Bugün süresiz dönüşümsüz açlık grevlerinin 27’inci günü…
Cezaevlerinde, Strasbourg’da, 21 yüzyılda, insanca yaşamak için bedenini açlıkla ölüme yatırmış Kürtler’den birinin kılına gelecek zararı artık kaldıramayacağımızı ve taşıyamayacağımızı herkes bilmeli… Yüreklerimizin bu acıyı kaldırabilecek tahammülü kalmadı… Tahammülün acı ile bittiği yer ve sınır, dönüşü olmayan büyük tehliklerin de büyük olayların da başlangıcıdır. Tıpki Amed zindanındaki ölüm oruçları gibi. O gün Amed zindanındaki üç-beş direnişçinin ruhu, bugün Kürt toplumunda kitleselleşti… Kitleselleşen direniş ruhu, dönüşü olmayan yoldur. Kanıtı da ortada.
Bir hekim olarak açlık grevlerine hiç sıcak bakmadım. Ancak, bugünkü açlık grevcilerinin yanındayım. Bedenleri kimyasal silahlarla parçalanmış çocuklarımız için… Biz iyi yaşayalım diye, gençliğini yaşamadan ölümu kucaklayanlar için… Çığ altında kalan kızlarımız için… Roboskî’de bilerek isteyerek katledilmiş canlarımız için…
Cezaevindeki çocuklarımız için…Pozantı’daki çocuklarımız için…
***
Günlerdir Adana’nın Pozantı İlçesi Ceza ve Tutukevi’nde Kürt çocuklarının başına gelenler yazılıyor. Pozantı‘da T.C devletinin görevlilerinin bilgisi ve ilgisi dahilinde cinsel taciz ve tecavüze uğrayan Kürt çocukları sanki bir ilkmiş gibi yazılıyor çiziliyor TC medyasında.
TC’nin uzaydan gelmiş, uzaylı medyası tarafından…
Sayıları bir elin beş parmağını geçmeyecek kadar az olan, vicdani kurgulanmamış, bir kaç medya mensubunu bu uzaylılar grubundan ayrı tutmak bir şeyi değiştirir mi? Bilmiyorum. “İstisnalar kaideyi bozmaz” sözünü işletirsek ayrı tutmanın çok fazla bir anlamı yok. Uzaylı medya genellemesi yapmak da hata olmaz.
Türkiye’de yargı, polis- jandarma ve MİT üçlüsü birbirleri ile kapışabilirler, yapısal ve örgütsel sorunları olabilir, ancak…konu Kürtler, Kürt çocukları, Kürt kadınları olunca beyinleri-duyguları ve davranışları önceden kurgulanmış gibi koordineli ve ortak hareket ederler. Tabi ki bir de bunları her gün temize çeken uzaylı medyası…
Ortak davranışın kodları… İşkence yap yaşı ne olursa olsun… Çocukta olabilir…65 yaşın üstü de olabilir… tecavüz et… cinsiyeti ne olursa olsun…kadın da olabilir, erkekte olabilir, cinsiyeti henüz nötral olan çocukta olabilir, ya da cinsiyeti nötralleşmiş yaşlı da olabilir… Eğer cinsel organın gücü yetmiyorsa tecavüz etmeye, organına benzeyen bir alet de olabilir… cop, sopa, şişe falan… Tek başına olmuyorsa toplu da olabilir…Fark etmez yeterki karşındaki Kürt olsun…
MİT potansiyel suçlu olan Kürdü ihbar eder … Polis ve jandarma uygulamasını yapar… Yargı karşısına gelen her Kürdü cezalandırır… Suçu yoksa, işkence görmüş olması suçlu olması için yeterlidir… İşkence yapan değil, işkence gören Kürt suçludur… Sıra “ıslah” evlerine gelir… Poliste yapılanlar artık sistematik bir biçimde islah evlerinde uygulanır… Es kaza bir iki ses, bir iki çığlık çıkmış ise…kimse duymaz. Asıl duyması gereken medya duymaz… Duysa da bir anlam veremez… Susmak ve susturmak mesleki kodudur…
TC’nin yapısı bu… Bu dün de böyleydi…bugün de…
Dün, Dersim katliamında kadınlar kendini uçurumdan atıyordu, TC askerinin eline geçmemek için. Dün 12 Eylül zindanında babasını konuşturmak için 10 yaşında ki Hezal’a anal tecavüz yapan işkenceciler devletin resmi personeliydi… 12 Eylül’ün Kürdistan uygulmasın da copla anal tecavüz rutindi… Hatta işkenceden bile sayılmazdı…
Mardin’de 26 TC resmi devlet görevlisi tarafından toplu tecavüze uğrayan 13 yaşında ki N.C’yi yargı nasıl da suçlu buldu… Bu insan denen yaratığın hayal gücünü bile aşan bir suçlama…Yargı bunu nasıl becerdi… Siirt’te ki devlet erkanı unutuldu mu…
Neyse… Bunlar uzaylı medyaya Kürt medyası aracılığı ile yansıyanlar… Kürt medyasının varlığı uzaylı medyanın kurgulanmış kodlarını artık bozuyor…
Uzaylı medya şaşkın…
Şimdiki TC’de bir de şöyle bir yanılsama var…Bu rutin olan uygulamalar, şimdiki iktidarın İslam anlayışına uymuyor ve uymaz diye… Bu konun içerik tartışması uzun, derin bir İslami bilgiyi de gerektirir. Tartışma da teologların işi… Ancak pratikte TC’nin işkence-polis-yargı tezgahından geçmiş her Kürt bilir ki, işkenceciler büyük çoğunlukla abdest alıp namaz kılıp işkenceye gelirler. Bu bir iddia değil, pratikte yaşanandır…Gerçek olandır… İşkenceciler de bunu saklama gereğini hiç duymadılar…onlar için doğal olandır…
Bu söylenenlerde farklı olanı, yani iyi olanı TC’nin struktürüne uymaz…
İkinci büyük yanılsama sanılıyor ki TC’ye demokrasi gelirse bu uygulamalar kalkar… TC’ye bu yapısı ile demokrasi gelmez. Gelemez…Basında Türk yazılı olan her şey demokrasiye terstir… Ve hatta başında Türk yazılı olan her şey İslamı da bozar… Şimdi olduğu gibi…
Kürtler bu sistemin eşit ortakları ve sahibi olmadığı sürece, devlet tecavüzcü olmaktan kurtulamayacaktır… Tecavüzcü bir devlet altında yaşayan vatandaşlar da onurlarını ve geleceklerini ne kadar koruyabilirler …onlar düşünsün…
Ölüm oruçları ve Pozantı...