HDP İstanbul İl Örgütü, Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekmek ve tecride karşı Leyla Güven öncülüğünde devam eden direnişe destek için Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yaptığı mitinge on binlerce kişi katıldı.
https://twitter.com/i/status/1092013566285238277Bakırköy’de tecride karşı yapılan mitingde on binlere seslenen HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, sadece belediyeleri almakla kalmayacaklarını, AKP-MHP iktidarını gerileteceklerini belirterek, yerellerde iktidara gelmenin topyekun tecride de son vereceğini söyledi.
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekmek ve tecride karşı 89 gündür açlık grevinde olan DTK Eşbaşkanı Leyla Güven ile 300’e yakın tutsağa destek amacıyla Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda yaptığı mitinge on binlerce kişi katıldı. Alana sığmayan yurttaşların caddelere taştığı miting saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşunun ardından platformdan tutuklu bulunan siyasetçilerin isimleri teker teker okundu. Her okunan siyasetçinin ismine ise on binler tek ağızdan “onurumuzdur” diyerek cevap verdi.
HDP’li vekiller ve siyasi parti temsilcilerinin halkı selamlaması ile devam mitingde HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, alanı dolduranlara seslendi.
Demokrasi için tecrit yıkılmalı
Temelli’nin konuşmasının satır başları şöyle: “Ülkenin her yerinden adaletsizlik fışkırıyor. Ülkenin her yerini adaletsizlik zapt etmiş. Bu zulme karşı direniş devam ediyor. Bu direnişin en önünde yürüyen açlık grevi ile tecridi yıkmak için direnen Leyla Güven’e buradan selam olsun. Çok iyi biliyoruz ki; bu ülkeye barış, adalet, demokrasi gelecek ise öncelikle bu tecrit yıkılmalı, bu tecride son verilmeli. İşte Leyla Güven 88 gündür bu sesi yükseliyor. Buradan kendisine söz veriyoruz; bu tecridi kıracağız. Bu onurlu mücadeleyi 76 gündür sürdüren Nasır Yağız, bu onurlu mücadeleyi 50 gündür cezaevlerinde sürdüren zindandaki yoldaşlarımıza, 20 gündür direnen Sebahat Tuncel ve Selma Irmak’a selamlarımızı gönderiyoruz.
Tecrit sürdükçe direniş sürer
Bu yükselen direniş sesine ses katmalıyız. 88 gün oldu. Bu eylem büyük sorunlara yol açmadan yetkililere çağrı yapıyorum. Gasp edilen haktır, hukuktur. Bu sese bir an önce ses verin. Aile görüşleri ve avukat görüşleri bir an önce yapılsın. Bu tecrit devam edene kadar bu direnişi büyüteceğiz. Bu tecrit Türkiye’ye uygulanıyor. Kadınlara, işçilere tecrit uygulanıyor.
Tecridi kıracağız
Bizim bir sevdamız var, bir fikrimiz var. Bizi yan yana getiren bu sevdamız, bu fikrimizdir. Bizim sevdamız demokratik cumhuriyet, demokratik ulustur. Bu fikriyatı bugün büyüttük ve Türkiye’nin her tarafına yaydık. Selam olsun bu fikrin sahibine, selam olsun İmralı’ya, selam olsun Sayın Öcalan’a. İşte o nedenle tecridi kıracağız.
Kavşakta tecrit var
Bu ülkede yaşanan tüm sorunların kavşağında tecrit vardır. Tecrit kırılmadan Kürt meselesinde çözüm üretmek mümkün değildir. Kürt sorununda çözüm istiyorsanız tecridi kaldıracaksınız. Bu ülkenin tüm insanları 2013-2015 yılları arasında çok önemli bir şeye tanıklık etti. Barışın olabileceğine inandı. Umudunu yükseltti.
Savaşları iktidar için
2013-2015 yılları arasında atılan o büyük adımlara rağmen bu iktidar karanlık köşelerde çökertme planları hazırlıyormuş. İktidarda kalabilmelerinin yolunu Kürt savaşında buluyorlardı. Onun için tecridi kırmamız. Leyla Güven’in sesine ses katmamız lazım. Eğer buna ses veremezsek bu ülkede insanlar daha derin acılar yaşayacak.
https://twitter.com/i/status/1092037231341174784Tuncel ve Kışanak’a ceza
Bu ülkede artık bir yargı bağımsızlığı, tarafsızlığı yok. İnsan hakları ihlalinde dünya birincisiyiz. Devlet bizzat hukuku çiğniyor. Bununla da yetinmiyor, uluslararası mahkemelerin kararlarını yok sayıyor. AİHM’in Demirtaş kararını tanımıyor. Adalet o denli tükenmiş ki her önüne gelene ceza veriyorlar. Sayın Sebahat Tuncel ve Gültan Kışanak’a 14 yıl ceza veriyorlar. Bu kararları tanımıyoruz. Siz yargıya talimat vererek suç işliyorsunuz. Mahkemelerde bu suça katılıyorlar. Bu ülkeye adalet geldiğinde bu suçu işleyenleri mutlaka ve mutlaka yargı önüne çıkaracağız.
Geri adım atmayacağız
Barış isteyenler bugün yargılanıyor. Dünyanın her yerinde saygınlıkla anılan hocalarımız, arkadaşlarımız yargılanıyor. Cizre’deki hukuksuzlukları dile getirdiği için Şebnem Korur Fincancı hocamıza ceza veriyorlar. Bunun gibi yüzlerce akademisyene ceza verdiler. Biz geri adım atacak mıyız! Onlar istedikleri kadar bu sesi kısmaya çalışsınlar. Biz inatla, kararlılıkla bu sesi yükseltmeye devam edeceğiz.
Efrîn’den elini çek
Biz diyoruz ki Suriye’nin halkları karar verecek. Kürtler, Türkmenler, Araplar karar verecek. Suriye’den elini çek diyoruz, Efrîn’den elini çek, diyoruz. Sen yolsuzluk, savaş politikalarını devam ettirebilmek için Efrîn’e girdin. Sen ve senin gibiler, Efrînlerinin rızkına çökenler Efrîn’den mutlaka çıkacak.
Bizlerin mücadelesi Suriye için barış içindir. Bizlerin mücadelesi Türkiye’nin toplumsal demokratikleşmesi içindir. Adaletsizlik her yerde. Bu neoliberal düzen devam etsin diye her gün 6 işçi yaşamını yitiriyor. Şimdi çıkmış çevreye duyarlı kentler inşa edeceklermiş. 16 yıldır bu kentleri yönetmiyorlarmış gibi. Kim bunların arkasından gidecek. Şimdi kentleri bunlardan kurtarmanın zamanı geldi.
Kayyumları süpürüp atacağız
Bunları kentlerimizden süpürüp atacağız. Bunlar kayyumculardır. Bunlar halkın iradesini gasp edenlerdir. Halkımızla yerellerde bunları kazıp atacağız. Sadece belediyeleri almakla değil, yerel demokrasiyi inşa edeceğiz. Yöneten de biz, yönetilen de biz olacağız.
31 Mart çok önemli
Sadece belediyeleri almakla kalmayacağız. Batı’da AKP-MHP iktidarını gerileteceğiz. Doğa talanına son vermek için mücadele edeceğiz. Yerellerde iktidara gelmek, tecride son vermek demek. Bir başka Türkiye’yi hep birlikte var etmek demek. Bu ülkeyi kurtarmak için 31 Mart çok önemlidir. Her şeyi tekleştiren bu zihniyete karşı tüm farklılıklarımızla buradayız, demektir. Biz bu mücadeleye herkesi çağırıyoruz. Gelin hep birlikte demokrasiye ulaşalım. Nasıl ki 16 Nisan’da başardık, 24 Haziran’da da yarım bıraktığımız işi bu defa tamamlayacağız.
Kimsenin gücü yetmeyecek
Güç birliği için HDP olarak elimizden geleni yapalım, dedik. Halkımızla güç birliğini kurduk. Gerekli tüm adımları attık. Halkımızla birlikte sandığa gideceğiz. Aday göstermediğimiz yerde mücadelemizi sürdüreceğiz. Şimdi bu mücadeleyi gördüğü için bize saldırıyor. O saldırdıkça biz güçleniyoruz. HDP halktır, halk burada. Bunu yok etmeye kimsenin gücü yetmedi, bundan sonrada kimsenin gücü yetmeyecek. Güçlüyüz. Bu ülkede emeğin hakkı, kadınların eşit temsili, bu ülkede güzel günler görmek için buradayız.
Oyları çaldırmayacağız
Kendisi yetmiyormuş gibi bir de bakanları var. İçişleri Bakanı var ya. Varı yoku bize saldırmak, bizi suçlamak. Sen önce Suruç devlet hastanesine bak. HDP’nin adını ağzına alıyorsun. Bir de tutturmuşlar güvenlik politikaları. Bunların ağzından güvenlik kelimesi çıktığı zaman bilin ki orada suç vardır. Ne sizi ne de güvenliği istiyoruz. Seçim güvenliği diyorlar. Bunlar oyları çalmak istiyor. Buna izin vermeyeceğiz. Yolsuzluklarını deşifre ettik. Önce 56 bin dediler, sonra 91 bin oy dediler. Şimdi 91 bin oyu iptal edecekler. Bu halk sizi kırıp atacak ve bu tecridi de kıracak.
Temelli, konuşmasını Nazım Hikmet Ran’ın “dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya, dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla bu güzelim memlekette hürriyet…” dizeleri ile sonlandırdı.
Tek adam rejiminin eseri
Tecride karşı on binlerin tek ses olduğu mitingde Temelli’nin ardından HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dilan Dirayet Taşdemir konuştu. İmralı’da 2015’te başlayan ağırlaştırılmış tecridin tüm halklar üzerinde devam ettiğini dile getiren Taşdemir, “AKP-MHP iktidarı farklı bir sesin çıkmasını istemiyor. Tek adam rejimini kurumsallaştırmak için bugün İmralı tecridini yürütüyorlar” dedi.
Leyla Güven ve cezaevlerindeki direnişe karşı AKP-MHP iktidarının kulaklarını kapadığını vurgulayan Taşdemir, “İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ‘tecrit umurumuzda değil’ diyor. Senin umurunda mı değil mi bilmeyiz ama senin gibi diyenlerin bugün esamesi okunmuyor. Leyla Güven’in direnişi barış içindir. Siz kan üzerine siyaset yapıyorsunuz. Leyla Güven ve arkadaşları bedenlerini açlığa yatırarak, kendileri için hiçbir şey istemeyerek, Kürt sorununun çözümünü istiyorlar. Çözümden başka yol yok. Bu eylemler tecridi yenecek. Bizler Leyla Güven ve cezaevlerinin sesini yükseltmek zorundayız. Zulüm ne kadar artarsa ona karşı direniş o kadar büyür.”
Taşdemir, konuşmasını halkın Öcalan lehine sloganları eşliğinde sonlandırdı.
Tutsaklar: Mutlaka kazanacağız
Taşdemir’in konuşmasının ardından Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde 51 gündür süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan kadın tutsakların mesajı okundu. Mesajda, “Rojava’da halkların özgürlük mücadelesinde ve enternasyonalist devrimciliği canları pahasına edinenlerin içerde, dışarda AKP-MHP blokuna karşı ezilenlerin direnişi zindandaki yoldaşların öncülüğünde büyüyerek, zafere, barışa, tecridi kırmaya yürüyor. Bu direnişi mutlaka kazanacağız” ifadeleri yer aldı.
Özgürlüğün anahtarı İmralı’da
Ardından söz alan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu, Pir Sultan Abdal’ın “dönen dönsün biz dönmeyiz yolumuzdan” sözlerini hatırlatarak, Leyla Güven ve tutsakların eyleminin de dönülmez bir yol olduğunu söyledi. Açlık grevindekilerin verdiği mesajın iyi okunması gerektiğine dikkat çeken Şenoğlu, şunları ifade etti: “Bedenlerini hesapsız ortaya koydular. Bundan daha devrimci, onurlu bir yol var mı? Bundan daha büyük ve erdemli, özgürlük yolunu açan bir eylem var mı? Hayır. Bu yol mutlaka ama mutlaka hedefine ulaşacak. Sebahat Tunceller, Selma Irmaklar, Nasır Yağızlar diyorlar ki ‘halklar binlerce yıl birlikte yaşadılar yine de yaşayabilirler.’ Taleplerin en başına Sayın Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılmasını koydular. Yol uzun ve geri dönülmez bir yoldur. Hepimiz direnişimizle bu yolun açıcısı olmalıyız. Direnişimizle bu tecridi kırmamız lazım. Başaracağız, inanıyoruz. Barışın, demokrasinin, özgürlüğün anahtarı İmralı’da.”
Leyla Güven selamladı
Ardından DTK Eşbaşkanı Leyla Güven miting alanına canlı bağlanarak halka seslendi. Sağlık sorunları nedeniyle kısa konuşan Güven, “Hepinizi Amed zindanının direniş ruhu ile selamlıyorum. İyi ki varsınız. Yaşasın halkların kardeşliği” dedi.
Güven’in konuşmasının ardından miting, müzik dinletisiyle devam etti.
İSTANBUL