Gerçek politika mutlaka demos’un (kabile, aile, aşiret, kavim, ulus toplumunun tüm organlarının bütünlüğü) katılımı ve tartışmasıyla gerçekleştirilenidir. Politika halksız, toplumsuz, katılımsız oluşacak bir olgu ve kavram değildir. Dolayısıyla politika demokratik olmak zorunda olduğuna göre ahlaki de olmak zorundadır. Demokrasinin olmadığı toplum politik, politikanın olmadığı toplum ahlaki olamaz. Bu üçlü olgu ve kavramsal ifade olmazsa olmaz kabilinden birbirlerini gerekli kılarlar.
Ortadoğu’da demokrasi, ahlak ve politika potansiyeli daha güçlü
Merkezi uygarlık sisteminin dışında kalan tüm toplumsallıklarda kategorik olarak ahlak, politika ve demokrasi olgusunun daha güçlü olduğuna hükmetmek gerekir. Bu çerçevede direnen, dağ ve çöllere çekilen tüm kabile, aşiret, mezhep tipi yarı-göçebe ve işsiz topluluklarla kırsal alandaki çiftçi, çoban topluluklarını direnişçi, özgürlük ve eşitliğe daha yakın güçler olarak değerlendirmek gerçekçidir. Derinliğine köleleştirilmiş unsurlar ikinci sırada ve objektif olarak bu projede değerlendirilebilir. Özgürlük için, eşitlik için; dolayısıyla ahlak, politika ve demokrasi sorunları için önemli olan objektif kölelik değil ne kadar teslim olmamış, ne kadar direniyor, ne kadar konar-göçerdir, ne kadar inançlarının savaşını veriyor sorularının cevabı önemlidir. Ortadoğu toplumlarında elbette ciddi ahlaki, politik ve demokratik sorunlar vardır. Uygarlık süreci gereği bu sorunlar çok kapsamlıdır da. Ama Avrupa uygarlığının hukuk, politika ve demokrasisinin fazlasıyla burjuvaca olduğu, evrensel tarih-toplumun ahlak, politika ve demokrasi olgusunu temsil etmediğini, yansıtmadığını bilmek önemlidir. Burjuvanınki demokrasi değil devlet idaresidir. Demokrasi adına yapılanlar tümüyle genelleştirilmezse de devlet idaresini gizleyen, “ayıbı örten asma yaprağı” rolünü oynadığını belirtmek daha doğru bir yaklaşımdır. Aynı kıstaslar insan hakları için de geçerlidir. Özellikle hukukun tümüyle ahlakın yerine geçtiği bir gerçektir. Hukuk, devlet ve iktidara ilişkin bir sözleşmeler yığını olup hiçbir zaman canlı ahlakın yerini tutamaz. Devlet idaresi iç ve dış işleri için yapılan işlere karar ve uygulamalara ise politika denemeyeceğini anlamak gerekir. Belki devlet politikası denebilir ama toplum politikası denemez. Demokrasi adına yapılanlar, toplumun çok dışında, temsil sahneleri olmaktan öte pek işlevleri yoktur. Bu kısa eleştiri temelinde Ortadoğu toplumunda demokrasi, ahlak ve politika potansiyelinin güçlü olduğu rahatlıkla belirtilebilir. Ciddi ahlaki, politik ve demokratik sorunların olması potansiyelinin gücünü gösterir. Halen devlet ve iktidarcılık eğilimlerinin güçlü olması diğer yüzünde güçlü ahlaki politik ve demokratik sorunları, ihtiyacı ve hatta varlığı akla getirir. Aralarındaki diyalektik çelişki gereği gerçeklik ancak bu biçimde ifade edilebilir.
Ortadoğu’da Uygarlık Krizi ve Demokratik Uygarlık Çözümü kitabından alınmıştır.