Suriye’de rejimi değiştirme adına beş yıl önce bazı ülkelerde tarafından örgütlenmeye başlanan Suriye muhalefeti önce El Nusra, ardından IŞİD’in yaptığı hamleler ile çöktü. Başta Arabistan, Türkiye ve Katar olmak üzere Suriye’de rejim değişikliğini bekleyen ülkelerin yaptığı hamleler de çöktü. Avrupa ve Türkiye’de yapılan Suriye görüşmelerinde de bir sonuç çıkmadı. Çünkü Esad’ı devirecek bir güç ortaya çıkmadığı gibi, Avrupa ve ABD’nin de içinde olduğu koalisyonun Suriye’de muhalefeti destekleyerek sistemi değiştirme çabaları boşa çıktı. Ve bugün tüm dünyanın sorunu olan Ortaçağ karanlık dönemi Ortadoğu’ya taşındı. Bugün ABD ve Avrupa yeni bir arayış içerisine girerken, Türkiye, Katar, Arabistan gibi ülkeler ise hala yanlışta ısrar ediyor. Üstelik Suriye’de pişirilerek ortaya çıkarılan IŞİD artık Irak’ı da vurdu. Yarın kimi vuracağı ise bilinmiyor.

Türkiye’nin Ortadoğu politikalarını halen Başbakan olan Davutoğlu döneminde şekillendirildiği biliniyor. Davutoğlu’nun buna ilişkin yazdığı “Stratejik Derinlik” kitabı da bu ilişkilerin nasıl yürüyeceğine ilişkin. Ama bir satranç tahtasına dönüşen Ortadoğu coğrafyasında, ne strateji, ne de derinlik kaldı. Ortadoğu politikaları yazılan kitaplarla belirlenmiyor. Çünkü Ortadoğu’da etkin olmak isteyen egemenler, her yeni durumda yeni bir hamleyle ortaya çıkıyor.

Haziran ayında yapılan son MGK toplantısında da Suriye’de yaşanan gelişmelerin ele alındığı açıklandı. Bu toplantıda Suriye topraklarında bir tampon bölge kurulması da konuşuldu. Bu konuşma ilk de değil. Türkiye tarafından iki yıldır dillendirilen bir konu. İki yıldır gündemde olmasına karşın bugüne kadar uygulanmadı. Neden uygulanmadığı da biliniyor. Birincisi ABD, Rusya, Çin gibi ülkelerin buna karşı çıkması, ikincisi ise Suriye’de ortada olan bir savaşın seyrinin nereye gideceği konusunda belirsizlik yaşanması.

Suriye’de IŞİD ve onu destekleyen güçlerin Kobanê saldırısı sonrası dengeler değişti. Kobanê’ye yapılan saldırı Kobanê Kantonu’nda yaşayan 400 bin Kürde değil, Ortadoğu’da yaşayan ve sayıları 50 milyonu aşan Kürde karşı yapılmış oldu. ABD’nin hava saldırılarının da devreye girmesinin ardından Kobanê ablukasının kırılması, son olarak Kobanê ile Cizirê kantonlarının birleşmesi yeni dönemi de işaret etmeye başladı. IŞİD’in Til Abyad ve Kobanê’de sivil halka yönelik katliam girişimleri kaybettiği prestijini de geri getirmeyecek. 

Bu gelişmeler ardından IŞİD’in dünyayla tek bağlantısı olan Cerablus-Türkiye sınır hattı üzerinden yürüyor. Buranın birkaç ay içerisinde IŞİD’in elinden gitmesi olasılığına karşı IŞİD, Azez üzerinden bu sınır hattını genişletmeyi hedefliyor Cerablus’un IŞİD’in elinden gitmesi tüm dünyayla olan iletişimini de koparacak. Ne lojistik, ne de savaşçı desteği sağlayabilecek. Bir havuzun içerisinde yavaş yavaş kurutulması hedeflenirken ABD, Türkiye’nin Cerablus ve Azez’i içine alabilecek bir tampon bölge girişimini aslında bu ablukayı boşa çıkarma hamlesi olarak görüyor. Bu nedenle de tampon bölgenin kurulmasını kabul etmiyor. ABD ve müttefiklerinin birkaç aya kalmadan bu hamleyi de tamamlamaları bekleniyor.

IŞİD’in Kobanê saldırısına kadar, Ortadoğu’da yalnız kalan Kürtler bugün ABD’nin stratejik müttefiki haline geldiler. Ortadoğu’ya asker göndererek kara harekatını kabul etmeyen Obama hükümeti Irak ve Suriye’de rejim muhalefetini örgütleyerek Esad ve IŞİD’e karşı savaştırmayı da denediler. Suriye’nin onlarca bölgesinde kurulan muhalif grupların dağıldıkları, bir kısmının silahlarıyla IŞİD’e katıldıkları biliniyor. Bugün Türkiye’nin de çok güvendiği ÖSO’nun ne Esad’a, ne de IŞİD’e karşı kendisini koruyacak yeterli gücü bile yok. 

Suriye’de katliamlara karşı kendi öz savunmasını üstlenen PYD bir anda savaşın aktörü haline geldi. Ve bugün Suriye’de, Suriye muhalefeti açısından da en önemli güç Kürtler. Kürtleri sadece Suriye’de yaşayan Kürtler olarak gören güçler yanıldı. Maku’dan Amed’e Süleymaniye’den Mahmur’a, Kars’a kadar Kürt coğrafyasının her tarafından Rojava kantonlarının direnişine aktif katılımlar olduğu biliniyor. 

Türkiye’nin on yıl öncesine kadar KDP ve YNK’ye olan tutumunun bugün nasıl değiştiğini de biliyoruz. Dün Barzani ve Talabani’ye uygulanmak istenen politikalar bugün Rojava Kürtleri şahsında PYD ve onun lideri Salih Muslim’e uygulanmak isteniyor. 

Son MGK toplantısı, Kürtlerin Suriye’de kendilerini IŞİD barbarlarına karşı savunmaları ve direniş hattı kurmalarından bile rahatsızlık duyulduğunu ortaya koyuyor. IŞİD barbarlarıyla komşu olmayı içine sindiren Türkiye, Kürtlere karşı bu politikasını kendi Kürtlerine nasıl anlatacak? AKP’yi 7 Haziran seçimlerinde Kürdistan’da bitişine götüren neden, Kürtlere karşı izlediği iki yüzlü politikalarıdır.