Ortadoğu, Kürdistan, Türkiye ve dünya açısından önemli bir haftayı geride bıraktık.

Geçen hafta HDP heyeti sayın Öcalan ile rutin görüşmelerinden birisini daha gerçekleştirdi. Öcalan yeni hükümete çözüm sürecini hızlandırdığını önemser iken, bugüne kadar sıkıntı, engelleme, tek yanlı dayatma, ağırdan alma ve provokasyonlara karşın yürütüğü diyaloğun yeni bir format altında aynı zamanda yeni bir döneme girdiğini söylüyor.
Yeni dönemde ise somut adımlar atılması gerektiğini çok net bir biçimde ortaya koyduktan sonra, hükümetin süreci titizlilikle ve hız kazandırarak sürdürmesini, ilerideki yüz yılın bir kaos mu yoksa bereketli, adil ve eşit bir demokrasi ile mi geçireceğinin buna bağlı olduğunu sağır kulaklara, kör gözlere anlatmaya çalışıyor.
Somut adımlar atılmalıdır. Müzakere süreci hasta tutsaklara can vermeyecekse müzakkere sürecinin anlamı kalmayacaktır. Geri dönüş süreci hızlandırılmalı bununla ilgili yasal düzenlemelerin yapılmasında, aynı zamanda tüm halkları kucaklayacak, hiç kimseyi dışarda bırakmıyacak yeni ve demokratik bir anayasanın yapılacağına dair ön hazırlıklar yapılmalıdır.
Diğer önemli bir nokta ise Öcalan’ın sadece HDP heyeti ile değil, toplumun diğer kesimleri ve akademisyenler ile akil insanlarla diyaloğunun sağlanması gerekmektedir. Sürecin işleyişini izleyen bir komite olmalı, bu komite süreç içerisinde meydana gelebilecek olumsuzlukları gidermek için tarafları uyarabilmeli, süreç iki taraflı değil çok taraflı olarak yürütülmelidir. Yeni hükümetin Öcalan’ın ivedi önerilerine nasıl baktığı, gerçekten süreci hızlandırmak niyetinin olup olmadığı yakın dönemde ortaya çıkacaktır.
HPG gerillalarının Kuzey Kürdistan’ın dışına çıkması, silahlarını bırakması isteniyor. Gerilla Kuzey Kürdistan’ın dışına çıkabilir, ancak Ortadoğu’daki kaos ortamı, IŞİD belası, Arap, Acem Türk milliyetçiliği asgari düzeye çekilmediği müddetçe kimse Kürtlerden silahsızlanma talebinde bulunmamalıdır. Böyle bir talep abesle iştigal etmekten başka bir şeye yaramaz.
***
Geçen hafta NATO Genel Kurulu Galler’in Newport şehrinde toplandı. Gündemin önemli maddesi IŞİD ve Ukrayna idi.
Amerika Başkanı Obama ve İngiltere Başbakanı Camerun tarafından birlikte yazılan ve Times gazetesinde yayınlanan yazıya göre her iki devlet IŞİD’e karşı hem Irak ve hem de Suriye’de birlikte mücadele edecekler.
NATO toplantısından IŞİD ile mücadele için ABD, İngiltere, Almanya, İtalya, Danimarka, Kanada, Polonya, Fransa, Avustralya ve Türkiye çekirdek koalisyon kurma kararı aldı. Türkiye bu karara karşı gönülsüz yaklaşıyor. Gerekçe olarakta IŞİD’in elindeki rehineleri, Güney Kürdistan’a verilecek ağır silahların HPG ve YPG’nin eline geçebileceğini ileri sürüyor. Bunun üzerine TC’nin IŞİD’e destek sağladığı gerekçesi ile “Uluslararası Ceza Mahkemesi”nde yargılanabileceği tehdidi ileri sürüldüğü bilgileri dışarıya sızıyor.
Terör örgütü ile yatanın başı şüphesiz ki beladan zor kurtulur. Bakalım TC kendisini nasıl kurtarabilecek.
Kürdistan’ın Güneyi bugüne kadar TC kendisi için garantör olarak görüyordu. Devletin Türkiye basınındaki kalemleride bu tezi destekliyor, Kürtlerin bir gün korunma için TC’ye sığınacağını ileri sürüyorlardı. Güney Kürdistan’ın garantörlüğüne soyunan TC Kürtlere ağır silahlar verilmesine karşı çıkıyor. Bu ne menem bir garantörlüktür!
Peşmergelerin Maxmur Komutanı Şirvan Barzani’nin Milliyet’ten Aslı Aydıntaşbaş’a verdiği röportaj çok önemli. Şirvan Barzani diyor ki; “Biz bugüne kadar hep dağda savaştık. Çölde savaşmadık. IŞİD’in elinde tanklar ve Humveer zırhlı araçları var. Bizim de elimizde ağır silahlar olmalı ki IŞİD’e karşı savaşalım. Kaldı ki biz 1992’den bu yana hiç savaşmadık.”
Doğru söylüyor. Güney Kürdistan Yönetimi Peşmerge ordusunu ağır silahlarla donatmalı idi.
Hewler’in Dubai’ye dönüştürülmesi bir sonraki aşama idi. Ancak Kürdistan’ın Güney’inden iyi haberlerde geliyor. ABD’nin hava saldırıları denetiminde peşmerge yakın bir zamanda IŞİD’i Musul’dan ve Kürdistan’dan süpürecek. Yalnız ABD’nin hava saldırılarına bel bağlamak yetmiyor. Yaşam bunu bir daha ispatladı. Peşmergenin  HPG ve YPG ile birlikte vatan savunması yürütmesi gerekiyor.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* Kürt artist, yönetmen, senarist, yazar ve 1968 yılında İstanbul Siverek Kültür Derneği başkanı, fikir ve eylem adamı Yılmaz Güney 9 Eylül 1984’te Paris’te sürgünde mide kanserine yenilerek aramızdan ayrıldı.
* 11 Eylül 1961 tarihinde Kürdistan’ın Güneyinde KDP ve M.Mistefa Barzani’nin öncülüğünde Kürt direnişi başlatıldı.
* 12 Eylül 1982 tarihinde PKK kurucularından M.Hayri Durmuş 14 Temmuz’da ihanet ve işbirlikçiliğe karşı başlattığı ölüm orucunun 57. gününde Diyarbekir’de şehit düştü.
* 13 Eylül 1927 tarihinde İhsan Nuri Paşa önderliğinde Ağrı başkaldırısı başladı. Dört yıl süren başkaldırı 1932 yılında bastırıldı.