
Dilşad BAFÊ*
Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürdistan halkı demokratik özyönetim meclislerinin ilanlarıyla ve YPS Jin-YPS güçlerinin öncülüğünde tarihinin 38. yılında şehirlerdeki direnişleriyle en büyük kahramanlıklarla ortaya çıkardı. En güçlü gelişmeyi özyönetim meclislerinin ilan edildiği şehirlerde yarattı. Bu direnişler faşist sömürgeci sistemi ölüm kalım noktasına, can çekişir durumuna getirdi.
Bu süreçte Botan halkı; Cizîr, Hezex, Şirnex, Silopi, Gever, Nisebîn ve Sur halkı en doğru temelde kendi gerçeğine ve tarihine sahip çıktı. Doğru olanı yaptı. Çok ağır bedeller ödemekten çekinmeden direndi. Ağır bedellere rağmen, acısı, zorluğu ne olursa olsun varlık ve gelecek bu topraklardadır, o tarihtedir, bu kültürdedir ve dildedir dedi. Bu topraklardan konulmalıdır. Botan, Amed, Colemêrg, böyle bir gerçekliğe sahip çıktı. Cizîr, Hezex, Şirnex, Nisebîn, Sur, Gever gibi merkezler Kürdistan’ın merkezi yerleridir. Kürt toplumunun tarihi olarak şekillenen toplumsal yapılarıdır. Bu da şunu gösteriyor ki, o tarihsel yapı varlığını ve gücünü koruyor. Hiçbir düşman saldırısı ve istilası bu tarihi yerleri, burda yaşayan kahramanlık ruhunu yıkamamış ve eritememiştir.
Bu anlamda şunu ifade etmek gerekiyor. Artık belli bir gerilla -askeri gücü ve direniş var. Halkın da bir direniş tarzı ve gücü var. Fakat bütün bunlar yetmiyor. İnkâr ve imha sistemi topyekün saldırı halindedir. Buna karşı bizim de her yerde topyekün direniş içerisinde olmamız gerekiyor. Topyekün direnişin yıkmak üzere hedefleyeceği güç; AKP faşist, soykırımcı diktatörlüğüdür. Temel mücadele alanı bunu başarmak için Bakur ve Türkiye metropolleri olmalıdır. Avrupa, Rojava, Başur, Rojhilat ve diğer alanlardaki mücadelenin hepsi bu hedefe bağlı gelişmeli kilitlenmelidir. Şehir savaşlarıyla alınan dersler ve tecrübelerle AKP saray faşizmini yıkmayı hedefleyen bir direniş hamlesine ihtiyaç vardır. Bunun için hem şiddet içeren mücadeleyi, hem de yumuşak mücadele alanını, tüm imkanları, fırsatları en illeri düzeyde kullanarak, demokratik siyasi mücadeleyi daha organizeli, örgütlü hale getirerek, AKP’nin bütün saldırılarına karşı her yeri direniş merkezi yapmak durumundayız. Yani Türkiye metropollerinde ne yapılmalı, şehirlerde ne olmalı, savaş nasıl geliştirilmeli, demokratik siyaset hangi zemin üzerine yürütülmeli, askeri güç nasıl hareket etmeli, serhildan ruhu nasıl hayata geçilmeli, bu mücadele alanları en doğru ve radikal ölçüde pratiğe kavuşturulur diye her zamankinden daha fazla hareket halinde olmak durumundayız.
Bu bakımdan her alandaki parti örgütleri, çalışanı, kadrosu, sempatizanı görev ve sorumluluklarına daha fazla sahip çıkmak durumundayız. Gençlik ve kadın hareketlerinin her dönemde olduğu gibi öncülük görevlerini, misyonlarını daha etkili daha güçlü yerine getirmeleri daha mücadeleci ve direnişi daha da radikalleştirici düzeye çıkarması en tarihsel görevimiz olduğu gerçeğine kilitlenmeliyiz. Özellikle Kürt gençliği kitleler halinde özgür dağlara yönünü çevirip, dağlara akmalıdır. Gerillaya, YPS güçlerine, YPG güçlerinin saflarına katılmalıdır. Avrupa’da yaşayan Kürdistan gençliği ülkeniz şuan bir sömürgeci diktatörlük tarafından kuşatılmış durumda bunu görmeniz gerekiyor. Avrupa’da yaşayan Kürt gençliğinin tarihi görevi hazırdır, Kürdistan dağlarına akın etmektir. Avrupa yaşamı bir köleleştirme yaşamıdır. Kölece bir yaşamı reddetmek gerekiyor. Bu köleci yaşamı reddetmek ancak özgürlük saflarında yerimizi almakla gerçekleştirebiliriz. Bu biçimde toplumlar halinde her yerde örgütlenmeliyiz. Dağlara çıkabilen dağa çıkmalı, şehirlerde savaşabilen şehirlerde savaşarak her sokağı direniş alanına dönüştürmeli, toplumsal alanda, kitle içerisinde mücadele etmelidir. Ama her birey bu mücadelede şu veya bu şekilde yer almalıdır. Sorumluluk üstlenmektedir. Tam bir seferberlik ruhuyla direniş saflarına, kalelerine yürümelidir.
Kürdistan gençliği demokratik özyönetim direnişlerini; özyönetim meclislerinin öncülüğünde YDGH ve sonrasında YPS -YPS Jin adıyla yürüttü. Şimdi bir kurum var, şehir direnişlerinin ortaya çıkardığı bir askeri güç var. Kürt gençliğinin böyle güçlü bir miras var, büyük komutanları oldu. Göksunlar, Zinarinler, Hêvîler, Zeryanlar, Axinler, Rojgerler, Ciyagerler, Warbinler, İslamlar, Yıldızlar gibi güçlü komutanları var, Kürt gençliği bu fedai ruhu ortaya çıkaran çizginin mirasçısıdır. Bu komutanlar kahramanlık çizgisinde mücadele ettiler. Bu temelde önderlik çizgisini, şehitlerimizin ruhunu ve direniş geleneğini daha da yükseğe taşıdılar. Böyle bir önderlik altında yürüyorlar. O halde; mücadeleye daha fazla sahip çıkmalı, daha çok seferber olmalı, geçmişin derslerini çıkarma temelinde daha doğru bir tarzla, üslupla daha yüksek bir tempoyla, daha örgütlü ve planlı olarak mücadele etmeli.
* Hezex eski Halk Meclisi Sözcüsü