Dışişleri bakanı olmaya karar verdim. Biliyorum boşalacak olan cumhurbaşkanlığı ve muhtemel başbakanlık filan gibi makamlar var, ama ben dışişleri bakanlığında karar kıldım. Güzel bir iş. Hem neredeyse benim kadar, dünyada gezebilme olanağı da var. Bilet parası da sorun olmuyor. Mutlaka bir hava yolları sponsoru vardır. Olmazsa istersin başbakandan uçağını alır, gidersin. Gerçi o hep ne olur ne olmaz, atlar ABD’ye giderim aniden diye elinin altında bulunduruyordur ama olsun. –Ahmet’e sormalı uçağı var mı?- Hem dışişleri bakanlığını iyi de yapabilirim bence. Tek sıkıntılı tarafı kravatın zorunlu olması. Kravat bağlamasını bilmiyorum ama koca bakanlıkta bilen birileri vardır herhalde ya da şu lastikli olanlardan alırım 5-10 tane. Örtülü ödenekten.
Nereden bu karara vardın dersiniz. İnceledim. Kolay bir iş. Yok, aldığım örnek bizimki değil, daha da önemli bir dışişleri bakanı Hillary Clinton. Son zamanların moda deyimiyle model idem benim. Aslında olay şöyle başladı. Uzak Asya’yı anlatan harika bir kitap okuyordum*; (sonra cezaevine göndereceğim en iyi okurlar orada) Clinton Endonezya’yı ziyaretinde; ‘İslam için bir model olan, Endonezya’nın demokratikleşme sürecini’ yücelti ve şunları ekledi. ’Önümüzdeki yıllarda dünyayı dolaşırken insanlara şunu söyleyeceğim: Eğer ‘İslam, demokrasi, çağdaşlık ve kadın haklarının bir arada bulunup bulunmayacağını merak ediyorsanız Endonezya’ya gidin.’ Çok iyi bir örnekti Endonezya. Sadece 1965 yılında askeri faşist cunta sırasında öldürdükleri 500.000 ile 2 milyon arasındaydı. Sayı siz çok gelmesin o zamanlar 150 milyon kadar nüfusları vardı her halde. Bu yüzden seçimle gelmiş, ulusalcı bir lidere karşı yapılan bu darbede öldürülen, komünist, ateist ve Çin asıllılara yapılan bu katliam, artık hesaba katılmamalı. Unuttuk onu biz. Hele ölen senden olmayınca kolay oluyor unutmak. Bu konuşmayı yapmadan henüz 6 ay kadar önce aşırı İslamcılar!, bir Hıristiyan öğrenci yurdunu basıp yüzlerce kişiyi yaralamıştı ve 1500 öğrenci kız hala bir parkın içinde, naylon bir çadırın altında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlardı.
Bu arada ılımlı İslam örneği Endonezya dünyanın en fazla Müslüman olan ülkesi olmasına rağmen, bizim ülkemiz gibi yüzde 99’u değil sadece yüzde 88’i Müslüman. Bu saldırılar sadece Hıristiyanlara değil, mesela sayıları 500.000’i bulan Ahmediye mezhebine de yönelikti. Onların da camileri, okulları yakıldı. Bu arada Doğu Timor’u işgal edip 200.000 kişiyi, yani halkın yaklaşık üçte birini, Batı Papua’yı işgal edip 100.000 kişiyi katleden, her katliamı ile örnek bir ülke.
Şimdiki Model kişiliğim Hillary’nin bu konuşmasını bir yerden hatırlıyorum diye düşündüm. Araştırdım. –bu googel’a girip search yaptım manasına geliyor artık.- Hillary Türkiye’ye geldiğinde NTV’de kendisine bir soru sorulduğunda -hazır bir konuşmada değil soru!- Şöyle demiş; ‘Bence Türkiye daha önce Sayın Başbakan ve Dışişleri Bakanınız ile görüştüğüm gibi, demokrasi, modernite, laiklik ve İslam’ın, hepsinin birden var olabildiğini gösteren, dünya için çok sıra dışı bir örnek. Dolayısıyla ben bu konuda sadece Türkiye’nin geleceğine dair iyimser olmakla kalmıyorum, aynı zamanda ilişkilerimizin ortaklığımızın geleceğine dair de çok olumlu görüşlere sahibim. Bence Türkiye’nin kalkınma, gelişme ve reform yolundaki kendini adamış çabaları önemli; küresel lider olarak oynadığı rol de artıyor.’
Örnek ülkem ikiye çıktı. İki parlak ülke. Hillary hızını alamayıp bu ifadesini bizim iş adamlarına da tekrarlamış bu arada. Eh dedim dünyanın iki ucunda, sayılar bakımından olmasa da darbe, katliam, işgal tarihi açısından iki benzer ülke olunca benzer konuşmalar olması çok doğal. Ne yapsın her yerde yeni bir şey söylenemez ki. (Burada Endonezya’nın hakkını yemeyelim. O çok örnek)
Ancak sonra bu haberi de okuyunca asıl kararımı verdim; “Ülkenizin olağanüstü ilerlemesinden çok etkilenmiş durumdayız ve Bulgar ile Amerikan halkları ve hükümetleri arasındaki güçlü ilişkilerden gurur duyuyoruz” diyen Hillary Clinton şunları da belirtti: “Bulgaristan’ın komünizmden demokrasiye geçiş sürecindeki tecrübesi ve son 20 yıl içerisinde etkili kurumlar kurma çabaları son derece değerli kıssadan hissedir… Bulgaristan sadece Avrupa için değil, dünya çapında bir diktatör rejiminden demokrasiye geçiş gerçekleştirmeye çalışan ülkeler için de çok güzel bir örnektir.”
Artık ekonomik klas yolculuklar, hurda otobüsler ve kilometrelerce yürümek yok dış işleri bakanı olacağım. Kolay iş.
Örnek ülke