Gezi Parkı ile Mısır’daki hareketi değerlendiren Filistinli araştırmacı gazeteci  Mohammed Abu-Rous “her ikisi de devlet baskısına karşı bir ayaklanmadır” dedi. Abu-Rous, Müslüman Kardeşler’in siyasal İslam’ın halkın isteklerine karşı olduğunu gösterdiğini de söyledi.

Mısır’daki askeri darbe Ortadoğu’daki planları alt üst etmiş durumda. Hem Batı dünyasının hem de bölgedeki Sünni müttefiklerinin destekledikleri Müslüman Kardeşler hükümeti, darbe ile devrildi. Eski diktatör Hüsnü Mübarek’in halk tarafından devrilmesi siyasal İslama yeni bir fırsat tanımıştı. Ancak Mübarek’ten sonra hükümetin başına geçen Müslüman Kardeşler, Tahrir Hareketi’nin taleplerine cevap veremedi. Demokratik bir anayasa ile tüm Mısırlılara hitap etmesi gereken Mursi hükümeti, halkın taleplerine karşılık vermeden ve halka verdiği vaadleri yerine getirmeden kendi iktidarını sağlaştırmayı öne çıkardı. Yine Mübarek kalıntılarını temizlemeden kendi iç sorunlarının çözümüne odaklanmadan müttefiği Türkiye ile birlikte bölgede Sünni hegemonyalığına soyundu.

Mursi süreci okuyamadı

Peki Mısır’daki bu gelişmeler neyin habercisi? Gezi Parkı hareketi ile Tahrir hareketi arasındaki farklılıkları ve benzerlikleri nelerdir? Biz de dünyanın dikkatini üzerine çeken Mısır’daki gelişmeleri Filistinli araştırmacı gazeteci Mohammed Abu-Rous ile Filistin cephesinden ele aldık. Abu-Rous, Tahrir Meydanı’na çıkan göstericilerin bir yıl önce vaadettiklerini yerine getirmeyen, yeni anayasa çalışmalarında halkın taleplerini gözetmeyen, protesto gösterilerini şiddetle bastıran Mursi’nin istifa etmesi ve yeni seçimlerin yapılması konusunda hemfikir olduğunu belirterek “‘İsyan Hareketi’ Mursi’nin geri çekilmesi için bir imza kampanyası başlatmıştı. Bu imza kampanyası isyanın ön hazırlığıydı. 15 milyon imza toplanması hedeflenmişti. Ama Müslüman Kardeşler ve Mursi bunu görmezden geldi. Süreci okuyamadı. Eğer Mursi, Tahrir Meydanı‘ndakilerin taleplerini ciddiye alıp zamanında yeri getirseydi ve devrimin hedeflerine odaklansaydı daha fazla hareket alanı bulurdu. Ancak Mursi halkın beklentilerini karşılamaktan ziyade gittiği her yerde baskıcı-otoriter bir dil kullandı. Bu da kendi taraftarlarıyla Tahrir Meydanı’ndakilerini şiddet ortamına çekti” diye konuştu.

Ordu iktidarını korumak istedi

Abu-Rous, Tahrir Meydanı’na çıkanların her türden ideolojiye sahip olduğuna dikkat çekerek “Bunlar arasında Mübarek rejiminin geri gelmesini isteyenler de vardı. Ancak Tahrir’deki halk hareketi ikinci bir Mübarek rejimine fırsat vermez” dedi. Müslüman Kardeşler’in orduyla ittifak girişimlerinin olduğunu dile getiren Filistinli gazeteci Abu-Rous, askerin iktidarını korumak için Mursi’yi devirdiğini belirterek “Mursi darbeden önce halkın taleplerini dinlemek yerine askere hitap ediyordu. Ancak darbeden hemen önce Müslüman Kardeşler taraftarları şiddet çağrısı yaptı. Bu da Tahrir’dekilerin askeri müdahale etmeye çağırmasına neden oldu. Mısır ordusu, 2011 Şubat’ında Mübarek’i yalnız bırakmak zorunda kaldı. Şimdi de Mursi’yi devirdi. Asker Mübarek’in de Mursi’nin de koltuklarından indirilebileceğini biliyordu. Bundan dolayı ikisini de yalnız bırakarak halkın taleplerini sahiplenir oldu. Darbenin sebebi askerin iktidarını-koltuğunu korumak istemesidir” diye konuştu.

Şiddet talepleri geri plana atar

Mısır’da iç savaşın bir yıkım getireceğini söyleyen Abu-Rous, Müslüman Kardeşler’in şiddette ısrar etmesi halinde ordunun Tahrir Meydanı’ndaki kitleye yanaşacağına dikkat çekerek “ordu kendi varlığını korumak için Tahrir hareketi ile anlaşmaya gidecektir. Ancak Tahrir kitlesi kendi içinde demokratikleşecek ve askere siyasette fırsat vermeyeceğini düşünüyorum. Ama bu hareketin içindeki Mübarek kalıntılarına karşı uyanık olmak gerekiyor” dedi.

Bir an önce seçime gidilmeli

Mısır’da bir an önce seçime gidilmesi gerektiğini söyleyen Abu-Rous, aksi halde şiddet sarmalının giderek tırmanacağını ve bunun da demokratik kitle hareketinin taleplerini geri plana atacağı uyarısında bulundu.

Gezi de Tahrir de başkaldırıdır

Filistinli gazeteci, Müslüman Kardeşler’in iktidarının siyasi İslam’ın demokratik kitle hareketinin taleplerinin karşısında olduğunu gösterdiğini de dile getiren Abu-Rous, Mısır’daki hareketi Gezi Parkı direnişi ile karşılaştırdı. Her iki hareket arasındaki ortak noktanın iktidara karşı olmak olduğunu dile getiren Mohammed Abu-Rous, “Tahrir hareketi ile Gezi hareketinin karşılaştırdığımızda her ikisi arasında bazı benzerlikleri görebiliyoruz. Burada gözlerden kaçmayan şey devlet baskısıdır. Gezi hareketi içerisinde de devletin baskıcı-otoriter yapısına karşı olan bir kitle var” dedi.
Mısır’daki halk hareketinin başarıya ulaşmasında devlet kurumlarındaki kaosun etkili olduğunu söyleyen Abu-Rous, “AKP Hükümeti, devlet kurumları üzerindeki denetimini korumaktadır. Türkiye’deki hareket, devletin baskıcı, tekçi zihniyetine karşı sokaklara çıktı ama çıkarken de beraberinde sosyal ve kültürel sorunları da masaya yatırmaya çalışıyor. Tahrir’deki hareketin talepleri ise minimum düzeydedir” diye konuştu.



MUSTAFA İLHAN