
İhraç edilen akademisyenlerin kurduğu KODA'da bu hafta ders veren Ankara Üniversitesi'nden Kamuran Akın, 'Kürt coğrafyası' tanımının yanlış olduğunu belirterek “Kürt coğrafyası diye bir tanım yok. Orası Kürdistan'dır. Oranın tarihi adı öyledir" dedi.
Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile Kocaeli Üniversitesi'nden (KOÜ) ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu Kocaeli Dayanışma Akademisi (KODA) her hafta olduğu gibi bu hafta da derslerine devam etti. Ankara Üniversitesi'nden KHK ile ihraç edilen akademisyen Aysun Gezen "15 Temmuz Kitlesi Üzerine"; Ankara Üniversitesi'nden ihraç edilen akademisyen Kamuran Akın da "Fethedilen Mekan Kürt Coğrafyasına Mekan-Kırım Özelinde Bakmak" konularını anlattı. Eğitim-Sen Kocaeli Şube binasında gerçekleştirilen derslere akademisyenlerin, öğrencilerin ve halkın ilgisi yoğundu.
Kamuran Akın, 'Kürt coğrafyası' tanımının yanlış olduğunu belirterek, "Ben bu tanımı kabul etmiyorum. Kürt coğrafyası diye bir tanım yok. Orası Kürdistan'dır. Oranın tarihi adı öyledir" dedi. Devletin Kürt halkının yaşadığı topraklarda mekansal olarak da bir kıyım yaptığını vurgulayan Akın, "İktidarlar tarafından güç olarak kullanılan coğrafi bilgi, o bölgede yaşayan insanlar üzerinde iktidar sahibi olmak için kullanılan bir bilgidir” diye konuştu.
Yüzyıllık tahribat yaptı
İki yıldır Kürdistan'da devam eden şehir savaşlarında, devletin yüzyıldır yapmak istediği tahribatı son 3 yılda yaptığını, devlet terörü ve şiddetinin kendini bu şekilde göstererek Kürdistan'ı işgal ettiğini vurgulayan Akın, Michel Foucault üzerinden örnekleme yaptı. Akın, devletin Kürt halkına iki faklı hastalık boyutu ile yaklaştığını belirterek, şöyle devam etti:
* Devlet Kürt halkını ilk olarak cüzzamlı gibi görüyor. Cüzzamlı kişiler sürgüne yollanır. Kürdistan'a uyarladığımızda 90 yıllarda halkın evlerini yıkarak zorla göç ettirmiş ve yeni yerleşimde de dışlanmasını sağlamıştır.
* İkinci bir hastalık olan veba ise tamamen kapatma olayıdır. Sokağa çıkma yasakları ile devlet Kürt halkını vebalı gibi görmüştür. Salt kapama değil aynı zaman da gözetleyen ve korkutan bir yaklaşım sergilemiştir.”
İzleniyorsunuz mesajı
Mekanın gözetlenmesi durumunu değerlendiren Akın, hapishanelerde kullanılan gözetleme sistemi ile Kürdistan'da yaşatılmak istenenin benzerlik teşkil ettiğini ifade ederek, “Sizi izleyen bir özne var. Bunu Kürdistan'da en son kalekollarla ya da yıktıkları okul ve sağlık kuruluşlarına karakol yapmaları ile gösteriyor. Sizi izleyen bir göz var, mesajı verilmek isteniyor” şeklinde konuştu.
Kürdistan’daki HES’lerin de iki boyutlu olduğuna işaret eden Akın, “Devlet, Kürdistan'da yapılan HES'ler ile hem sermayeyi korumak istemiş hem de gerilla ve halk arasındaki bağları koparmayı amaçlamıştır" dedi.
İşgalci olduğunu söylüyor
Devletin Kürdistan’da işgalci konumunda olduğunun altını çizen Akın, "Savaş sonrası yıkılan alanlara cinsiyetçi yazılar yazması ve bayraklar asması bu işgalin en net göstergesidir” şeklinde konuştu.