
22 yıldır ideolojik ve politik olduğu kadar yarattığı kadın ordulaşmasıyla da toplumda sarsıcı gelişmelere yol açan Kürt Kadın Hareketi, dünya çapında dinamik bir güç olarak varlığını koruyor. Kadın özgürlük ilkeleriyle donanmış kadın savunma birlikleri, son bir yıldır destansı Kobanê ve Şengal direnişiyle dünyanın odağına oturdu.
Star Özgür Kadın Birlikleri (YJA Star) Şengal Komutanı Berfin Nurhak ile, dünyada bir ilk olan ve kendisini kadının meşru savunması temelinde örgütleyen ordulaşmayı konuştuk.
22 yıllık kadın ordulaşması deneyiminiz kadın özgürlüğüne neler kattı?
Halkların özgürlük mücadelesinin güvencesi kadın özgürlük mücadelesidir diyoruz. Kadın özgürlük mücadelemizin esas dayandığı mücadele alanı da kadın ordulaşmasıdır. Ordulaşma alanında mücadele etmeseydik, kendimizi örgütlemeseydik, bugün Kürdistan’da kesinlikle ne toplumsal yaşamda bir değişiklik olurdu ne de kadının özgürlük arayışı bu kadar güçlü olabilirdi.
Bugün bölgesel ve uluslararası güçlerin Kürdistan’da savaşı bu kadar yoğunlaştırmasının bir nedeni de Kürdistan toplumunun ve kadının özgürlük düzeyidir. Kürdistan kadınında özgürlük arayışı, kendisini, toprağını, ülkesini, kültürünü savunma bilinci, irade olma ve kendisini yönetme bilinci en üst düzeydedir. Bu gerçeklikten baktığımızda Kobanê’de gerçekleşen saldırılar, kirli savaşlar özgürleşmiş Kürt ve kadın kimliğine yöneliktir.
Kadın ordulaşma mücadelemizden aldığımız güç ve toplumsal alanda verdiğimiz mücadele sonucunda Kürdistan’da devlet otoritesinin ve devlete bağlı yapılanmaların zayıfladığından bahsedebiliriz. Bugün Kürdistan’da devlet sistemi dışında toplumsal yaşamı örgütlemek isteyen, bunun arayışını, mücadelesini en çok veren kadınlardır.
Önemle belirtmek istediğim bir husus daha var. Günümüz savaş gerçeğinde kadın savunma güçlerinin ve örgütlerinin olması, topluma büyük bir güç ve güven vermektedir. Öz savunma, diğer mücadele alanlarının dayanağıdır. Yaşamın her alanında öz savunma temelinde örgütlülükler olmazsa mücadele gelişemez; bu 22 yıllık deneyimimizle kesinlik kazanmıştır.
Kadın ordulaşmasını diğer ordu yapılarından ayıran temel fark nedir? Nasıl bir perspektifle örgütleniyorsunuz?
Doğadaki her canlının varoluş mücadelesi hep var olagelmiştir ve süreklidir. Yaşamın gerçeği böyledir. Farklı mücadele biçimleri, nitelikleri savunma refleksleri, kuralları, sözleri, yasaları, örgütlülükleri vardır. İşte kadın ordulaşması toplumsal yaşamın bu gerçeğine, bu ilkesine dayanmaktadır.
Kadının varoluş sorunu köklüdür. Binyıllardır kadına kölelik dayatılmıştır. İnsanın köleleştirilmesi ilk kadınla başlatılmıştır. Tahakküm ilk önce kadın üzerinde, daha sonra diğer toplumsal kesimler üzerinde uygulanmıştır. Nedeni ise çok kapsamlıdır. Kısaca belirtmek gerekirse; toplumsal yaşamın ilk oluşumu, örgütlenmesi kadın eksenlidir. Kadın yaşamın esas öğesidir; yaşam kadının etrafında örülüdür. Bu yüzden egemenlikli zihniyet kadına yönelmiştir. Kadının ve giderek diğer kesimlerin köleleştirilmesiyle erkek egemenlikli zihniyete dayalı kurumlaşmalar oluşmuştur. Erkek egemenlikli sistem şiddetle, zorla, savaşla kadına köleliği dayatmıştır. Giderek toplumsal yaşam içerisinde kendisini kalıcılaştırmak ve süreklileştirmek için de ordulaşmaya gitmiştir.
Ordulaşma kavramının insanda yarattığı ilk algı, erkek egemenlikli karakterde olmasıdır. Ordulaşma denilince akla saldırı, talan, sömürü, işgal gelmektedir. Çünkü tarihte ordular böyle örgütlenmiştir. Mücadelemizle birlikte özellikle Rêber Apo'nun kadın ordulaşması tanımı ve perspektifi ile birlikte ordulaşmanın tanımında ve içeriğinde farklılıklar olmuştur. Kürdistan’da ordulaşma, özgürlük mücadelesinin temel aracı ve örgütlülüğü olmuştur. Tabii ki kadın ordulaşması ile bu daha güçlü bir özgürlük tanımına kavuşmuştur.
İlk köleleştirilen kesimin ordulaşmasının değeri büyüktür. Erkek egemenlikli sistem ve yapılanmalara karşı özgürlük ideolojisi temelinde örgütlenmiştir. Nedir bu ideolojinin ilkeleri? Yurtseverlik, özgürlük arayışı, irade olma, örgütlenme, özsavunma vb… Kısacası kadın örgütlenmesi, salt askeri alanda değil toplumsal yaşamın her alanında meşru savunma bilincini geliştirir.
21. yy gerçeğinde kadın nasıl yer bulmalı, kendisini nasıl bir savunma sistemine kavuşturmalı?
Toplumsal yaşamın her alanında kendi iradesi ve örgütlülüğüyle yer bulmalıdır.Bunun için öncelikle savunma sistemini ve örgütlülüğünü oluşturmalıdır. Karşısında amansızca mücadele ettiği erkek egemenlikli sistemin ve zihniyetin vahşi, komplocu yanlarını sürekli hesaplayarak, yaşadığı her mekanda savunma mekanizmalarını ve örgütlülüğünü oluşturması gerekir. Meşru savunma örgütlülüğüne dayanmayan hiçbir mücadele, kalıcı başarılar yaratamaz. Yaşadığı evden tutalım, okulda, işyerinde, siyasette, sanatta; yani toplumsal yaşamın her alanında meşru savunma bilinci ile hareket etmeli, savunma ilkelerini ve mekanizmalarını oluşturmalıdır.
Oluşturduğunuz kadın savunma sistemini tüm dünya kadınlarına taşırmak için nasıl bir ortaklaşmayı öngörüyorsunuz?
Hem bölgede hem de uluslararası alanda kadın özgünlüğünde yapılan her çalışmada her şeyden önce kadının özgürlük sorunu ve buna bağlı olarak meşru savunma bilinci ve örgütlülüğü temelinde konular gündeme gelmelidir. Bu temelde hem Ortadoğu hem de uluslararası alanda kadınlar ortak savunma ilkelerini, mekanizmalarını ve örgütlülüklerini oluşturabilmelidirler. Dünya genelinde toplumsal yaşamın her alanında özsavunma ilkelerine dayalı örgütlenmiş kadın, erkek egemenlikli sistem ve yapılanmalara karşı daha radikal mücadele edebilir ve kadın özgürlüğü lehine sonuç alabilir.
ROJBÎN EKİN/ROJNEWS/ŞENGAL