
Êlih, Amed, Bedlîs, Colemêrg, Mêrdîn, Sêrt, Şirnex, Wan, Dêrsim’de 2003’te kurulmaya başlanan Eğitim Destek Evleri, bugün, Kuzey Kürdistan’ın hemen hemen bütün illerinde ve çok sayıda ilçede hizmet veriyor. 45 Eğitim Destek Evi’nde 275 kadrolu ve yaklaşık 200 gönüllü öğretmen çalışıyor; 18 bin öğrenci eğitim görüyor.
Eğitim Destek Evleri’nin isimleri de ilgi çekici. İran devletinin infaz ettiği Doğu Kürdistanlı öğretmen Ferzad Kemanger’in, Türk devleti’nin katlettiği çocuklar Ceylan Önkol ve Enes Ata’nın, katledilen üniversite öğrencileri Aydın Erdem ve Şerzan Kurt’un, Melayê Cizîrî’nin, Dilek Serin’in, Mehmet Şirin Tekin’in, Ali Erel’in, Orhan Doğan’ın ve Kürt halkının yitirdiği başka pek çok şahsiyetin isimleri, destek evlerinde yaşıyor. Çocuğundan gencine öğrenciler, onların anılarının koruyucu gölgesi altında, onları da öğrenerek sürdürüyor eğitimini.
Yarış atı yetiştirmiyor!
Destek Evleri’nde sadece okul dersleri yok. Ayrıca öğrencilerin kültürel ve sportif gelişimlerine de katkı sunacak çalışmalar yapılıyor. Tiyatro, sinema, müzik, halk dansları, sağlık, futbol, basketbol, voleybol, masa tenisi, insanlık tarihi gibi pek çok alanda aktiviteler gerçekleştiriliyor. Zira bu kurumlar, klasik dershane mantığı gibi “yarış atı yetiştiriciliği” yapmıyor. Bireyin çok yönlü gelişimini ve kendi zenginliğiyle toplumsallaşmasını da hedef alıyor. Not vermiyor; geliştiriyor. “Tembel-çalışkan” ayrımı yapmıyor; öğrencinin öz zenginliğini ortaya çıkarmayı hedefliyor.
Klasik kalıpların dışında
Öğretmen-öğrenci ilişkisi de Destek Evleri’nin öne çıkan bir başka tarafı. Devlet okullarının militarist mantığına Eğitim Destek Evleri’nde rastlamak mümkün değil. İktidarcı öğretmen tipolojisi, yerini, öğrencileriyle gerçekten arkadaş olan öğretmene bırakıyor. Ayrıca öğrenciler, belirli periyotlarla yapılan testlerle öğretmenlerini değerlendirebiliyor.
Destek Evleri, Demokratik Özerklik projesi bağlamında da büyük değer taşıyor. Kürt halkı, devletin tanımaya yanaşmadığı anadilde eğitim ve öz kültür eğitimi hakkını, Destek Evleri üzerinden kendi başına gerçekleştirmeye koyuluyor. Şu anda diğer derslerin yanı sıra Kürt Dili ve Kürt Tarihi isimli iki dersin de işlendiği Destek Evleri’nde perspektif, tamamıyla anadilde eğitimin altyapısını oluşturmak ve bu eğitimi devleti beklemeden başlatmak...
Devlet tahammül etmiyor
Halkın öz iradesinin ve öz kültürünün bunca karşılık bulduğu bir kurum ortaya çıkar da devlet baskısından nasiplenmez mi? Kürt halkının öz kültürünü geliştirmek ve kendi anadilinde eğitim görmek için attığı tüm adımlara düşmanca yaklaşan Türk devleti, Eğitim Destek Evleri’ne de dönem dönem saldırıyor. Bazı yerlerde kapatıyor; bazı yerlerde öğrencileri ve ailelerini tehdit ediyor. Valilik ve Kaymakamlıklar, belediyelere bağlı çalışan Destek Evleri’yle ilgili, adeta açık kolluyor!
Son dönemde ortaya çıkan “dershanelerin kapatılması” gündemiyle birlikte de, bir kez daha anılır oldu, Destek Evleri. Eğitime özgürlüğü savunduklarını iddia edenler, söz konusu Eğitim Destek Evleri olduğunda hedef göstermeye, onların neden kapatılmadığını sormaya başladı. Dershaneler için ‘özgür eğitim’ lafları edenler, Destek Evleri’nin KCK’ye bağlı çalıştığını iddia ederek, adeta kapatılmalarına zemin hazırlamak istedi.
Destek Evleri, 2013-2014 eğitim-öğretim yılındaki çalışmalarını da sürdürüyor. Bu çalışmalara ilişkin Destek Evleri’nin temel unsuru olan öğrencilere ve Eğitim Destek Evleri Koordinasyonu’nda bulunan Edebiyat Öğretmeni Nebi Kılıç’a kulak verdik.
‘Parasız eğitim veriyoruz’
Eğitim Destek Evleri Projesi’nin içeriğini ve hedefini sorduğumuz Kılıç, şöyle cevap veriyor: “Özellikle kendi toplumuna duyarlı, kendini tanıyan, yaşamı sorgulayan bireyler yaratmaya çalışıyoruz ve bunun yanında da iyi bir eğitim alamayan dezavantajlı öğrencilere parasız eğitim veriyoruz. Öğrenciyi yetenekleri ve yönelimleri doğrultusunda bir alana hazırlamaya çalışıyoruz. Hedefimiz Destek Evleri’ni eğitim sisteminde yeni bir modele dönüştürmek. Geride bıraktığımız on yıllık süreçte de, az da olsa, bir ilerleme yaşandı.”
‘Sınav hazırlığıyla sınırlı değil
Eğitimlerinin sadece sınava hazırlıkla sınırlı kalmadığını hatırlatan Kılıç, ders dışı aktivitelerini şöyle anlatıyor: “Müfredat dışında çeşitli atölyeler ve kurslar yapıyoruz. Fotoğrafçılık, sinema, seramik, İngilizce, medya okuryazarlığı, edebiyat, fizik, ekoloji, karikatür... Ayrıca Kürtçe’yi de bir ders olarak öğretiyoruz. Öğrenciler bize geldiklerinde, sadece üniversiteye yerleşmeyi büyük bir başarı olarak görüyorlar. Ancak üniversitelerdeki eğitim o kadar niteliksiz olmuş ki... O açığı da biz kapatıyoruz. Ara sınıflarda özellikle, müfredat derslerinin yanında farklı atölyelerle becerili ve ilgili oldukları alanları keşfetmeye çalışıyoruz. Sonrasındaysa öğrencilerin istedikleri bölümlere gitmesini sağlamak için rehberlik çalışmalarında bulunuyoruz.”
En önemli fark
Kılıç, dershanelerle aralarında da önemli bir fark olduğunu söylüyor. “Dershanelerin varlığını sürdürmesi eğitim sisteminin yapısal bozukluğundandır” diyen Kılıç, şunları ekliyor: “Dershaneler eğitim sisteminin boşluk doldurucusu olarak varlığını sürdürüyor. Ve artık bu işin patron ve taşeronları oluşuyor. Bir kişinin dershane açması için öğretmen olmasına bile gerek yoktur! Bir yer bulur ve sonra atanamayan öğretmenleri adeta taşeron işçisi gibi çalıştırır, büyük paralar kazanır. Bu mantıkla eğitim kurumları birer işletmeye dönüşmüştür. Biz Destek Evleri’nde, her ne kadar imkanlarımız kısıtlı da olsa, parasız bir eğitimin de mümkün olduğunu göstermek istiyoruz. Bunun yanında, eğitim kalitesinin parayla ölçülemeyeceğini de göstermek istiyoruz. Kurumlarımızı öğrencilerle birlikte yönetiyoruz. İşleyişe onları da ortak ediyoruz. Bu şekilde eğitim verirken, komünal değerlere bağlı bir yaşam tarzını da yaşatmaya çalışıyoruz.”
Kürdistan’da kapanıyor!
Destek Evleri’nin Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından sürekli gözetim altında tutulduğunu ifade eden Kılıç, şöyle söylüyor: “Destek Evleri belediyelere bağlı olduğu için, resmi boyutta zora sokuyorlar. Bundan kaynaklı birçok yerde Destek Evimiz kapatıldı. Öğrencilerimizin eğitimi yarıda kaldı. Bu konuda yeteri kadar kamuoyu da oluşmadı. Şimdi, bunların tekrar açılması için çalışma yürütüyoruz. Ama Milli Eğitim, tamamen alternatif olduğumuz için bizi boşa çıkarmak istiyor. Batıda da birçok belediyenin bu yönlü kurumu var; ama orada karışılmıyor. Söz konusu bizim bölgemiz olunca, kapatma gerekçeleri oluşturuyorlar.”
‘Cemaat alternatif istemiyor’
Kendilerine yönelen baskıda Cemaat’in de büyük rolü olduğunu belirten Kılıç, bunun gerekçesini şöyle açıklıyor: “Kamuoyunda sürekli Destek Evleri’ne yönelik antipropaganda yapılıyor. Dershaneler biliyorsunuz, Kürdistan’da da Türkiye’de de çoğunlukla Gülen Cemaati tekelinde yürütülmektedir. Cemaat için müthiş bir sermaye gücüdür de. Cemaat bu mevzilerini kaybetmek istemiyor. Bizim kurumlarımız ise hem eğitim sistemine hem de Cemaat dershanelerine alternatif kurumlardır. Bu yüzden iki taraftan da hedef gösteriliyoruz.”
HABER MERKEZİ