GULAN BOTAN / KOBANÊ


Yaklaşık iki yıl önce insanlık düşmanı DAİŞ çeteleri tarafından temizlenen Kobanê’de evleri yıkılan mağdur aileler için Miştenûr Kampı kuruldu. Savaştan iki ay sonra kurulan kampa başlangıçta yüzlerce aile yerleşirken, bugün 145 aile hala kampta hayatına devam ediyor. Evleri yeniden inşa sürecinde onarılanlar ise daha şanslıydı; yüzlerce aile, evlerine dönüp memleketini terk etmeden yaşamına devam etti. Kampta yaşayan ailelerin büyük çoğunluğu Rakka, Minbic ve Cerablus, Eyn Îsa ve Şam’dan gelen yurttaşlardan oluşuyor. Kobanê savaşının son bulmasıyla birlikte savaşta yaşamını yitirenlerin ailelerine de Miştenûr Kampı’nda ayrı bir bölüm oluşturuldu. Böylece hem Kobanê’de evi yıkılmış aileler hem de savaşta şehit vermiş aileler aynı kampa yerleşti.  Biz de bu kampı, Kobanê’nin temizlenişinin ikinci yıldönümüne yaklaştığımız şu günlerde ziyaret edip şehit aileleriyle, özellikle de eşi, kardeşi, evladı şehit düşen kadınlarla konuştuk, hikayelerini dinledik.



Uyuyorduk; kurşun sesleri geldi ve eşim gitti...

Kampın şehit aileleri bölümünde dolaşmaya devam ederken Ayda ile karşılaşıyoruz. Ayda bize, Asayiş üyesi olan eşi Abdullah Şêx Mihemed’den bahsediyor. Eşinin şehit düştüğünü, 2 çocuğu ile kampta kaldığını anlatan Ayda’nın 4 yaşındaki kızının adı Helin; bir de 9 aylık oğlu var. Başlıyor anlatmaya: 

“Kampta yaşamak çok zor. Hele ki kışın çok daha zor. Eşim şehit düşmeseydi, bu zorluğu yaşamakta bu kadar zorlanmazdım. Bana cesaret verirdi. Fakat düşman saldırınca şehit düştü.”

Eşin savaşa nasıl katıldı?

“Evde uyuyorduk. Sabaha karşı kurşun sesleriyle uyandık. Sabah 5 gibiydi. Hepimiz sokağa çıktık. Eşim çetelerin kente geldiğini söyledi ve orada karar verdi. Savaşa katılacağını söyledi ve gitti. ‘Kobanê’nin namusu başkasının elinde olmadan gideceğim’ diyerek gitti. Arkasından bağırdım ama durduramadım. O gidince ben her gün bekledim. Aramasını bekledim, dönmesini bekledim.

Bir gün komşular yanıma gelip çetelerin YPG kıyafetleriyle kente girdiğini söyledi. Orada içimde bir şeyler hissetmiştim. Eşimin şehit düştüğünü hissettim ama kabullenmek istemedim. ‘Belki döner’ dedim. İçimdeki umudu da kaybetmek istemedim. Hemen bir gün sonra eşim şehit düştü. Onu hastaneye ben götürdüm. Zorlukla. Kenti çeteler kuşatmıştı çünkü. 

Umarım bu yaşadıklarımızı hiçbir kadın yaşamak zorunda kalmaz. Çok zor. Dileğim, kadınların bir arada, birlik içinde olmasıdır. DAİŞ’e karşı el ele olsun kadınlar.” 


Evimize havan vurdular, yaktılar

Renkli gözleri ve kızıl saçlarıyla dikkatimizi çeken Leyla Bozan Miste’nin yanına gidiyoruz. Yıllardır Miştenûr Kampı’nda yaşayan Leyla Bozan Miste, kamp yaşamını ve yaşadıklarını şöyle dile getirdi: 

“Üç yıl önce Eyn Îsa’dan Miştenûr Kampı’na geldim. Evim yandı, geriye bir şey kalmadı. DAİŞ çetelerinin zulmünden kaçtık. DAİŞ, ‘Eğer kaçmazlarsa onların kafasını keserim’ dedi, geldik buralara. Şimdi buradayız. Evimiz yok. Evimize havan vurdular, evi yıktılar, yaktılar. Köyde de evimiz vardı, o da yıkıldı. Buraya geldiğimizde yaklaşık 200 ev vardı. Daha sonra dağılmalar oldu. Kobanê’ye ve köylere yerleşenler oldu.

Miştenûr Kampı’nda şehit aileleri olarak bize bir bölüm ayrıldı. Aynı kamp içinde iki bölüm şeklinde örgütlendik. Şimdi 70-80 aile olarak kampta kalıyoruz. 

Hepimizin evi DAİŞ tarafından yakıldı ve yağmalandı. Şimdi kampta verilenlerle yaşamımızı devam ettirmeye çalışıyoruz. Yorganlarımız da yandı. Eyn Îsa’da evimiz yandı. Eğer Reqa gibi Eyn Îsa da özgürleşirse yurdumuza döneriz. Eğer oralar özgürleşirse durmaz, yerimize döneriz. Şimdi ne ekim ne de başka bir şey yapabiliyoruz. Burada bize bakmaya çalışıyorlar, ellerinden geleni yapıyorlar ama hiçbir yer kendi evi gibi olmaz insanın. Ülkemizi özgürleştirmeye çalışan YPG/YPJ ve QSD’nin Allah yardımcısı olsun. Allah bizi DAİŞ’ten korusun, onları bitirsin.”




Şehîd namirin!

Hedla Mihemmed Cimo ile tanışıyoruz. 3 kızı, 3 de oğlu varmış. Şehit düşen eşi Kahraman’ın (Miheme diyorlarmış) bir YPG savaşçısı olduğunu anlatan Hedla, çetelerin zulmünü, yaşadıklarını çok kısa sözlerle anlatıyor: “Bize çok zulüm eden DAİŞ’ten kaçtık. Özellikle kadınlar, bu zulmü daha çok yaşadı. DAİŞ‘ten bahsedemiyorum, midem bulanıyor. Tek dileğim, kadınlar özgür olsun, kimse şehit düşmesin.” 

‘Babasız kalan çocuklar için...’

Feyruz Ehmed Baku, hikayesini anlatmaktansa kısaca kendisini anlatarak çağrıda bulunuyor: “Eşim Şehit Mahmud Yusuf’tur. Viyan ve Hemud adında iki evladım var. Çok acılar çektik, zulüm gördük. Kadınlara çağrım: Birlik olalım, birbirimizi ayağa kaldıralım. Savaşanlara güç kuvvet ve başarılar dilerim. Babasız kalanlar için mücadeleye devam edilsin. Acı çeken anne de olsa, eş de olsa kadınlardır. YPG/YPJ’ye başarılar ve kuvvet  dilerim. Şehîd namirin.”

‘Öcümüzü almak istiyoruz’

Son olarak yanına gittiğimiz Xensa Hemen, önce şehit düşen eşini tanıtıyor, sonra çocuklarını: “Eşim Xebat Agirî (Eli Nebo), Sirîn savaşında, Sewama’da şehit düştü. Ben de üç kızım, bir oğlumla kampa geldim. Bana kalsa kendim gidip savaşa katılacağım ama çocuklarıma kıyamıyorum. Kadınlar olarak çetelerden öcümüzü almak istiyoruz. Kadınlar birlik ve beraberlik içinde olursa, başarılı olur.”


Allah savaşçılarımıza yardımcı olsun

Zeliha Qehreman Osman, kamp yaşamını ve dileklerini şöyle ifade ediyor: “Miştenûr’un şehit aileleri bölümünde kalıyorum; yani Şehit Şilan Miştenûr Kampı’ndayım. Çocuklarımızla birlikte bu kampta yaşıyoruz. 1 yıl 5 aydır buradayım. Şehit aileleri bir arada, birbirimize tutunarak yaşamaya devam ediyoruz. Hakkımız yerde kalmasın, Allah savaşçılarımıza yardımcı olsun. Onca güzel kızımız ve oğlumuzu şehit verdik bu topraklarda. Emekleri boşa gitmez inşallah. Kanları yerde kalmayacak. Artık insanlar evlerine dönsün diyorum. Allah bizi bu imansızlardan korusun.” 

Çocukların şarkısı: Kobanê’yi vermeyiz

Miştenur Kampı’nda kalan çocuklara da uğradık. Çocuklar, yaşadıklarını türkülerle haykırıyor. Kulak veriyoruz şarkılarına: 

“Rojava destanının harfleri güzeldir 


Mürekkebi kandan

Kobanê’yi vermeyiz

Her yer gül ve çiçek olsun 

Kürdistan olsun

 

Bir insan bile kalmasa

Biz şehitlere söz verdik 

Biz vermeyiz Kobanê’yi


Kürdistan tek parçadır, 

dört parçaya bölmüşler

Siz kaç parça yapsanız da 

Biz Kobanê’yi bırakmayız