zorunda bırakılacaklar. Bu gün Kürdistan da bu kadar baraja (HES) ihtiyaç yoktur. İhtiyaç olarak gösterilmesi tamamen bir enerji kandırmacasıdır. Öldüren bir enerji durumu ortada var.
Öldüren enerji barajlar...