Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 12 Eylül rejimini aratmayacak uygulamalar Meclis İnsan Hakları Komisyonu tarafından tespit edilmesine rağmen AKP Hükümeti sessizliğini koruyor. Önceki gün cezaevini ziyaret eden insan hakları kurumlarının verdiği bilgiye göre, açlık grevindeki tutsak sayısı 13 değil 15. Hacı Aydın, Murat Çetin, Bazi Aslan, Mustafa İlgen, İlhan Keklik, Mehdi Eteş, Osman Bozkurt, İdris Nülifer, Aslan İlhan, Lokman Gül, Ali Manas, Hacı İnan, Erdal Çelebi, Reşit Taş ve Emin Yıldız adlı tutsaklar 21 Şubat tarihinden itibaren süresiz dönüşümsüz açlık grevinde. Cezaevlerindeki koşulların iyileştirilmesi için bedenlerini ölüme yatıran tutsakların açlık grevi 50. gününe girdi. Osmaniye Cezaevi’ndeki 15 tutuklu ölüm sınırına gelirken, özellikle Mustafa İlgen, Ali Manas ve Bazi Aslan’ın durumu çok ağır.

Ölüm kapıda
İHD Hukuk Komisyonu’ndan Av. Tugay Bek, önceki gün açlık grevindeki tutsaklar ile görüştü. Cezaevini ziyaret eden insan hakları heyeti içinde yer  alan Av. Tugay Bek, açlık grevindeki tutuklarda ciddi sağlık sorunlarının baş gösterdiğini belirterek, „Hepsi bitkin ve yorgun. Tansiyon, baş dönmesi, kusma ve ciddi zayıflama görülüyor“ dedi.

Tutsakların talepleri
Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 12 Eylül uygulamalarının dayatıldığına dikkat çeken Av. Bek, „Uygulamalara karşı çıkan tutuklu ve hükümlüler, yaşanan hak ihlalleri sona erene kadar açlık grevine devam edeceğini belirtiyor“ dedi. Tutsaklar, cezaevinde Meclis İnsan Hakları Komisyonu tarafından da tespit edilen hak ihlallerinin sona erdirilmesini ve insani taleplerinin kabul edilmesini istiyor. Av. Bek, tutsakların taleplerini ise şöyle sıraladı: „Askeri sayım düzeninden vazgeçmeli, günlük traş zorunluluğu kaldırılmalı, cezaevine girişlerde arama adı altında yapılan çırılçıplak soyma uygulamasına sona verilmeli, cezaevine gelen görüşçülerin arama noktalarında iç çamaşırlarının çıkartılarak arama yaptırılmasına son verilmeli ve hukuk dışı uygulamalardan kaynaklı disiplin cezaları iptal edilmeli.“

Bakanlık adım atsın
Açlık grevindeki tutsakların taleplerinin Meclis İnsan Hakları İnceleme ve Araştırma Alt Komisyonu’nun Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaptığı görüşme ve araştırma ardından hazırladığı raporla örtüştüğünün altını çizen Bek, yetkilileri harekete geçmeye çağırdı: „Sorun kimsenin burnu kanamadan ve ölüm olayı olmadan çözülmeli. Çünkü 50’nci gününü bulan bu açlık grevlerinde tutuklu ve hükümlüler geri dönülmez boyutlarda sağlık sorunlarıyla yüz yüze gelecek. Bugünden sonra ölüm riski bekleniyor. Onun için Adalet Bakanlığı ve sivil toplum örgütleri sorunun çözümü için adım atmalıdır.“

BDP’liler gidiyor
Meclis ve Adalet Bakanlığı’nın sessizliğine tepki gösteren BDP’li vekiller bugün Osmaniye cezaevine gidiyor. BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, DTK Koordinasyon Kurulu Üyesi Batman Milletvekili Ayla Akat Ata ile BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, açlık grevindeki tutsaklarla görüşecek. 

HAMDULLAH KESEN - DİHA/ADANA




İnsanlık suçu işleniyor


Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki işkenceye varan uygulamalara tepki gösteren Av. Ömer Ayaz, „İnsanlık dışı bir yöntem olan ‘oyuk araması’ hangi kanunda var“ diye sordu. Av. Ayaz, kanun dışı uygulamalar karşısında Meclis’in bir karara gitmesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi. 
İHD MYK Üyesi Av. Ömer Ayaz, Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu’nun Osmaniye Cezaevi’ne ilişkin hazırladığı raporda, insanlık dışı uygulamaların cezaevi idaresi tarafından itiraf edildiğini belirtti. Ayaz, „oyuk arama“ adı verilen, insanlık onurunu ayaklar altına alan bir yöntemin hukukta yerinin olmadığını ifade ederek, Osmaniye Kapalı Cezaevi yönetiminin yasaları kendi istek ve arzularına göre ele aldığını kaydetti. Ayaz, „İHD olarak baştan beri dile getirdiğimiz Osmaniye Cezaevi’ndeki işkence ve kötü muameleler maalesef kendileri tarafından da itiraf edilmiştir. Sakal traşının günlük yapılması hangi yasanın hangi maddesinde bulunmaktadır? Cezaevine ilk giren gerek kadın gerekse erkek, çırılçıplak soyularak mahrem yerlerini dahi kontrol edilmesi tam anlamıyla vahşet, insanlık onurunun ayaklar altına alması anlamına gelmektedir. Demokrasilerde böyle bir uygulama insanlık suçudur“ dedi. 


Cezaevi idaresi itiraf etti
‘Oyuk araması’ adı verilen mahrem yerlerinin kontrolünün cezaevi idaresi tarafından 5275 sayılı kanunun 86. maddesinde dayandırıldığını belirten Av. Ayaz, yasanın cezaevi idaresi tarafından ihlal edildiğini belirterek şöyle konuştu: „Yasa aynen şöyle diyor: ‘İnsan onurunu zedelemeyecek bir şekilde makul ve ciddi emarelerin olduğuna dair istisnai bir arama yapılıp ve cezaevi yetkilileri, savcılık imzası alınarak ve hekimlerin gözetiminde yapılabilir.’ Şimdi hangi tutuklunun üzerinde ciddi emarelerin olduğu ve kanıtlandığı görülmüştür? Ya da makul bir şekilde arama yapılmıştır? Tam tersine keyfi bir arama ve dayak faslından geçirilerek çırılçıplak soyulup en mahrem yerine kadar soyduklarını bizzat itiraf etmişlerdir. Cezaevinin hekimleri ise, böyle bir uygulama için çağırılmadıklarını ve böyle bir uygulamaya da izin veremeyeceklerini Meclis İnceleme Komisyonu’na iletmişler. Osmaniye Kapalı Cezaevinde yaşanan vahşet sadece siyasi tutuklara yapılmayıp adli tutuklara da aynı yöntem uygulanıyor.“
Osmaniye Kapalı Cezaevi’nin kanun dışı uygulamaları karşısında Meclis’in bir karara gitmesinin artık kaçınılmaz olduğunu söyleyen Av. Ayaz, yetkili tüm kurumlara böylesi bir ‘vahşet’ karşısında sessiz kalmaması çağrısında bulundu.


FERHAT ARSLAN - DİHA/MERSİN