Almanya’da sınırdışıları kolaylaştıran yasalar yeniden güncelleniyor. Sosyal yardım kesintisi, tutuklanma, mültecilere yardımın edenlerin kriminaliz edimesi ve ev baskınlarının kolaylaştırılmasını içeren yeni düzenleme tepkiyle karşılanıyor.

FEHMİ KATAR / BERLİN

Yeni düzenlemelerle mültecilerin adata nefes alamaz duruma düşürüldüğü Almanya’da köklü geleneği olan sınırdışı gözaltı merkezleri, 100.yılında Merkel hükümeti tarafından güncelleniyor. Yasanın iptalini isteyen sivil toplum örgütleri (STÖ) eyalet içişleri bakanlarıyla bir araya gelerek, “Mülteci yasaya direnin” çağrısında bulundu, Bundesrat’ı da göreve çağırdı.

Yüzyıl öncesi düzenlemelerde şu maddeler yer alıyordu

  • 15 yaşından büyük her yabancının (mülteci) tespiti, kaydı ve kontrol altına alınması
  • Kamu güvenliği söz konusu olduğunda sınırdışı kararı alınması
  • Sınırdışı kararlarının etkili bir biçimde denetlenmesi
  • Sınırdışının uygulanamayacağına dair şüphe duyulması halinde ise tutuklanması

100 yıl önce Almanya’da ilk defa sınırdışı etme merkezlerinin kuruluşunda yasalaşan yukarıdaki maddeleri aratmayan düzenleme bugün yeniden gündemde. Mayıs 1919’da Bayern’de Doğu Avrupalı Yahudileri sınırdışı etmek için yasalaştırılan bu kararlar, geçen hafta hükümet ortakları SPD, CDU, CSU ve ırkçı AfD tarafından yasalaştırılan, “Geri gönderme yasası“ ile neredeyse birebir güncellendi. Polis sendikasının bile tepki gösterdiği yasaya göre mülteci başvurusu reddedilen her mültecinin sınırdışı edilmek için bir buçuk aya kadar gözaltı merkezlerinde tutulma riski var.

Sınır dışı merkezleri 100 yaşında

Almanya’da sınırdışı gözaltı merkezlerinin oluşturulmasının 100. yıldönümü. Toplumsal antisemitizmin yavaş yavaş yasalaştığı ve devlet politikası haline geldiği 1919 Almanyası’nda o zamanki adıyla Weimar Cumhuriyeti’nde, soykırımdan kaçarak Doğu Avrupa’da sığınma arayışında olan Yahudileri sınırdışı etmek için 25 Mayıs 1919’da devreye konulan “Sınırdışı gözaltı merkezleri”ne ilişkin yasal düzenleme yapıldı.

Polis Sendikası bile tepkili

100 yıl sonra, milliyetçiliğin hortladığı bir ortamda neredeyse aynı argümanlarla ve bahanelerle Almanya Federal Parlamentosu’nda sınırdışı gözaltıları yeniden yasalaştırıldı.  Bugünün 1919’lardan en büyük farkı ise bu uygulamaya karşı oluşan güçlü toplumsal muhalefet. Yasaya tepkiler sadece muhalefet ve insan hakları örgütlerinden değil, Polis Sendikası’ndan da geldi. Polis Sendikası üyesi Sven Hüber, yasanın bazı kısımlarının Anayasa ile çeliştiğini, sosyal yardımının kesilmesi ve çalışma yasağının getirilmesinin “Açlık riski ve buna bağlı suçlara” yol açacağını, bunun ise çok akıllıca olmadığını belirtti.

Yasa aracı komisyona mı gitti!

Mülteci örgütleri ve sivil toplum örgütlerince temel insan haklarına aykırı olduğu gerekçesiyle sertçe eleştirilen yasa ile ilgili tartışmalar devam ediyor. Sınırdışı edilmek için gözaltına alınanları, suçlularla aynı cezaevinde tutmayı düzenleyen bu yasa, her eyaletin adalet bakanının temsil edildiği hukuk komisyonununa çarpacak gibi görünüyor. Kulis haberlere göre 16 eyaletten 10’u CDU’lu adalet bakanları tarafından yönetilmesine rağmen, yasa komisyon oylamasında reddedilerek, aracı komisyona gönderildi.

Reddedilen mültecilere suçlu muamelesi

Yasanın hukuk komisyonunca reddedilmesinin nedeni ise uzunca süredir tartışılan, mültecileri suçlularla aynı cezaevine almayı düzenliyor olması. Hukuk komisyonu üyelerine göre bu düzenleme; sadece suç işlemiş mültecilerin suçlularla aynı cezaevinde tutulabileceği, suç işlemeyen, sınırdışı edilecek mülteciler için farklı bir gözaltı merkezinin oluşturulması gerektiğini söyleyen Avrupa hukuku ile çelişiyor. Hükümet ise sınırdışı edilecek mültecileri suçlularla aynı yerde tutmayı öngören yasayı, ‘acil bir durumdan kaynaklandığını’ belirterek savunuyor.

STÖ’ler içişleri bakanlarıyla görüştü

Yasanın iptalini talep eden mülteci ve insan hakları örgütleri ise eyaletlere “Mülteci düşmanı yasaya direnin” çağrısı yaptı. 12-14 Haziran günlerinde Schleswig-Holstein’da yapılan eyalet içişleri bakanları konferansının başlamasında bir gün önce eyalet içişleri temsilcileri; mülteci hakları için mücadele eden kiliseler, mülteci meclisleri, hayır kurumları gibi sivil toplum örgütleri ile bir araya gelerek, son yasayla ilgili kaygılarını dinlediler.

Bundesrat göreve çağrıldı

Toplantıya katılan mülteci hakları örgütü Pro Asyl Müdürü Günter Burkhardt, mültecilerin neredeyse bütün haklarını kısıtlayan bu yasanın en çok da, dışlanmışlık ve uyumsuzlukla uğraşmak zorunda kalacak olan eyaletlere yük olacağını belirtti. Burkhardt, eyaletlerin buna karşı çıkmasını talep ederek, Federal Konsey’i (Bundesrat) göreve çağırdı. Federal Konsey, Almanya’nın 16 eyaletinin temsil edildiği yasama organıdır. Her federal yasa, Federal Konsey’de de görüşülmek zorunda.

Hasta raporlarına rağmen 

Toplantıda devletin sınırdışı etme pratiği de eleştirildi. kiliseye bağlı Mülteci Hakları Projesi Hamburg Fluchtpunkt çalışanı Avukat Heikko Habbe, kurumların hasta mültecilerin doktor raporlarını görmemezlikten geldiğini belirtti. Yabancı Polis memurlarının, devamlı olarak ünvanı tam belli olmayan doktorların verdiği teşhis raporlarını ve terapi gerekçesini hasıraltı yaptığını belirterek, hasta insanlarla ilgili sınırdışı etme kararlarında daha hassas davranılması çağrısı yaptı.

BAMF’ın yanlış kararları 

Oturumda mülteci örgütlerince en çok eleştirilen noktalardan biri de özellikle de bazı mülteci gruplarının uzun süre ya da mülteci süreçleri boyunca izole bir mülteci kampında kalmalarına yönelik düzenleme oldu. Bayern Mülteci Meclisi Üyesi Katharina Grothe, mültecilerin hazırlanmadan, bilgilendirilmeden uzun sürecek bir mülteci sürecine atıldıklarını, bunun nedenin ise BAMF (mülteci dairesinin) yanlış kararları olduğunu belirtti. Mülteci kamplarıyla ilgili deneyimlerin, toplumdaki ırkçılık ve ön yargıları güçlendirdiğini kaydetti.

Meslek eğitimi için tolerans kalmadı

“Geri gönderme yasası” ile beraber 1,5 yıla kadar ilk alım kamplarında tutulacak mültecilerin çalışma yasağının da böylece uzatılmış olduğuna dikkat çeken Caritas temsilcisi hukukçu Barbara Weiser, eyaletlerin mültecilerin pasaport temin imkanları ve olanaklarını detaylıca değerlendirmelerini istedi. Weiser yeni düzenlemedeki çalışma toleransı yasasını eleştirerek, bu yasanın mesleki eğitim için hiçbir oturumu ön görmediğini, tam tersine bir meslek eğitim müsamaha oturumu için şartların oldukça zorlaştırıldığını belirtti.

Hükümet yasasını reddedin

Yapılan görüşmede eleştirilen başka bir konu da, mülteci haklarını için mücadele eden kişilerin ve kurumların kriminalize ediliyor olmasıydı. Politikacıların, mülteci inisiyatiflerinin ve örgütlerinin hareket ettiği yerde, demokratik sistemin büyük zarar göreceğini belirten Schleswig Holstein Mülteci Meclisi’nden Martin Link, sadece bundan dolayı bile olsa eyaletlerden, hükümetin çıkardığı yasayı reddetmelerini istedi. Yeni düzenleme, sınırdışı etmenin bütün sürecini “devlet sırı” olarak gördüğü için mülteci çalışması yapanlar ya da işinden dolayı mültecilerle çalışanlar da ona yardım ettikleri için “devlet sırrını” ifşa etmekten yargılanabilecekler.

Mülteciler aç bırakılıyor Hükümetin üzerinde anlaştığı yasal düzenleme mülteciler aleyhine şu yaptırımları birlikte getiriyor:
  • Sosyal yardımların kesilmesi
  • Almanya genelinde, sığınma talebi reddedilenleri arama süreçlerinde, evlere girme hakkının tanınması
  • Mültecilere yardım edenlerin kriminalize edilmesi…