Kürt kadınları Zilan’ı (Zeynep Kınacı) anıyor. Kürt gerillası ve halkı bu kahraman savaşçının onaltıncı eylem gününü kutluyor. Her yerde askeri törenler, toplantılar, yürüyüşler, direniş eylemleri yapılıyor. Zilan’ın Kürt toplumunda yeni bir ruh ve kültür yaratmış olduğu açıkça görülüyor.
Kürt kadını Zilan kişiliğinde kendi gücünü, yaratıcılığını ve özgür yaşam iradesini görüyor. Zilanlaştıkça kendine geldiğini ve beşbin yıllık erkek egemen düzenin yarattığı kölelik etkilerini aştığını anlıyor. O nedenle Zilan’ı kendine tanrıça yapıyor ve Zilan çizgisinde özgürlüğe yürüyor. Bu temelde yeni bir kadın, Zilanlaşan özgür kadın ortaya çıkıyor.
Kürt toplumu Zilan’ı bir özgürlük sembolü ve ölçüsü olarak sahipleniyor. Kendi kutsallarını en güçlü bir biçimde sahiplenen kutsallık olarak görüyor. Böyle bir kişilik yaratmış olmanın gururuyla dolup kendini Zilan çizgisinde yeniden yaratıyor. Zilan kişiliğinde özgürlüğe, ülkeye, halka ve Önderliğe aşkla bağlanmayı buluyor. Bu temelde Zilan’ı en büyük özgürlük sembollerinden biri yapıyor.
Bu yıl Zilan gerçeği her zamankinden çok daha fazla özüne uygun yaşanıyor. Çünkü yine Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik imha saldırısı var. Yaklaşık bir yıldır avukatları ve yakınlarıyla görüştürülmüyor. Ondört yıldır İmralı’da ağır baskı ve tecrit altında tutuluyor. Bu durum Kürt kadınlarında ve halkında çok büyük bir öfke ve tepki yaratmış bulunuyor. Kürt Halk Önderi’nin sağlığı ve güvenliğinden endişe ediliyor. Önder Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü isteniyor.
Zilan Kürt Halk Önderi’ni sahiplenmenin ve korumanın sembolü oluyor. Önder Abdullah Öcalan’a yönlen saldırılara karşı fedai çizgisindeki direnişi temsil ediyor. Kürt Halk Önderine yönelik saldırılar arttıkça her alanda Zilanvari direnişler de yükseliyor. Kürt kadını ve halkı bu yıl Zilan’ı anma etkinliklerini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ı sahiplenme ve koruma eylemleriyle birleştiriyor. Bu temelde Kürdistan’ın dört parçası ve yurtdışı alanları yaygın Kürt özgürlük eylemlerine sahne oluyor.
Tabi Zilan isminin Serhat alanındaki Zilan Deresi’nden geldiği de çok iyi biliniyor. Zilan Deresi 1929-31 Ağrı isyanının yaşandığı çok önemli bir coğrafya parçası. Her türlü saldırı karşısında Kürt direnişçilerin sığındığı yuvası. Binlerce Kürdün sömürgeci soykırım rejimi tarafından vahşice katledildiği hüzünlü bir alan. Zilan gerçeği işte bu direnişi temsil ediyor. Zilanlaşmak Kürt katliamı ve soykırımına karşı intikam tutumu içinde olmak anlamına geliyor.
Katliam bu topraklarda hükümran olanların en sık başvurduğu vahşice bir yöntem. Alevi katliamı, Ermeni katliamı, Süryani katliamı, Kürt katliamı!.. Kadın katliamı ardından tarih boyunca yaşatılan katliamlar bunlar oluyor. Ermeni ve Süryani katliamı ardından son doksan yıldır en çok katledilenler de Kürtler ve Aleviler oluyor. En çok da Kürt aleviler sözkonusu katliama uğruyor. Alevi katliamı Kürt ve aydın katliamı ile birleşmiş bulunuyor.
İşte böyle bir katliamın da, Sivas katliamının da ondokuzuncu yıldönümü yaşanıyor. Onlarca Alevi aydın ve sanatçıyı Madımak Oteli’nde cayır cayır yakma olayının yirminci yılına giriliyor. 2 Temmuz 1993 Sivas’ı tüm ezilenlerin gözünün önüne yeniden yeniden geliyor. Kırka yakın aydın ve sanatçıyı yoketmekten öteye, başvurulan katliamın kalanlar üzerindeki korkutucu etkisi önemli oluyor.
Yirmi yıl az bir zaman değil. Ancak olay ne yeterince aydınlatılmış, ne de hesabı sorulmuş durumda. Bu yapılmıyor ki, dehşet etkisi yaşayanlar üzerinde devam etsin. Herkes şunu düşünsün: Aydın ve sanatçıyı cayır cayır yakan bir devlet sistemi topluma ve onun tüm kesimlerine ne yapmaz ki!..
Sivas katliamının hesabını soramamış olmak toplumun ve Alevi kesiminin çok büyük bir eksikliği durumunda. Gerçi Kürt direnişi belli bir düzeyde bu hesap sorma işini yaptı. Fakat bu durum genelleştirilerek sonuca götürülmedi. Bu görev, başta demokratik güçler olmak üzere tüm toplumun önünde duruyor. Bu konuda yakınmacı bazı sözler söyleyip katliamcıdan istekte bulunmak ciddi bir şey ifade etmiyor, bir hesap sorma anlamına gelmiyor. Katledilen otuzyedi aydın ve sanatçının anısına sahip çıkmak, katliamcılığın kökünü kurutacak bir hesap sormayı gerekli kılıyor.
Demekki önemli günlerden geçiyoruz. Tarihi anlamı büyük günler yaşıyoruz. Zilan çizgisinde özgürlük tutkumuzu ve arayışımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Yirmi yıldır hesabı sorulamamış Sivas katliamının hesabını mutlaka sormak gerekiyor. Bu iki olay belkide birbirinin çözümünü içinde taşıyor. Sivas katliamı ve benzerlerinin hesabını sorabilmek için Zilanlaşmak ve böyle büyük bir cesaret ve fedakârlıkla demokratik direnişi yükseltmek gerekiyor.
Toplum olarak bunu yapamazsak, katliamcılar vahşetlerini icra etmeye bugünde devam ederler. Yeni Kürt ve Alevi katliamlarını daha vahşi düzeylerde bile gündeme getirebilirler. Kadın katliamlarını her geçen gün tırmandırabilirler. Nitekim bu tür olaylarla karşılaşılmıyor da değil. Neredeyse her gün vahşi kadın katliamları yaşanıyor. Şu veya bu kentte Kürtlere yönelik linç girişimlerinde bulunuyor. Kürt Halk Önderi üzerinde sessiz ve zamana yayılmış bir katliam uygulanıyor.
Belliki katilden hesap sorulmadıkça katliamlar devam edecek. AKP iktidarda kaldıkça bu toplumun bilcümle ezilenleri rahat yüzü görmeyecek. Bu noktada AKP gerçeğini ve izlediği politikaları iyi bilmek gerekiyor. AKP bu katliam geleneğinin son ve en gözü kara temsilcisi oluyor. Sivas katliamından dolayı eli kanlı bulunuyor. Kadın katliamları en çok AKP iktidarında tırmanışa geçmiş bulunuyor. Dahası yumuşak görünerek tarihin en büyük Kürt katliamını AKP yapıyor.
AKP’nin şimdiye kadar yaptığı beyaz katliamdır. Gerçekten de asimilasyonda usta olduğunu ortaya koymuştur. Büyük bir demagoji ve yalanla Kürt kültürel soykırımını yürütmüştür. Fakat sadece bununla yetineceğini de sanmamak gerekir. Eğer denk getirirse, AKP’nin fiziki soykırıma da başvuracağı açıktır. Nitekim Suriye üzerindeki politikaları bunu göstermektedir. Suriye’de bu kadar saldırgan ve savaşçı olmasının altında Kürt soykırım politikaları yatmaktadır.
Bu nedenle tüm Kürtler ve demokratik güçler uyanık olmalıdır. Öyle AKP safsatalarına ve psikolojik savaş yalanlarına aldanmamak gerekir. Çok önemli ve kritik günlerden geçilmektedir. Eğer sorunların demokratik çözümü gelişmezse, gündeme katliam ve soykırımlar gelecektir. AKP’nin niyet ve hesapları tamamen bunun üzerinedir. ABD ve KDP ile ittifaklarını bu temelde geliştirmeye çalışmaktadır. O halde AKP gerçeğini iyi anlamak ve son on yılın muhasebesini doğru yapabilmek gerekir. Bu temelde AKP katliamcılığına ‘Dur’ diyebilmek büyük öneme sahiptir. Bu da ancak Zilan gerçeğini anlayarak ve özgürlük için cesaret ve fedakârlıkla mücadele ederek olur. Bu temelde özgürlük tanrıçamızı şehadetinin onaltıncı yıldönümünde saygıyla anıyoruz!...
Önemli günler