Bahçesaray’daki ilk çığda yeğeni Murat Kapağan’ı, ikincisinde amcası Muzaffer Kaya’yı kaybeden ve kendisi de yaralı olarak kurtulan Mikail Kaya, “İhmal olduğu için bu kadar can kaybı yaşandı. Ölüme bile bile yürüdük” dedi.

Van’ın Miks (Bahçesaray) ie Şax (Çatak) ilçeleri karayolunun 3 bin rakımlı Qerapêt geçidi yakınlarında ilki 4 Şubat’ta, ikincisi ise 5 Şubat’ta yaşanan ve 41 kişinin yaşamını yitirdiği, 84 kişinin ise yaralandığı çığ felaketinden kardeşi Salih Kaya ile birlikte yaralı olarak kurtulan Mikail Kaya, yaşananları anlattı. Karlar altında kalarak dakikalarca ölümle pençeleşen Kaya, ölümlerin ihmal sonucu yaşandığını söyledi.

İlk çığda yeğeni Murat Kapağan’ı, ikinci çığda ise amcası Muzaffer Kaya’yı kaybeden Mikail Kaya, çığ haberini duyduğunda kardeşi Salih ve amcası Muzaffer ile beraber bölgeye gittiğini dile getirdi. Kaya, 5 Şubat günü saat 12.00’de olay yerine vardıklarını belirterek, yakılan ateşin etrafında toplanan insanlarla birlikte ısınmaya çalışırken çığın düştüğünü söyledi. Kaya, “Tipi ve sisten dolayı göz gözü görmüyordu. O esnada çığ geldi. Hafızamı kaybettim adeta. Çığla beraber aşağıya doğru sürüklendiğimi hissettim. Kar altında nefes alabilmek için elimle ağzıma gelen karı temizledim ama yine kâr etmedi. Çünkü o durumda nefes almak bile zor geliyordu. Beni oradan kimin çıkardığını hatırlamıyorum. Çığ, asker araçlarını, kepçeleri bizimle beraber silip süpürdü. Öyle uğultu vardı ki tarif edilemez. Hala o şoku yaşıyorum. Kendime geldiğimde yalnızca kar altında kalan insanların ellerini görüyordum” dedi.

Kimisi baygını, kimisi ölüydü 

Yaşamını yitiren amcası Muzaffer Kaya’nın hemen yanında olduğunu belirten Kaya, ağır yaralı kurtulan kardeşi Salih’in halen Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezi’nin yoğun bakım servisinde tedavi gördüğünü dile getirdi. Kendisinin mucizevi bir şekilde kurtulduğunu düşünen Kaya, “Amcam hemen yanımda vefat etti. Sağ kaburgamda çatlaklar var. Kardeşim de kafa travması geçirdi. İnsanlar çığ altında üst üste binmiş vaziyette yatıyordu. Kimisi baygın, kimisi ölüydü. Her akşam bunlar benim rüyama giriyor. Akşamları uyuyamıyorum. Bu durum bizi çok sarstı” şeklinde konuştu.

İhmal olduğu için

 Bölgede iş makinelerinin çalıştırıldığını, sivil insanların uyarılmadığını söyleyen Kaya, “İhmal olduğu için bu kadar can kaybı yaşandı. Sivillerin olay yerine girmemesi için önlem alınabilirdi. Ölüme bile bile yürüdük. Benim kendi ailemden 9 insan çığ altında kaldı. Onlar da ölseydi biz ne yapacaktık?” diye sordu.

Bir aileden 6 kişi

İlk çığın yaşandığı anda kar altında kalan kepçe operatörü Murat Kapağan’ı kurtarmak için alana giden ailenin 5 bireyi de ikinci çığın altında kaldı. Murat Kapağan’ın amcası Sadık Kapağan, dayısı Ubeyt Kapağan, yakın akrabaları Hayrettin Kapağan, Hayrettin Gören ve Muzaffer Kaya çığ altında kalarak yaşamlarını yitirdi. İlk çığın yaşandığı anda greyderi ile çığ bölgesinde olan 24 yaşındaki Murat Kapağan’ın cenazesi üç gün sonra bulunarak diğer aile bireylerinin toprağa verildiği Karşıyaka Mezarlığı’na defnedildi.

Kayyum işten atmıştı

 Daha önce Van Büyükşehir Belediyesi’nde kepçe operatörü olan Murat, belediyeye kayyum atanmasının ardından iş akdi feshedilmişti. İşinden olan Murat, ailesinin geçimini sağlamak için İstanbul’a giderek buralarda gündelik işçi olarak çalıştı. Burada daha fazla kalamayan Murat, Van’a dönerek iş aramaya başladı. Van’da olduğu sırada tekrar mülakat için belediyeye çağrılan Murat, mülakatta tüm sorulara doğru cevap verdiği halde diğer arkadaşları gibi işe iadesi yapılmadı. Ağabeyi 6 yıl, babası ise 6 ay cezaevinde kalan ve kısa bir süre sonra tahliye edilen Murat, ailesine tek başına çalışarak bakıyordu. Bahçesaray’da bulunan bir firmada kepçe operatörü olarak 40 gün önce işe alınmıştı. İşine gitmek için Van’dan Bahçesaray’a giden Murat, bindiği minibüse zincir takmak üzere dışarı çıktığı sırada çığ altında kaldı.

Devlet nasıl düşünmez?

 Kapağan’ın çığ altında kaldığını öğrenen aile ve akrabaları ise kurtarma çalışmalarına katılmak için Bahçesaray’a gitti. Burada kurtarma çalışmalarına katılan aile bireylerinden tam 5 kişi ikinci çığın altında kalarak burada yaşamlarını yitirdi. Taziyeleri kabul eden ailenin geriye kalanları, yaşanan bu ölümlerin ihmalden kaynaklandığını düşünüyor. Aileyi bireyleri, ”Bahçesaray’da 7 yaşındaki bir çocuk bile yaşanan bir çığdan sonra aynı bölgede başka çığ tehlikesinin olabileceğini düşünür. Bunu bir devlet nasıl düşünmez? Antalya’da hayatının belki de hiçbir döneminde kar görmeyen askerleri oraya getirerek kurtarma çalışmalarına katmak nasıl bir akıldır? Halkın kazma kürekle oraya girmesini sağlamak ve ikinci çığ tehlikesinin olabileceğini görmemek nasıl bir öngörüsüzlüktür” diyerek tepki gösterdi.

Son paylaşımı ölümdü

 Çevresinde oldukça neşeli olduğu bilinen Murat Kapağan’ın sosyal medyasında ölmeden önce paylaştığı ”Ölüm gibidir ayrılık. O yüzden bekleme gidenleri. Ölüler dirilmez” söz ise yürek burkuyor.

 

MA/VAN

 

İhmalı aşan suç var

   

Temelli: Bize gelen bilgilere göre yaşamını yitirenlerin sayısı 48. Çığın altında bir kişinin olduğunu söylüyorlar ama bu sayının daha fazla olma olasılığı var

HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, bunca insanın yaşamını yitirmesinde çok önemli bir ihmal, hata ve suç olduğunu söyledi. Temelli, ”İkinci felakete koşarak gidildi” dedi.

Çığ sonrası üç gün kentte hasta ziyareti ve taziyetelerde bulunan HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, burada hem acı hem de öfkenin büyüklüğüne dikkat çekti. Yılların ihmali, yapılmayan tüneller, alınmayan önlemlere işaret eden Temelli, özellikle ikinci çığdaki durumun üzerinde durdu. Temelli, ”Birinci çığdan sonra risk ölçersiniz. Bu riske göre, yolu açar ya da kapatırsınız ama birinci çığ sonrası hiçbir şey yapılmıyor. Yaşanan ikinci çığ bir doğal afet değildir. Siz oraya bu denli tedbirsiz giderseniz ya da algı yönetmek gibi kaygılarınız her şeyin önünde ise ikinci bir çığa siz neden olursunuz ve buna bağlı olarak da onlarca insan yaşamını yitirir. Şu an bizim elimize gelen ölü sayısı 48. Daha da çığın altında insanlar var. Çığın altında bir kişinin olduğunu söylüyorlar ama bu sayının daha fazla olma olasılığını gördük. Birinci çığ sonrası bölgeye giden o kalabalık idare edilmemiş. Bölgede aşırı bir ses, aşırı bir gürültü kirliliği ve çığı tetikleyecek bir sürü faaliyet oluşmuş. Burada özellikle resmi görevlilerin yanlış tutumları en önde gelen şey. Bir diğer taraftan da tabi algı kaygısıyla hareket etme durumları olmuş. Bunlar artık herkes tarafından biliniyor. Yani spekülasyon falan değil. Oradaki durumu herkes görmüş ve bizzat tanıklık etmiş. Yani ikinci çığ olmayabilir ve önlenebilirdi. Bunun önlenmemesi, tamamen bir idari zayıflıktır. İdari olarak bir hatadır, hatta suçtur. Bu durumun mutlaka takipçisi olacağız ve peşini bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

Temelli, AKP’nin 18 yıldır hep yol, köprü, hastane gibi şeyler yaparak kendisini var etmeye çalıştığını, ancak Bahçesaray’daki çığa önlem bile almadığını kaydetti. Temelli, ”AKP ülkeyi yolsuzluk, talan, ihmal ve otoriter rejimde en üst boyuta ulaştırdı. Çığ felaketinde bu durum ortaya çıkmıştır. Deprem, çığ ve diğer afetleri önleme durdurma imkanı yok ama bu afet olaylarının sonuçlarının felakete dönüşmesini önleyebilirsiniz. İşi kadere, doğal afete bağlamak tamamen iktidarı bu sorumluluktan kurtarmaya çalışmaktan başka bir şey değil” dedi.

Topyekun saldırı var

AKP iktidarının Türkiye’nin başına gelen en büyük felaket olduğunu belirten Temelli, şöyle devam etti: ”Bu iktidar, toplum olmayı ve bir toplumu ayakta tutabilecek ne varsa altına dinamit döşedi. Hukuk, ekonomi, siyaset… Hangi alana bakarsanız bu fotoğrafı görebilirsiniz. Türkiye’nin fotoğrafı budur. Fotoğrafa baktığınızda; halklara, topluma, emekçilere, kadınlara karşı açılmış bir savaş var. Bu ülkede yaşananlar, Picasso’nun Guernica’sıdır. Bu fotoğrafta herkesin üzerine aslında bir bomba atılmaktadır. Bazen çığ felaketi, bazen deprem, bazen Efrîn’de olduğu gibi savaş, işgal, Cizre bodrumları gibi insanların yakılması ya da Gezi gibi. Nereye bakarsanız bakın, toplumun tüm kesimlerine yönelik topyekun bir saldırı söz konusu. Bu saldırılarda, aslında bu ülkenin resmini görebiliyoruz.”

Ukrayna’ya para verebiliyor

Her yerde potansiyel bir felaketin bizzat AKP, Erdoğan aklı tarafından yaratıldığını kaydeden Temelli, şunların altını çizdi: ”Bakın 2018 yılında söz verilmiş ama yapılmamış tünellerden dolayı insanlar öldü ama bu iktidar öte yandan Ukrayna’ya para yardımı yapabiliyor. Ne olacak? Bu verdikleri para şartlı. Yani Ukrayna bir süre sonra Türkiye’den, yani damadın fabrikasından SİHA alacak. Anlayış ve zihniyet bu. Kimin umurunda bölgede, Van’da, Şırnak’ta, Ağrı’da yaşayanlar? Kimin umurunda bu ülkede yaşananlar?”

 
 

Mazıdağı ve Yalvaç’ta yangın

 

Isparta’nın Yalvaç ilçesinde çıkan yangında 3 kardeş; Mazıdağı’ndaki evlerinde çıkan yangın dumanından zehirlenen anne ve 3 çocuğu hayatını kaybetti.

Isparta Yalvaç’ın Salur Mahallesi’nde meydana gelen yangında iddiaya göre,  kerpiç evde sabah saatlerinde bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Durumun haber verilmesiyle olay yerine sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

İtfaiyenin müdahalesi ardından çıkan yangında Faruk Altınbaş (4), Tuğçe Altınbaş (16) ve Hanım Altınbaş (18) adlı kardeşlerin yaşamını yitirdiği belirlendi.

Çocukların anne ve babasının evde olmadığı öğrenildi.

Evde yapılan inceleme sonrasında cenazeler otopsi yapılmak üzere Yalvaç Devlet Hastanesi morguna sevk edildi. Hastanede otopsi işlemleri tamamlanan üç kardeşin cenazeleri toprağa verildi.

Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Kayalar Mahallesi'nde, Tur ailesinin yaşadığı evde dün akşam saatlerinde yangın çıktı. Yurttaşların haber vermesi üzerine olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler, bir süre sonra yangını kontrol altına alarak, söndürdü. Söndürme sonrası eve giren ekipler, Tur ailesinden anne Nisan Tur (34) ile yaşları 1 ve 7 arasında değişen çocukları Miran, Lorin ve Ecrin'in dumandan zehirlenerek hayatını kaybettiğini belirledi.

Yapılan incelemelerin ardından anne ve çocuklarının cansız bedenleri, Mardin Devlet Hastanesi'ndeki morga kaldırıldı.

Baba Yunus Tur’un kentteki Eti Bakır Fabrikası’nda gece çalıştığı için evde olmadığı öğrenildi.

 
 

Van’daki yasak uzatıldı

Van’da bin 176 gündür devam eden eylem ve etkinlik yasağı bir kez daha uzatıldı.

Van Valiliği, 21 Kasım 2016’da bu yana ayda bir ya da 15 günde bir düzenli olarak kentteki tüm eylem ve etkinlikleri yasaklama getiriyor. Bin 176 gününe giren eylem etkinlik yasağı 8-22 Şubat tarihleri arasında 15 gün süreyle bir kez daha uzatıldı. Valilik tarafından yapılan açıklamada, ”Van İli coğrafi sınırları içerisinde açık alanlarda düzenlenecek gösteri yürüyüşü, açık hava toplantısı, basın açıklaması, oturma eylemi ve anket yapılması, çadır ve stand kurulması/açılması, imza kampanyası düzenlenmesi, bildiri, broşür ve el ilanı dağıtılması yasaklanmıştır” denildi.

 
 

Binlerce yerleşim yerine ulaşılamıyor

Serhat Bölgesi kentlerinde etkili olan kar yağışı ve tipi nedeniyle 3 bin 537 yerleşim yerinin yolu ulaşıma kapandı. Meteoroloji bölge için çığ uyarısında bulunurken, Van’da eğitime ara verildiği duyuruldu.

Serhat Bölgesi kentlerinde başlayan kar yağışı ve beraberinde getirdiği tipi etkisini sürdürüyor. Yağışlardan kaynaklı, Van’da 765, Hakkari’de 326, Bitlis’te 600, Muş’ta 316, Erzurum’da bin 129, Iğdır’da 20, Ağrı‘da 293, ve Kars’ta 88 yerleşim yerinin yolu kapandı.

Van genelinde etkili olan kar ve tipi nedeniyle Edremit, Gürpınar, Çatak, Muradiye, Özalp, Saray ve Tuşba ilçelerine bağlı tüm kırsal mahallelerin yolları kapandı. Hayatın durma noktasına geldiği kentte, ulaşımda da aksamalar yaşanıyor. Van-Ankara ve Van-İstanbul uçak seferleri olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi. Birçok uçuş ise rötarlı gerçekleşti.