İngiltere Gündemi
Son haftalardaki AB referandumu tartışmalarıyla harlanan aşırı sağ ve ırkçı hava beraberinde şiddeti getirdi. 41 yaşındaki İşçi Partili milletvekili Jo Cox, önce vuruldu ardından da defalarca bıçaklandı. En son 1990 yılında İrlanda Cumhuriyetçilerinden bir milletvekili öldürülmüştü. Aradan 26 sene geçti ama İngiltere aşırı sağa her geçen gün biraz daha evriliyor. Bu gidişle Cox, ırkçı tarafından öldürülen son kişi olmayacaktır.
Katil Thomas Mair, İşçi Partili Cox’a tetiği çekmeden önce ‘Önce Britanya’ (Britain First) diye bağırdı. Britain First aşırı sağ fraksiyonundan bir grup aslında. Ama grup yetkilileri, Mair’in kendileri ile herhangi bir bağlantı içerisinde olmadıklarını söyledi.
Cox’u vuran 52 yaşındaki Thomas Mair’in Amerika’daki Neo-Nazi gruplarıyla irtibat halinde olduğu belirlendi. Mair’in ilintili olduğu Ulusal Müttefik (National Alliance) örgütü, sadece beyaz ırktan oluşan ulusların hakim olmasını isteyen ve Yahudilerin tamamen yok edilmeleri gerektiğini savunuyor. İşin aslında bakarsak de öldürülen Cox Yahudi değildi, aksine beyaz ırktı. Ancak ezilenlerin, haksızlığı uğrayanların ve göçmenlerin haklarını savunması bir faşistin gözünde onu düşman yapmaya yeten sebeplerdi. Cox, Yorkshire şehrinde işçi bir ailede büyüdü ve hayatını insan haklarına adamış sıkı bir aktivisti.
Cox son aylarda da İngiltere’nin AB’de kalması için kampanya yürütüyordu. Yani bir faşiste göre AB’de kalmaya çalışmak bile vatan hainliğiydi. Mahkemede adını soran hakime, zanlı Mair ‘adım hainlere ölüm, Britanya’ya Özgürlük’ diye cevap verdi.
Vatan hainliği söylemlerine Türkiye’de fazlasıyla alışığız. İngiltere hiç değil. Bu yüzden bütün ülke şokta. Cox’un öldürülmesinin ardından savunduğu davalar için bir kampanya başlatıldı ve bir gün içerisinde 200 bin Sterlin toplandı. Bu bilinçlilik güzel. Ancak çok yetersiz.
Referandum kampanya süreci, aşırı sağ parti UKIP lideri Nigel Farage gibilerin ırkçı söylemlerini meşrulaştırılmasına izin verildiği bir alan haline geldi. Yaptığı ırkçı söylemler ve kampanyalar tepki topluyor ancak herhangi bir yaptırımı beraberinde getirmiyor.
Radikal İslam terörle mücadele kapsamında aşırı sağın da alınması gerekmez mi? Yer altında örgütlenen ve yer yer sokağa çıkan bu gruplar şiddeti savunuyor. Yetkililer de bundan haberdar. Cinayetin olduğu Yorkshire bölgesinde aktif 7 aşırı sağ grup bulunuyor. Beyaz ırktan olmayanı düşman belleyen bu gruplar Neo-Nazi görüşlü olup Hitler’in siyasi politikasını referans alıyorlar. Özellikle Kuzey İngiltere’de kendilerine yer bulan bu oluşumlar, Kuzey kentlerinde yaşayan göçmenler için büyük bir tehdit teşkil ediyorlar. Bundan iki sene önce Britanya First adlı grubun yürüttüğü eylemde grup eylemcilerin çıkardıkları şiddet olaylarından dolayı 445 bin Sterlinlik zarar yaşandı.
İngiltere bir istisna değil. Bu ırkçı grup ve örgütler, Avrupa’nın birçok ülkesinde aşırı sağ ırkçı söylem ve eylemleriyle aktif bir şekilde sokaklarda olmalarına rağmen haklarında suça ve şiddette teşvikten bir dava açılmıyor. İfade özgürlüğü ve demokrasi kisvesi altında sağın radikalleşen ırkçılığı ve faşistliği normal görülüyor.