
Sayın Öcalan’ın yasal güvencelerin oluşturulup pratikleştirilmemesi üzerinden özeleştirisel yaklaşımı, yaptığınız kısa basın açıklamasında dikkat çekiyor. Bunu biraz açabilir misiniz?
Sayın Öcalan başından beri sürece dönük güven sağlayıcı adımlar konusunda yüksek özgüvenli adımlar geliştirdi. Beklenirdi ki, muhatapları da aynı açıklık ve ciddiyet içerisinde yaklaşsınlar. Oysa böyle olmadı. Tüm bu adımlar, fırsatçı bir yaklaşımla değersizleştirilmeye çalışıldı… Bundan sonraki aşamalarda yasal güvencelerin elzem olduğunu ve bunlar sağlanmadan nihai barış ve demokrasi hedefine ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. ‘Habur’dan gelen arkadaşlarımızın başına gelenler ortada. Daha halen içeride olan isimler var’ dedi. Yine sürecin başlangıcında gerillanın geri çekilme yürüyüşüne değinerek, buna karşın kalekol ve HES yapımlarına odaklanılmasını eleştirdi. Yasal güvence sağlanmadan yaptığı bu çağrılarında yanılgılı olduğunu ve Türkiye halklarına özeleştiri verdiğini açıkladı.
6-7 Ekim eylemlerine tekrar değinildi mi? Eylemlerin ardından soykırım operasyonları da başlatıldı...
Bu gözaltı ve tutuklama operasyonlarına tepki gösterdi. Eleştirdi. Bu operasyonların kabul edilemez olduğunu söyledi. Hazırladığı taslağın esas olduğunu söyledi ve ‘bu pratikleşmeden kimsenin kamu düzeni ya da başka bir şey adına bizden bir şey isteme hakkı yok’ dedi. Ama eğer bu taslak hayata geçirilirse tüm bu sorunların yöntemsel ve kalıcı olarak geride bırakılacağına vurgu yaptı.
“Barış ve demokratik müzakere süreci taslağı”ndan söz ediliyor. Taraflara ve kamuoyuna açıklayacağınız bu taslağın detaylarında neler var?
Bu taslak 4 ana başlıktan oluşuyor:
* Yöntem olgusu. 9 maddede çerçevelemiş. Bu bölümün ruhunu şöyle özetleyebiliriz: Sürecin belirleyici yanının demokratik siyaset olduğu tespitinden yola çıkarak diğer tüm hususların demokratik siyasetle bağlantılı olarak ele alınma zorunluluğu. Bunun yanında yasal temelin netlik kazanmasından tutun da temel kuram, kavram ve kurumların doğru ve yeterli tanımlanmasına dair zorunluluğun açıklanması... Eylemsizlik halinin doğru tanımlanmasındaki zaruret ve sürecin tüm aşamalarının belgeli hale getirilmesi, varılan mutabakatların imzayla kayıt altına alınması gibi ‘yöntem’ meselesinde hiçbir boşluk bırakmadan sağlam bir zemin inşası, diyebiliriz.
* Meseleyi tarihselliği ve felsefesi ile ele alma aşaması. Sadece 11 maddenin başlıklarını aktarmak istiyorum:
Tarih boyunca Ortadoğu’da Kürt-Türk ilişkilerinin mahiyeti ve günümüzdeki durumu.
1- Kürt-Türk ilişkilerinin giderek ağırlaşan sorunsallaşmasının iç ve dış nedenleri ve kapitalist moderniteyle ilişkisi.
2- Kürt-Türk ilişkisindeki sorunsallığın esas olarak devletin dönüşümü olması gerçekliği. Güncel iktidarların bu meseleyi iktidarlaşma aracına dönüştürmeleri. Uygulanan kör şiddet ve bunun yarattığı sonuçlar.
3- Çözümün sistemsel özelliği ve Ortadoğu’daki kaçınılmaz etkisi.
4- Çözümün barış ve evrensel demokrasiyle bağı.
5- Demokratik barışın devlet ve toplum yapısında yol açacağı kaçınılmaz reformlar.
6- Sürecin anayasal ve yasal sonuçları.
7- Sürecin güvenlik boyutu.
8- Sürecin sosyal-kültürel etkileri.
9- Sürecin kadın özgürlüğü boyutu ve ekolojik sonuçları.
10- Cumhuriyet tarihi boyunca varlıkları yadsınan ve dışlanan tüm unsurların özgürce ve eşitce tanınması. Bu unsurların, yeni norm sisteminde yer alma biçimleri ve özgünlükleri.
11- Yeni, çoğul, demokratik kamu düzeni.
* Temel gündem maddeleri. Yaklaşık 40 temel soru, belirleme ve önermeyi içermektedir. Birkaç madde başlığı şöyle:
1- Demokratik siyasetin doğru tanımlanması ve içeriği.
2- Kimlik kavramı, tanımı ve tanınması. Çoğul, demokratik eşit ve yasal güvenceli çözüm.
3- Demokratik çözümün ulusal ve bölgesel boyutlarının doğru tanımlanması. Anayasal ve yasal karşılıkları.
4- Vatandaşlık tanımı. Yasal ve özgür vatandaş.
5- Sürecin sosyo-ekonomik sistemle ilişkisi ve yeniden tanımlanması.
6- Kültürel çoğulculuk ve özgürlük.
7- Yakın tarihle hakikatler temelinde yüzleşme mekanizmaları. TBMM nezdinde oluşturulacak mekanizmalar.
* Eylem planı. 6 maddede çerçevelenmiştir.
Hükümetin bu çalışmaya yaklaşımına dair öngörünüz var mı?
Devlet ve hükümet kadrolarında bu başlıkları hakkıyla tartışacak kadroların olup olmadığını merak ediyorum. Bu hükümetin kendini dibe çeken anaforundan çıkması için önemli bir fırsattır.
Sizler ne yapacaksınız?
Bize gelince, partilerimize ve kurumlarımıza düşen çok önemli bir görevin artık somutlaşmış haliyle karşı karşıyayız. Bütün enerji, zaman ve dikkatimizi bu programın yaratıcı bir pratikle hayata geçmesine vakfetmeliyiz. Bu bir anlamda bizim parti olarak gireceğimiz seçimlerin de manifestosu olacaktır. Sayın Öcalan’ın altını çizdiği son husus da budur. Bu programa dünyanın hiçbir faşist barajı dayanamaz. Yeter ki, biz özgüveni yüksek, yoğun bir çalışma pratiğini yükseltelim.
Seçimlere atıfta bulundunuz. Sayın Öcalan’ın da buna dair bir notu oldu mu? Halktan ne bekliyor?
Sayın Öcalan ‘elimizde çok güçlü bir programımız var bizim. Seçime parti olarak girmeye dönük bütün hazırlıklar bu yönde geliştirilmeli. Bu program yeterince halkımıza kavratılırsa, kadrolarımız tarafından içselleştirilirse hiçbir barajın bizim için anlamı yoktur’ dedi.
Sekreterya meselesine ilişkin bir bilgi verdi mi?
Gerek sekreterya gerekse de adadaki mahkumlar meselesi için ‘bir sonraki görüşmeye kadar çözülecektir’ dedi.
Devlet heyetiyle en son ne zaman görüşmüş ve sizin yeni görüşme trafiğiniz ne zaman başlıyor?
Sayın Öcalan devlet heyetiyle iki gün önce bir görüşme gerçekleştirmiş. Salı gününe kadar devlet ve hükümet yetkilileriyle bir dizi toplantı geliştireceğiz. Ondan sonra Kandil’de heyet olarak bir toplantı gerçekleştireceğiz. Yetişirse hafta sonu yetişmezse önümüzdeki hafta içinde Sayın Öcalan ile yeni bir toplantı yapıp bütün bu izlenimleri kendisine aktaracağız.
Ulusal Kongre için ne dedi?
Ulusal Kongre için önümüzdeki günlerde Leyla Zana ile beni ayrı bir görüşme yaparak tekrar bölgede, Güney’de bir diplomatik tura göndermeyi düşündüğünü söyledi.
Kobanê‘ye ilişkin yeni mesajı oldu mu?
‘Bütün dünyanın gözü burada, bu artık var olma mücadelesini, bir var olma savunması çizgisini aşıp 21. yüzyılın onur mücadelelerinden başlıcaları olmuştur’ dedi. ‘Bütün dünyanın bu yönüyle dikkatini çekmiştir. Bundaki en büyük pay bizim özgür kadın perspektifimizin geldiği noktadır’ dedi.
HABER MERKEZİ