Evet, bir yılı da geride bıraktık. Geçtiğimiz yıl Ortadoğu ve bölgede çok ağır geçti. Masada birçok sorun ve gelişmeyi beraberinde bırakarak yeni yıla giriş yaptık. Yeni yıl eski yıla oranla daha şiddetli ve direnişle geçecek. Çünkü masada birçok gelişme, sorun var. Bu gelişmelerin başında tabi ki Ortadoğu’nun kaderi olan Kürt mücadelesinin ve direnişi gelmektedir. Yeni yıla girdiğimiz bugünlerde yeniden kartlar karılarak yeni dengeler oluşturulmaya çalışılmaktadır.

2018 yılı bilindiği gibi hem Rojava Kürdistanı’ndaki gelişmeler, hem de Kürt Özgürlük Hareketinin faşist Türk devletine büyük darbeler vurduğu bir yıl haline geldi. Türk devletinin Efrîn’i işgal operasyonu ve Rojava Kürdistanı’nda Kürt halkı başta olmak üzere halkların mozaiği ile oluşan halk devrimindeki gelişmelerle geçen dolu dolu bir yıl oldu. Tabi faşist Türk devleti sadece bu mozaiği ve direnişi yok etmek, Kürt halkının kazanımlarını ortadan kaldırmak amacıyla 2018 yılının başında tüm tekniği ile birlikte kendine bağlı çete örgütleri ve askeri ile Efrîn’e girmek istedi. 2 aya yakın “Çağın Direnişi” olarak adlandırılan Efrîn direnişiyle karşı karşıya kalarak büyük bir duvara çarptı. Ancak Rusya’nın desteği ile birlikte 2 aydan sonra ancak Efrîn’e girebildi. Ancak Efrîn direnişi, Türk devletinin Efrîn’e girmesi ile sonuçlanmadı. Direniş, Suriye Demokratik Güçleri ile YPG-YPJ güçlerinin sahada gösterdikleri eylemler halen devam etmektedir. Türkiye Efrîn’e girmekle savaşı kendi sınırlarında tutmak istedi, ancak Efrîn ile birlikte bir çıkmaza girerek, bataklığa sürüklendi. Aslında 2018 yılında başlayan yeni dengeler ve kartlar, Efrîn işgali ile birlikte netleşmeye, adım almaya başladı.

Türkiye 2018 yılında sadece Rojava Kürdistanı’na müdahale etmekle kalmayıp, Başurê Kürdistanı’na yönelik de geliştirdiği imha operasyonlarıyla Kürt halkının kazanımlarını yok etmek istedi. Bu çerçevede faşist Türk devleti Barzan mıntıkası ile Lelikan, Ali Direj ve Avdêl Kovê alanlarına yönelik başlattığı imha operasyonlarıyla Güney Kürdistanı işgal etme ve yıllardır Kürt halkının Başurê Kürdistanı’nda kendi mücadeleleri ile oluşturdukları kazanımları yok etmek istedi. Bu yönlü havadan tüm yeni teknolojiyi arkasına alarak İHA ve SİHA’larla hava operasyonlarını arttırdı. Ancak her ne kadar hava saldırılarını artırsa da Kürt Özgürlük Gerillasının direnişi karşısında ilerleyemeyerek her gün kayıplar verdi.

Bunun yanında 2018 yılı diplomasi trafiğinin en yoğun yaşandığı bir yıl haline geldi. Ancak bu diplomasi trafiği Rojava Kürdistanı üzerinde amaçladıkları emellerini gerçekleştirmedi. Hem uluslararası emperyalist güçler nezdinde hem de bölgenin gerici güçleri olan başta faşist Türk devleti ile İran rejimi ve türevleri olan DAİŞ, ÖSO gibi çete örgütler bir şey kazanamadı. Hem Astana toplantıları, hem de Cenevre görüşmeleri çözüm üretmezken, çözümsüz bir şekilde sonuçlanarak bölgede yeni çıkmazlar yarattı.

İşte böylesi hem askeri, diplomasi trafiğinin ve siyasi hamlelerin geliştiği 2018 yılı, emperyalist ve faşist güçler açısında bir kısır döngü olurken, bölge halkları ve Kürt halkı için ise direnişle geçen bir yıl haline geldi. Evet böylesi bir yılı geride bırakarak yeni bir yıla girmek Kürtler açısında masada var olan Kürt Mücadelesi ve Rojava denkleminde yeni gelişmelere kapı aralayacaktır. Ancak bu gelişmeler güçlü bir diplomasi ile siyasi-askeri gelişmelerle seyir kazanarak zafere ulaşacaktır.

Evet, 2019 yılı Kürt halkının özgürlük mücadelesinin daha yoğun geçeceği bir yıl haline gelecektir. Çünkü 2018 yılında Efrîn direnişi ile netleşmeye başlayan Ortadoğu’daki dengeler ve karılan kartlarla yeni güç birlikleri oluşturulmak isteniyor. Hem yerel güçlerden hem de uluslararası güç ittifaklarına dayanan bu güç birliktelikleri ile sınırların yeniden çizilme öncesi dönemde yeniden hamlesel olarak gelişecektir. Çünkü Skyes-Picot ve Lozan artık miladını doldurmak üzerinedir. Üzerinden neredeyse yüzyıl, yani bir asır geçti ve bunun için Ortadoğu’nun yeniden dizaynında söz hakkına sahip olmak isteyen güçler, şimdiden harekete geçerek bu dizaynda söz almak ve masada güçlü oturmak istemektedir. Bunun için tüm hamlelerini buna göre yapmak istiyorlar. Türkiye’de yeni, genç bir Osmanlı edasıyla bu denge politikaları içerisinde yerini almak, sözünü geçirmek istemektedir. Bunun için sadece Kuzey Kürdistan ile sınırlı kalmayan işgal operasyonlarını artırarak, Başurê Kürdistanı’na ve Rojava Kürdistanı’na bu denli saldırıyor. Ancak Türk devletinin bu kadar azgınca saldırması Kürt halkının ve dostlarının direnişini azaltmamakta, aksine daha güçlü kılmaktadır.

Böylesi gelişmelerin yaşandığı ilk günlerde ABD, savaşın seyrini değiştirmek ve bu dengeleri daha belirginleştirmek için yeni adımlar atarak güçlerini Rojava Kürdistanı’ndan çekmek istediğini belirtti. Bu şekliyle birazda sorumluluğu Fransa, Almanya ve İngiltere bırakmak istedi. ABD bir taraftan kendi gücünü Rojava’dan çekerken bir taraftan da Türkiye ile Patriot hava savunma füzeleri üzerine anlaşmalar yapıyor. Ortadoğu denkleminde belirsizlik oluşturmaya çalışmaktayken bir taraftan da bu yeni dengede Almanya, Fransa ve İngiltere gibi güçleri de bu denkleme iterek yeni dengede taraflarlarını netleştirmek istemektedir. Ancak ABD’nin bu hamlesine karşı Türkiye’de bir yandan Rojava Kürdistanı’na yönelik saldırgan tutumunu artırırken bir taraftan da ABD’nin İran’a yönelik ambargo politikalarını rest çekerek, hiçe sayarak İran ile bir takım görüşmeler gerçekleştirdi. Belli ki Türkiye, şişirilmiş yeni bir Osmanlı edasıyla Ortadoğu ve bölgede kabadayı siyasetini yürütmek istemektedir. İran ile görüşmelerine ek olarak Irak devletinin Cumhurbaşkanı’nın Ankara’ya gelmesi ile birtakım görüşmeler gerçekleştiren Türkiye en azında sıfır komşuluktan, bölgede söz sahibi olmak istemektedir. Ancak her ne kadar Türk devletinin bu görüşmeleri ve diplomasi trafiğine rağmen 2019 yılı Türkiye açısında çok çetin geçeciğine benzemektedir.

Hem siyasette, hem ekonominde yaşanan krizler Türkiye’yi çok zorlayacaktır. Ancak bu zorlanmanın faşist AKP-MHP diktatörlüğünün sona ermesiyle sonuçlandırmak için Türkiye içerisinde yaşayan halkların, demokratik güçlerin, faklı etnik gurupların direnişi ile gerçekleşecektir. Önümüzde 31 Mart yerel seçimler var. Bu seçimler bir başlangıç olarak algılanabilir ve bu çerçevede harekete geçilebilir. Çünkü AKP-MHP faşist diktatörleri Türkiye’yi daha çok karanlığa götürmektedir. Bunu engellemek için geç değildir. Türkiye halklarının bunu yakından görüp, harekete geçmesi gerekmektedir. Bu bir başlangıç, devamı gelecek diyerek örgütlülüklerini geliştirmeli ve direnişe geçmeliler.

Evet, bir yıl dolu dolu geçti. Direnişlerle, savaşlarla, siyasi-ekonomik krizlerle geçen bir yıl oldu. Yeni yıl ise direnişin büyüyeceği bir yıl olacak... Her ne kadar sisli havalar yaratılmaya çalışılsa da her ne kadar bilinmez denklemler oluşturulsa da bölgede Kürt halkının direnişi aydınlık günler getirecektir. Kürt halkının direnişi tek kendileri için değildir. Tüm bölgenin, Ortadoğu’nun ve dünya halklarının bir direnişidir. Bunun için tüm insanlık bu direnişe sahip çıkarak, bu direnişi büyütmeliler.