Newroz kutlamalarının sonuncusu her yıl olduğu gibi bu yılda Diyarbekir’de kutlandı. Kürt medyasının değil, Türk medyasının yazdığına göre Newroz alanını dolduran kalabalığın sayısı milyonu aşmıştı. Türkiye basınının köşe yazarları insan selinden bahsediyorlardı.
Kürt Önderi Öcalan’ın mesajının okunacak olması Diyarbekir Newrozu’na başka bir anlam veriyordu. Öcalan’ın mesajı Kürtçe ve Türkçe olarak okundu. Kürtler Öcalan’ın mesajını büyük bir sessizlik içerisinde dinlediler.
Mesajında herkes ateşkes çağrısında bulunmasını beklerken, Öcalan çağrısına kulak veren milyonların şahitliğinde yeni bir dönemin başladığını, bu yeni dönemde silahların değil siyasetin öne çıktığını, silahlı grupların sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelindiğini söylüyordu.
Devamla yüreğini kendisine açan, davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inandığını ekliyordu. Şüphesizki en önemli mesajı ise “bu bir son değil, yeni başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır” cümlesi idi. Öcalan’ın Newroz açıklamasına en büyük tepki MHP, CHP, bazı marjinal sol çevreler, Kürt marjinal çevreleri ve savaşın rantını yiyen çevrelerden geldi.
Savaşın tüm acısını çeken kadınlar, gerilla, üç, beş, yedi evladını, köyünü, evini, malını, mevkiini, kaybedenler, yıllarını sürgünde geçirmek zorunda kalanlar, yine onun deyimi ile yüreğini ona açanlar ise onu can kulağı ile dinleyerek, okuyarak onu anlamaya çalıştılar.
23 Mart günü Bonn’da yapılan Newroz kutlamasına ekranlardan canlı olarak katılan KCK Yürütme Konseyi Başkanı sayın Karayılan, “Önderlerinin söyledikleri herşeyi kendi aralarında tartışıp, benimsediklerini, 23 Mart itibarıyla orada bulunanların şahitliği ile ateşkes ilan ettiklerini” açıkladı. Silahlı birimlerin geri çekilmesini yasal bir çerçevede olması gerektiğini, geri çekilmenin mevsim koşullarına göre olabileceğini belirtikten sonra kendilerinin askeri bir eylem yapmayacaklarını ancak üzerlerine gelinirse meşru savunma haklarını kullanacaklarını da ilan etti.
Barış sürecinin iki eşiği rahatlıkla aşıldı. Bu eşiklerin kazasız aşılmasının temel nedeni taraflar da olan -özellikle de Kürt tarafında- barış iradesi idi. Şimdi daha zor bir aşamaya gelinmiştir. Sürecin ucu provokasyonlara açıktır. Gerilla yurt dışına çıkmadığı sürece her an bir provokasyon ile karşı karşıya kalınabilinir. Özel Hareket Timleri’nin çoğunluğu MHP’ye yakın insanlardan oluşmaktadır. Subaylar içerisinde aşırı dercede Kürt düşmanları vardır. Bunların organize edeceği bir eylem oluşan istikrarı sessizliği bozabilir. Böyle bir durumda İspanya’da, İrlanda’da olduğu gibi kitleleri harekete geçirme olanağı yoktur. Bu nedenle bu tür provokasyonlara fırsat verilmemesi için her iki tarafından çok dikkatli olması, barış konusunda çelikten bir iradeye sahip olması gerekmektedir.
Öcalan açıklamasında, “zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler, suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler” derken, her iki tarafın statükodan yana olanlarını, Ortadoğu’da gelişen yeni dengeleri hesaba katmayanların sonlarına işaret ediyor. Tarihin çöp sepetine bakarsanız bir zamanlar revaçta olanların ne halde olduklarını, nerede su içtiklerini görürsünüz.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 28 Mart 1986 tarihinde HRK Komutanlarından Eruh baskınının komutanı Mahsun Korkmaz, Gabar’da şehit düştü.
* 28 Mart 1980 tarihinde Derik’e bağlı Şıkestun köyünde TSK ile Kürt savaşçılar arasında çıkan çatışmada bir yüzbaşı ve iki er yaşamını yitirdi, Kürt militanları Ahmet Kurt, Mehmet Kurt ve Salman Doğru’da aynı çatışmada şehit oldular.
* 28 Mart 2006 tarihinde Muş Şenyayla’da 14 HPG gerillasının kimyasal silahlarla şehit edilmesi üzerine Diyarbekir’de üç gün süren serhildan yaşandı.
* 30 Mart 1992 tarihinde Kürt yurtseveri, Din alimi, Melê Evdırahmanê Timoki G.Batı Kürdistan’da yaşamını yitirdi.
* 31 Mart 1947 tarihinde Mehabad Çarçıra meydanında, Mahabad Kürt Cumhuriyetinin C.Başkanı Qazi Mihammed, kardeşi Sadri Qazi ve amcasının oğlu Seyfi Qazi idam edildiler.