Özellikle son birkaç aydır Güneybatı Kürdistan’a uygulanan ambargo yaşamın her alanını olumsuz etkilemeye başlamış durumdadır. Ne yazık ki herkes uygulanan ambargoya karşı sessiz ve suskun bir halde olabilecekleri izlemektedir. Yani felaket tellalları çalınana kadar. Ambargonun adı; “tercih”dir. Öne sürülen şartlar ise iki seçenekten ibarettir, ya özgürlüğünüzden vazgeçeceksiniz ya da köleliği kabul edeceksinizdir. Bu insanlık dışı uygulamalar elbette Kürt halkına düşmanlık besleyen sömürgeci-egemen devletlerin, iktidar kavgasına giren gerici, feodal, aşiretçi zihniyetin sahipleri olmaktadır. Güneybatı Kürdistan halkı bu açıdan öfkeli hem de çok öfkeli. En çok da Güney Kürdistan Hükümetine, parlamentosuna, aydınlarına ve Kürtlük adına siyaset yaptığını söyleyen herkese.

Açlıkla terbiye etmek, Kürtler adına katmerli bir ihanet, egemen veya olmak isteyenler için ise, tüm insani ve ahlaki değerlerden uzaklaşmış, hak gaspına soyunmuş “modernist-insan hakları” tablosunu karşımıza çıkarmaktadır.
Türk devleti ve onun güdümünde bulunanlar, Kürt coğrafyasını çepeçevre sarmalamalayarak bir yandan toplumun en temel yaşam ihtiyaçlarının girişini engelemeye çalışırken öte yandan el koydukları buğday, un, şeker, mazot, benzin vb. Tekrardan sınırlı ve fahiş bir fiyatla Kürt coğrafyasında piyasaya sürmektedirler. Örneğin; 15 liradan satılan bir poşet ekmeğin bölgelere göre değişirken 300 liraya kadar alıcı bulabilmektedir. Şeker; 10 liradan 150 liraya, mazotun litresi; geçen yaz 15 lira iken şu an 200’den, Benzin ise; 300 liradan hatta bir süre önce Afrin ve çevresinde 600 liraya kadar çıktığını görmekteyiz. Amaç; bir yandan kıtlığın yayılmasını, öte yandan zaten halkın çoğu kıt kanat geçinmeye çalışırken elindeki ve avucundakini de zorunlu rızaya dayalı gasp etme politikası izlenmektedir.
Güney Kürdistan Hükümeti nasıl bir politika izliyor acaba!.. Güney Batı Kürdistan halkı şahsında ve tüm Kürtlere reva görülen birçok şey siyaset adına yazılmak istenmese de Gerisini siz tahmin edin!..