Ortadoğu’daki tansiyon bazı olumlu kıpırdamalara karşın halen düşmedi. Oratdoğu’da tansiyonun düşmesi üç temel sorunun çözümüne bağlıdır. Suriye sorunu, Kürt ve Kürdistan sorunu ve Filistin sorunu. Filistin sorunu önemli olmasına karşın Ortadoğu’daki güncel sorunların gölgesinde kalıyor, şimdilik!

Şam’ın varoşlarından Guta’da kimyasal silah kullanılarak, 1400 sivil insanın ölümüne sebep olunması Esad’ın suyunun ısınmasına neden olmuştu. Esad rejimi ve arkasındaki güçler kimyasal silahın rejim muhaliflerince kullanıldığını ileri sürselerde, bu konuda BM heyetinin incelenmesinin sonuçlarının tam olarak açıklanmamış olmasına rağmen yine de parmaklar Şam rejimini işaret etmeye devam ediyor.
Olayın gerçekleştiği günlerde Şam’a müdahale olasılığının çok güçlü olmasına karşın Şam rejimi (Baas) arkasındaki güçlere güvenerek olması muhtemel müdahalenin yapılmasını sürece yaymasını başardı.
G-20 toplantısında bir araya gelen Obama ve Putin BM Güvenlik Konseyi’nden müdahale kararının çıkarılması konusunda anlaşma sağlayamadılar. Putin ve Obama ile görüşme umudu ile Moskova’ya giden Türk Başbakanı ise umduğunu bulamadı.
Müdahale konusunda Rusya ve Çin’in desteğini alamayan Obama şimdi tek başına Şam rejimini birazcık okşamak için ABD Kongresinin (Temsiciler Meclisi ve Senato) ve de ABD halkını ikna turlarına başladı.
Tamda bu esnada Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov, kimyasal silahların denetim altına alınması için Suriye’yi ikna edebileceğini açıklıyor. Suriye Dışişleri Bakanı Muallim’de Rusya’nın girişimini memnuniyetle karşıladığını açıklıyor. ABD Dışişleri Bakanı Kerry ise Şam rejiminin kimyasal silahlarını BM dentimine bir hafta içinde teslim etmesi halinde olası bir müdahalenin erteleneceğini açıklıyor. ABD Senatosu’nda Çarşamba günü müdahale için yapılması beklenen oylama erteleniyor.
Obama’da bu süre zarfında Temsiciler Meclisi’nde müdahale izninin almak, ABD halkını ikna edebilmek için çabalarını yoğunlaştıracaktır. Suriye kimyasal silahların yasaklanması anlaşmasını imzalamayan ülkeler arasındadır. Uzun müddet kimyasal silahlarının varlığını inkar eden Şam rejimi Rusya Dışişleri bakanının teklifini memnuniyetle karşıladığını açıklayarak, kimyasal silahlara sahip olduğunu dolaylı olarak ima etmiştir. Kimyasal silahların El Kaide gibi radikal İslamcıların eline geçmesinden korkan ABD, Esad’ın elindeki silahların denetime alınması için başta onu birazcık okşama olmak üzere diplomatik alternatifleride gözardı etmeyecektir. Önümüzdeki bir hafta bu nedenle kritk bir haftadır.
Kürt ve Kürdistan sorununun çözümsüzlüğüde Ortadoğu’da suların ısınmasının, istikrarsızlığın temel nedenlerinden birisidir. Kürtlerin statü sahibi olmasını istemeyen TC, El Nusra gibi vahşi, barbar örgütlere destek çıkmaktadır. Oysaki TC aklın yolunu bulup Kürt ve Kürdistan sorununun Ortadoğu çerçevesinde adil çözümü için adım atsa, Kürtler ve Kürdistanlılar ile ittifak yapabilme becerisini gösterebilseydi bundan her iki tarafta kazançlı çıkacaktı. Ancak tüm yaşadıklarına rağmen burnundan kıl aldıtmayan TC son “çözüm sürecini”de tehlikeye atmış oluyor. KCK yaptığı açıklamada geri çekilme sürecini durdurduğunu açıkladı. KCK her nekadar çatışmasızlık sürecinin devam ettiğini açıklamış olsa dahi süreci baltalamak için kurtlar pusuya yatmış bekliyorlardır. En ufak bir provokasyon, kıvılcım herşeyi dokuz ay öncesine götürebilir. TC Kültür Bakanının söyleminin aksine “demokratikleşme süreci” bal gibi PKK/KCK nin tavrına bağlıdır. Yaşanan çatışmasızlık sürecinin seçim süreci gibi ufak politikalara kurban edilmemesi gerekir! Son sözü söylemeyen Öcalan önümüzdeki hafta içerisinde söyleyecekleri önemlidir.
Hewler’de yapılması düşünülen “Ulusal Kongre”nin ikinci defa ertelenmesi Kürt partilerinin, liderlerinin, şahsiyetlerinin, kendi partilerinin, liderliklerinin, şahsi çıkarların Kürdistan’dan ve Kürt halkından öne çıktığının göstergesidir. Ulusal Kongrenin habire ertelenmesinin gerekçelerini bilmek Kürt halkının en tabii hakkıdır. Ulusal kongrenin toplanma tarihinin ertelenmesinde İran ve TC’nin rolünün ne olduğunu, Güney’deki partilerin seçimlerden sonra Ulusal Kongre toplanmasının daha iyi olacağının gerekçelerini, G.Batı Kürdistan’daki incelemenin orijinalini halkınızla paylaşın. Şeffaf olun. Şefaflıktan korkmayın.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 9 Eylül 1984 tarihinde Kürt sinamacı, senarist, politikacısı Yılmaz Güney Paris’te vefat etti.
* 11 Eylül 1961 tarihinde Kürdistan’ın Güneyinde KDP öncülüğünde ve M..Mıstefa Barzani liderliğinde Kürt direniş mücadelesi başladı. Peşmergeler Irak karakollarını bastılar.
* 12 Eylül 1924 tarihinde Beytüşşebap’ta Nasturi isyanı başladı. İhsan Nuri Paşa ve 18.Alay’da görevli Kürt subay ve askerleri Azadi örgütü adına harekete katıldılar.
* 12 Eylül 1982 tarihinde PKK kurucularından PKK MK üyesi M.Hayri Durmuş 14 Temmuz’da başlattığı ölüm orucunun 58.gününde Diyarbekir E-Tipi cezaevinde şehit düştü.
* 13 Eylül 1928’de 2.Ağrı Kürt Milli Direnişi başladı.
* 14 Eylül 1998 tarihinde Özgür Politika gazetesi kurucularından ve çalışanlarından Sinan Cemgil Kahraman Qato’ya Marinos dağından çıkan çatışmada şehit düştü.