İlk olarak Mayıs 1979’da Aachen kentinde yapılan şehit anmasında sahnede yer aldım. Küçük bir salonda yapılan anmayı bizim dışımızda sadece 15 kişi izledi. 1980 ve 1981’de yaptığımız gecelerde de ortalama 500 izleyici vardı. 1982 Zindan Direnişi ardından izleyici sayısı ortalama 1000’e ulaştı. 15 Ağustos sonrası ise gecelerimize 5-6 bin insan katılmaya başladı.

1986 yılında yapılan 15 Ağustos etkinliği... Bir kutlamadan çok yarı müzikal gibi gerçekleşti. Hannover kentinde yaptık. 5-6 bin insan gelmişti. Egîd arkadaşın şahadeti ilan edilmişti. Başkan’ın Egîd için yaptığı konuşmayı şarkılarla birlikte okuduk. Herkes çok etkilendi. O gecede çok insan ağladı.

FİRAZ BARAN / KÖLN

Avrupa’nın dört bir yanında 200’ü aşkın Kürt Toplum Merkezi bulunuyor. Hepsi de Mart ayında Newroz’u kutluyor ve Mayıs ayında şehitleri anma etkinlikleri gerçekleştiriyor. Yıl içinde 15 Ağustos ve 27 Kasım kutlamaları ile sayısız seminer, yarışma, festival ve anma gerçekleştiriyor. Tüm bunlar için büyük maddi külfetler harcanıyor. Bunu devleti olmayan, örgütlü bir toplum kendi öz gücüyle yapıyor. Bu etkinliklerle ulusal kültürünü yaşatan bu toplum ayakta alkışlanması gerekirken, halen yasaklarla karşılaşıyor.

Günümüzde anma, festival, kutlama kültürümüz örnek gösteriliyor ama tüm bunlar birdenbire gerçekleşmedi. Her şey küçük adımlarla başladı. Son 40 yılın canlı tanıkları olan isimlerle; sanatçılar Seyîdxan ve Xelîl Xemgîn ile Köln kentinde görüştük ve tarihten günümüze bir yolculuk yaptık. Ayrıca 1979’dan günümüze önemli bir tanık olan YEKKOM eski Başkanı Mehmet Demir ile ilk festival üzerine konuştuk. Sohbetimize ilk olarak sanatçı Seyîdxan ile başlıyoruz.

   

Katıldığınız ilk etkinlik hangisiydi?

İlk olarak Mayıs 1979’da Aachen kentinde yapılan şehit anmasında sahnede yer aldım. Programda Şivan, Zozan ve Nebahat vardı. Şükrü Erbaş, ”Ben İnsandım” şiirini okudu. Şehit Çiya, ben ve Gûlîstan da koroda yer aldık. İzleyici sayısı sizi şaşırtacak.Küçük bir salonda yapılan anmayı bizim dışımızda sadece 15 kişi izledi.

Sayı çok azmış. Sahnedekilerle nerdeyse eşit...

Aachen’da öyle oldu. Ama diğer şehirlerde ortalama 500 izleyici oluyordu. 1980 ve 1981’de yaptığımız gecelerde de ortalama 500 izleyici vardı. 1982 Zindan Direnişi ardından izleyici sayısı ortalama 1000’e ulaştı. 15 Ağustos sonrası ise gecelerimize 5-6 bin insan katılmaya başladı.

Ayrıca 1980 yılında başlayan ve gelenek haline gelen bir kültür doğdu. Artık her yıl Mart ayında Newroz’u kutluyor, Mayıs ayında şehitleri anıyorduk. Kasım ayında da kuruluş yıldönümü geceleri düzenliyorduk. 1984 atılımı ardından da her yıl 15 Ağustos kutlamaları yapıyorduk.

İlk yıllarda sanatçılar ve dernekler azdı. Geceleri nasıl organize ediyordunuz?

Bugün bir şehirde bir gece olacaksa sanatçı onun organizesiyle ilgilenmiyor. Her şehirde dernekler var. Dernekler onunla ilgileniyor. Ama 80’li yılların ortalarına kadar salon tutma, bilet basma ve dağıtma, salon ve sahnenin iç dekorunu hazırlama gibi işleri sanatçılar ve yereldeki birkaç kişi yapıyorduk. Girişte bilet kontrolü de yapıyorduk. Sahnede de herkes iki-üç iş yapardı. Örneğin ben sunucu oluyor, tiyatroda oynuyor ve koroda şarkı söylüyordum. Sonra arkadaşlara bağlama çalmaya başladım. Derken solo olarak da sahne aldım. Hepimiz böyleydik. Gece sona erdiğinde de salonu tekrardan toplama ve temizleme de bizim işimizdi.

İlk dönemde unutamadığınız bir geceyi anlatın dersek…

1980 yılında Neuss kentinde Stadthalle’de Newroz’u kutladık. O gecede 500 izleyici vardı. Programda Şivan, Zozan, Çiya ve Gûlîstan vardı. İsmet (Doğan Karakoç) siyasi konuşma yaptı. Yurtsever arkadaşlar ve ben de sahneye çıktık. Tiyatro da oynadık. Korkunç bir heyecan vardı. ”Bijî Partiya Karkerên Kurdistan”, ”Bimre Koletî” sloganları atılıyordu.” Beni etkileyen olay şu oldu: Amele ve şehit Abdullah Sevgat bir otobüs kiralamıştı. Celle ve Hannover’den milleti o geceye getirmişti. Yaklaşık 400 km’lik bir mesafe... O dönem için uzun bir mesafeydi. Otobüsle gelenlerin hepsi de Êzîdî’ydi. Yani ulusun bütün renklerini gecelerimizde görmenin mutluluğuydu.

Almanya dışında ne zaman gece yapmaya başladınız?

1981 yılında... Fransa ve İsveç’te geceler yaptık. Yine Almanya içinde de Berlin, Celle gibi şehirlerde de ilk kez 1981’de gece yapmaya başladık. Sonraki yıllarda dernekler arttıkça gece yapılan ülke ve şehirler arttı. Artık her şehirde yapılıyor.

Sizce gecelerin toplum için nasıl bir katkısı oldu?

Çok önemli sonuçları oldu gecelerin. İlk yıllarda gecelere gelen insanlardan bazıları ülke hasretini gideriyordu. Bazıları duygulanıyor, ağlıyor ve o günden sonra Kürdistan için de bir şeyler yapma kaygısına düşüyordu. Ama gecelerin en önemli sonucu toplumun örgütlenmesine ve kurumlaşmasına katkı sunmasıdır. Toplum örgütlendikçe dernek açtı. Bu derneklerde yüzlerce müzik, halk oyunları ve tiyatro grupları oluştu. Onlarca yıl bu çalışmalar sürdü. Onbinlerce genç bu gruplarda eğitim gördü. Kendi dilini unutmadı, kültürünü ve tarihini öğrendi. Devleti olmayan ve her türlü zulmü yaşayan bir halk için bu büyük bir kazançtır.

 
 

Fırtınadan şans eseri kurtuldular

   

Xelîl Xemgîn ve Seyîdxan... Hunerkom, Akademi ve Mîr Müzik bünyesinde 100’ün üzerinde ses sanatçısı albüm yaptı. Bu iki büyük isim, bu albümlerin çoğunda emeği, fikri ve desteğiyle sanatçıların yanında yer aldı.

Xelîl Xemgîn de aynı şekilde Kürt kültürünün gelişmesine önemli katkı sunan emektarlardan.

Sizin ilk sahneye çıktığınız etkinlik hangisiydi?

İlk kez 1986 Newroz’unda Köln Stadthalle’de sahneye çıktım. Newroz şarkısını söyledim. 2 bin kişi vardı. Çok heyecanlandım. Şehid Xebat arkadaş (Mehmet Salih Şahin) siyasi konuşma yaptı. Ben, Seyîdxan, Serdar, Xemgîn Bîrhat ve Zozan sahne aldık.

Sizin unutamadığınız gece hangisiydi?

1986 yılında yapılan 15 Ağustos etkinliği... Bir kutlamadan çok yarı müzikal gibi gerçekleşti. Hannover kentinde yaptık. 5-6 bin insan gelmişti. Egîd arkadaşın şahadeti ilan edilmişti. Başkan’ın Egîd için yaptığı konuşmayı şarkılarla birlikte okuduk. Herkes çok etkilendi. O gecede çok insan ağladı. 1987 yılında da Koma Berxwedan olarak Egîd için bir anma albümü yaptık. 1986’da 27 Kasım kutlamasını da Hannover kentinde gerçekleştirdik. O zaman da 10 bin insan geldi.

1991 Kasım ayında parti kuruluş yıldönümünü Köln Sporthalle’de kutladık. O gece de çok etkili oldu, unutamadığım bir etkinliktir. Almanya genelinden insanlar geldi. Merkezi bir kutlamaydı. 20 bin kişi salonu doldurdu. O güne kadar yaptığımız en büyük geceydi.

Avrupa dışında geceler nerelerde ve ne zaman yapılmaya başlandı?

1990’dan itibaren Avustralya ve Kanada’ya, Sovyetler Birliği yıkıldıktan sonra da Ermenistan, Gürcistan, Kazakistan’da yapılan gecelere gitmeye başladık.

Sizin sanatçı Seyîdxan ile 30 yılı aşkın süren bir dostluğunuz ve yoldaşlığınız var. Bunca yıl beraber konserlere, gecelere, etkinliklere gittiniz. Enteresan bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

1986 yılın Kasım ayında Seyîdxan ile Roterdam’a gittik. Folklor grubu da bizimleydi. Londra’daki geceye gideceğiz. Akşam gemiye bindik. Fırtına çıktı. Gemi sallanıyordu. Büyük bir gemiydi. Binin üzerinde insan vardı. Bizden 1-2 saat önce yola çıkan başka bir gemi bu fırtınada batıyor ve 350 insan hayatını kaybediyor! Bizim haberimiz yok. Bütün dünya televizyonları o gemiyi haber veriyor.

Başkan hemen İngiltere’deki arkadaşları arıyor. “Bizim arkadaşlar da İngiltere’ye gidiyordu. Onların bindiği gemiyi kontrol edin” diyor. Onlar net bir yanıt vermeyince Almaya ve Hollanda’daki arkadaşları da arıyor. Bizim gemi fırtınadan kurtuldu ve kıyıya yanaştı. Diğer gemiden haberimiz yoktu. Biz gemiden indik. Arkadaşlar bizi görünce hemen bize doğru koştular. Bize sarıldılar. “Ne oldu” dedik. Bize diğer gemiyi ve kazayı anlattılar. “Başkan bizi yatırmadı. Sizi çok merak ediyor” dediler. O zaman 3. Kongre oluyordu. Arkadaşlar Başkan’ı arayıp bizim indiğimizi haber verdiler. O zaman Başkan’ın o sorumluluk duygusundan hepimiz çok etkilendik.

Size de sorarsam... Bu gecelerin ve etkinliklerin kültürümüze nasıl bir katkısı oldu?

Seyîdxan arkadaşın anlattıklarına şunu ekleyebilirim... Hunerkom ve kurduğu gruplar, Yekitiya Hunermendên Kurdistan, yıl yıl Mîhrîcan’lar ve 1997’de yapılan “Gundê Kurdan” projesi çok önemli katkılar sundu.

Ayrıca 1990 yılında kurulan ve yaklaşık 10 yıl devam eden senfoni orkestrası da önemli bir adımdı. 30 müzisyen vardı ve 50 arkadaş da koroda yer alıyordu. Orkestrayı Îqbal Hacîbî yönetiyordu. Bonn’da yaşıyordu ve daha önce Halepçe Orkestrası yapmıştı. 1990-1996 yılları arasında Îqbal’ın yönetiminde, sonraki yıllarda şehid Serhat ve Merdan arkadaşların yönetiminde festivaller ve merkezi gecelerde senfoni orkestrası sahne aldı.

 
 

İlk festivali anlattı

   

Artık salonlara sığmamaya başladık. Salonlar on bin, en fazla yirmi bin kişilikti. Bochum’da kiraladığımız stadyum 36 veya 40 bin kişilikti. Stadyum iyice doldu, hatta kitle sığmadı. Tahminlerimizin üzerinde bir katılım oldu. O gündem sonra 2000’li yılların başına kadar festivalleri stadyumlarda, açık alanlarda yapıyoruz.”

Kürt siyasetçi Mehmet Demir de 1979’dan itibaren yapılan gecelere izleyici veya organizatör olarak katıldı. İlk olarak Almanya’nın Nürnberg şehrinde 1979 yılında yapılan geceye katıldığını söyleyen Demir, 700 izleyicinin olduğunu, Şivan ve Bangîn’in sahne aldığını aktardı. Unutamadığı çok sayıda etkinlik olduğunu söyleyen Demir, 1986 yılında Duisburg kentinde yaptıkları Newroz kutlamasını anlattı. O gün ERNK’nin kuruluşunu ilan ettiklerini belirten Demir, devamla şunları dile getirdi:

4 bin polis tüm otobanları tuttu

”Rhein Ruhalle’de 7 bin kişilik bir salon. Son gün Alman polisi geceyi yaptırmayacaklarını söyledi. Biz zorla da olsa kutlayacağımızı söyledik. Alman polisi önümüze bir belge koydu. Tüm Kürt ve Türk örgütleri ortaklaşa bir kampanya başlatmışlar. İskandinavya’dan Avrupa’ya kadar –hepsi belgelidir- bu geceye Başkan Apo’nun konuşmacı olarak geleceğini söylemişler. Alman polisini inandırmışlardı. Bundan ötürü yaptırmayacaklarını dayattılar. O dönem 4 bin polisle tüm otobanları tuttular. İnsanlarımız tek tek arandı. O zaman Federal Kriminal Dairesi Başkanı ile görüştürdüler. İçişleri Bakanlığı’nın emri olduğunu söylediler. Hatta o dönem Partizan, Komkar içinde olan birçok kişi bugün bunu itiraf ediyor. O Newroz’un öyle bir anısı var.”

Artık salonlara sığmayınca

1992 yılında başlayan ve günümüze kadar da hemen her yıl yapılan önemli bir etkinlik de Uluslararası Kürdistan Festivali’dir. İlk festivalin organizatörlerinden biri olan Mehmet Demir, bu karara nasıl ulaştıklarını da şöyle açıkladı:

”İlk festivalimizi 1992 yılında Bochum’da yaptık. Temel amacı 15 Ağustos’u büyük bir alanda kutlamaktı. Önceki yıllarda salonlarda kutluyorduk. Artık salonlara sığmamaya başladık. Salonlar on bin, en fazla yirmi bin kişilikti. Ayrıca 92 yılı ulusal kurtuluş hareketinin zirveyi yaşadığı bir dönemdi. Bochum’da kiraladığımız stadyum 36 veya 40 bin kişilikti. Stadyum iyice doldu. Sığmadı diyebiliriz. Tahminlerimizin üzerinde bir katılım oldu. O gündem sonra 2000’li yılların başına kadar festivalleri stadyumlarda, açık alanlarda yapıyoruz.”

Dört parça Kürdistan buluşuyor

Mehmet Demir, festivalin sadece siyasi amaçlarla yapılmadığını, Kürdistanlıların en önemli kültürel etkinlerinden biri olduğunu vurguladı. Yüzlerce ses, tiyatro ve dans sanatçısının festivallerde sunum yaptığını söyleyen Demir, devamla şunları dile getirdi: ”Festivalde sadece büyük sahne yok. Küçük sahnelerimiz, çadırlarımız oluyor. Sanatçılarımız küçük sahnelerde de sunum yapıyorlar. Heykellerini, tablolarını sergileyen sanatçılarımız oluyor. Yine yazarlarımız kitaplarını, ses sanatçılarımız albümlerini imzalıyorlar. Festival dört parçadan Kürdistanlı sanatçıların buluştukları büyük bir platform olmuştur.”