
Müzik iyileştiricidir
Dilleri ortak olmayan, ama acıları ortak olan iki kadının da müzikle buluşmaları daha çocuk yaştayken başladı. Müzisyen bir aileden gelen Âşık Leyli, daha çocuk yaştayken kendi bestelerini yazıp seslendirdi. 1915 Ermeni soykırımının ardından Erzirom'dan Ermenistan'a göç ettirilen bir baba ve Gürcü bir annenin kızı olarak dünyaya gelen Âşık Leyli, seslendirdiği parçaları Erzirom'un ve yaşadığı kent Cavax'ın doğasından ilham alarak yazdığını söylüyor. Küçük yaşta sesinin güzelliğini fark eden ailesi onu müzik okuluna yazdırır. Okulda dans ve müzik grubu kurarak parçalarını da orada üretmeye devam etti. 72 yaşına rağmen sesinin güzelliğinden bir şey yitirmeyen, müziğin de insanı iyileştirici özelliği olduğu için şarkılar seslendirdiğini belirten Âşık Leyli, daha çok kavuşamayan aşklar için şarkı yazdığını söyledi. Âşık Leyli, "Daha çok aşk şarkıları yazıyorum. Sevdiğime kavuşamadım. Evet, başka biriyle evlendim, ama o dert ve çektiğim aşk acısından dolayı aşk şarkıları yazmaya başladım" dedi.
Toplumlararası ön yargıları kırmak
Ermeni ve Kürt halkının yakınlaşması için Dengbêj Gazîn ile birlikte bir araya geldiğini ifade eden Âşık Leyli, "Biz ne yapıyorsak toplumlar birbirlerini tanısın diye yapıyoruz. Toplumlar birbirlerini de tanıdıkça belki de aralarındaki ön yargıları kıracaktır. Zaten bizim amacımız da bu" diyerek toplumların birbirleri arasındaki ön yargıların kırılması ve en büyük temennisinin barış olduğunu dile getirdi.
Yaşanılan acılar
Wanlı Dengbêj Gazin de çocuk yaşta başladı dengbêjliğe. Okuma-yazma bilmeyen Dengbêj Gazin, Âşık Leyli gibi şanslı değildi. Kadın kimliğinden dolayı çocukken yaşadıkları zorluklardan bahseden Dengbêj Gazin, dengbêjlik kültürünün aslında kadınlara ait olduğunu ancak, kadının görünürlüğü olmadığı için dengbêjlik geleneğinin de o dönem için azaldığına dikkat çekti. Kürt özgürlük hareketiyle birlikte kadınların görünürlüğünün artmasının ardından kadınların dengbêjlik kültürünü devam ettirdiğini dile getiren Dengbêj Gazin, kendisinin 30 yılı aşkındır kilamlar seslendirdiğini söyledi. Kilam okurken kadının çektiği acıları hissettiğini belirten Dengbêj Gazin, kadınların yaşadığı acıları kilamlara döktüğünü ifade ederek, "Wan'da yaşanan depremin ardından yaşanan acılara bir kilam söyledim. Roboski katliamında insan ile katır etleri birbirine karışmıştı bu çok zor bir durum, içimiz çok yanmıştı. Bu acılar üzerine de kilam söyledim. İşte dengbejliğe bu acılar kaynaklık ediyor" diye konuştu.
Kadınlara alan açmak istiyoruz
Ermeni ve Kürt halkının uzun yıllardır aynı topraklarda birlikte yaşadıklarını ve bu yüzden kültürlerinin benzerlik gösterdiğine işaret eden Dengbêj Gazin, "Ermenilerin yaşadığı acıları, katliamları anlatan kilamlar da okurum. Bu acılar da dengbêjler sayesinde bu güne getirilmiş ve anlatılmıştır" dedi. Ermeni köylere de gidip Âşık Leyli ile birlikte kilamlar seslendirdiğini söyleyen Dengbêj Gazin, şunları söyledi: "Ermenistan'da konser verdiğimde birçok kadının ağladığını gördüm. Bu proje ile birlikte Ermeni kadınlarla ortak acılarımızı birlikte dile getirme imkanı bulduk. Amacımız, bu kültürü bu proje ile daha da geliştirmek yeni nesillerimize daha güçlü bir şekilde aktarmak, sahip olduğumuz bu değerleri daha iyi tanıtabilmek ve özellikle de yıllarca dengbêjliği toplumdan gizlemek zorunda kalan kadınlara alan açmaktır."
ZUHAL ATLAN-ROJDA KORKMAZ/DİHA/İSTANBUL