Hükümet ve Fethullah Gülen Grubu/Cemaat arasındaki ilişkinin paralel devlet örgütlenmesi olduğunu belirten BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, "10 bin partili arkadaşımız bu paralel devlet yapılanmasından dolayı tutuklandı" dedi. AKP-Cemaat tartışmasına taraf olmayacaklarını belirten Demirtaş, "Biz iki anlayışa da karşıyız. İkisine de tavsiyemiz; Türkiye toplumu üzerinde egemenlik yarışını bıraksınlar" diye konuştu.
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Amed'de gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. BDP İl binasında konuşan Demirtaş, sözlerine bugün Amed'de gerçekleştirilecek BDP Gençlik Meclisi'nin 1. Olağan Kongresi'ne dair değerlendirmelerle başladı. Demirtaş, gençlerin BDP içerisindeki örgütlülüklerini gerçekleştirecekleri kongreyle taçlandıracaklarını belirtti. BDP içerisinde gençlik örgütlenmesinin yerelde kurulan meclislerle büyük bir yapıya dönüştüğünü dile getiren Demirtaş, kongreyle birlikte Türkiye'deki en güçlü gençlik yapısı olarak Gençlik Meclisi'nin siyasi çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti. Tüm gençleri kongreye katılmaya davet eden Demirtaş, "Kürdistan'ın ve Türkiye'nin her yerinden gelen gençler, büyük bir direniş ruhuyla özgürleştirici çalışma dinamizmi ile kongreye katılım sağlayacaklar. Kongrede ortaya çıkan sonuçlar, önümüzdeki sürecin zorluklarını aşma konusunda partimize de güç katacaktır. Gençlik, partimizde çok önemli bir çalışma zemini. Gençliğin öncülüğünde yürüyen çalışmalar BDP'nin temelini oluşturan çalışmalardır. Yarınki kongre de BDP'ye büyük bir sıçrama yaşatacak, özgürlük hareketine büyük bir atılım yaşatacak" diye konuştu.

Çatışmanın derinleştiğinin göstergesi

Gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını da yanıtlayan Demirtaş, Gülen Cemaati'nin bitirilmesine ilişkin 2004'te MGK'de alınan karara ilişkin "Bu cemaatin ilk defa duyduğu bir şey değil. Bu kararlar alınırken de cemaatin bundan haberi ve bilgisi vardı. Şimdi tabii çatışma derinleştiği için bu belgeler aradan geçen bunca yıl sonra ilk defa deşifre ediliyor. Bu AKP-Cemaat çatışmanın artık derinleştiğinin bir göstergesi. Yoksa Cemaat 2004 yılında MGK'nin aldığı bu karardan üç gün önce haberdar olmadı" dedi.
O karar alındığında cemaatin bu kararın alındığından haberi olduğunu vurgulayan Demirtaş, "AKP ve Cemaat uzun süre işbirliği, ittifak halinde yeni bir devlet kurdular" diye konuştu. Demirtaş, bunu 'KCK' adı altında yürütülen siyasi soykırım operasyonlarında çok net bir şekilde gördüklerini kaydetti.

Paralel devlet örgütlenmesidir
Hükümet ve Cemaat arasındaki ilişkiyi "paralel devlet örgütlenmesi" olarak tanımlayan Demirtaş, şöyle konuştu: "Bugün hangi vali, hangi rektör, hangi kaymakam Cemaatin yereldeki gizli çekirdek komitesine danışmadan ciddi karar alabilir? Kendinde bu gücü görebilen kaç tane vali var? Özel Yetkili Mahkemelerin birçok savcısı, emniyet müdürlerinin birçoğu bu Cemaatin kentlerindeki yarı gizli yapılaşmasına danışmadan kararlar alabiliyor mu? Bu yarı gizli yapılanmalar aylık periyodik toplantılar yapıp, kimin nereye atanacağına, kiminle ilgili ne yapılacağına, kimin profesör yapılacağına karar veriyor mu, vermiyor mu? Kimin tutuklanacağına, kime karşı operasyon yapılacağına da bunlar karar vermektedir. Bazılarına emniyet müdürleri, bazılarına savcılar katılıyor mu, katılmıyor mu? AKP'nin ve MİT'in bu toplantılardan haberi var mı yok mu? Bunların hepsinin araştırılması lazım. Bunların hepsi paralel devlet çalışmalarıdır. AKP'nin bilgisi dahilinde yapılmıştır. Bunlar AKP'ye karşı bir hamle ya da bir oluşum şeklinde cereyan etmemişlerdir. AKP ve cemaat işbirliğiyle bunlar yapılmıştır."

'KCK operasyonları'nı yaptılar

Bu işbirliğininden en çok zararı gören partinin BDP olduğunu vurgulayan Demirtaş, "Onbine yakın insanımız bu paralel devlet yapılanmasıyla tutuklandı. Bu yapılanma bugün artık gizli saklı, karanlık koridorlarda faaliyet yürüten bir yapılanma değil. Çok açık, aleni, görünür bir şekilde her yeri ele geçirmiş durumdalar. Şimdi iktidar kavgası durumunda. Yoksa ortada bir demokrasi kavgası ya da demokrasi tartışması yok" diye konuştu.

'Bu çatışmadan demokrasi çıkmaz'

Bu tartışmaların AKP ve Fethullah Gülen Cemaati arasında varacağı noktaya da değinen Demirtaş, "Bu çatışmadan demokrasi mi çıkar? Çıkmaz. Bu çatışma beraberinde demokrasiyi getirmez. Türkiye Cumhuriyeti devleti en azından anayasasında demokratik sosyal ve laik bir hukuk devletidir. Anayasada öyle yazıyor, uygulamada öyle değil. Böylesine bir hukuk devletinde yıllardır Cemaat ülkenin yönetiminin ortağı, koalisyon ortağı. Yetkisini nereden alıyor? Seçimle mi işbaşına geliyorlar? Kim bunları atıyor? Hesabı kim soruyor? Bilen yok" diye belirtti.

Cemaat muhalefet partisi mi?

 Dershane tartışmalarına da işaret eden Demirtaş, konuşmasına şöyle devam etti: "Dershane tartışmasından bile ülkede bir tarafta, Başbakan bir tarafta, cemaat lideri karşılıklı demeç verip, siyasi gündem belirliyorlar ve ülkenin siyasetiyle, geleceğiyle ilgili kararları tartışıyorlar. Parlamentoda yapılmıyor bu görüşmeler, Pensilvanya-Ankara arasında yapılıyor bu görüşmeler. Böyle bir hukuk devleti olabilir mi? Cemaat muhalefet partisi midir? Öyleyse çıkıp siyasi parti kursunlar siyasi faaliyet yürütsünler. Yok, cemaatlerse ki biz cemaatlere karşı değiliz. Toplumda cemaatler olabilir. Dini inançlar, cemaatler eliyle yürütülebilir. Bu demokrasinin gereğidir. Eğer cemaat gibi davranacaklarsa şirket olmayı bıraksınlar. Ne şirketler, ne partiler, ne cemaatler ama aynı zamanda hepsiler. AKP masum mudur? Hayır, bir taraftan cemaat bir taraftan şirket ve partidir. Yeri geldiğinde hepsi gibi davranıyor. Yeri geldiğinde hiçbiri gibi davranıyor ve ülkede sorunların çözümü konusunda siz muhatap bulamaz hale geliyorsunuz. Başarı söz konusu olunca Başbakan 'ben tek başıma başardım' diyor. Başarısızlık söz konusu olduğunda topu birbirlerine atıyorlar."

'İki anlayışa da karşıyız'
 Taraf olma şeklindeki dayatmaları asla kabul etmeyeceklerini ifade eden Demirtaş, "Biz iki anlayışa da karşıyız. AKP'nin de cemaatin de bu ülkeye sunduğu demokrasi anlayışı kesinlikle özgürleştirici bir anlayış değildir. İkisine de tavsiyemiz; Türkiye toplumu üzerinde egemenlik yarışını bıraksınlar. Türkiye toplumu kimsenin özel mülkü değildir" şeklinde konuştu.

'Sürecin muhatabı iktidardır'

Siyasi muhatapları olan hükümetin çözüm sürecinde atılması gereken adımları atma konusunda cesur davranması gerektiğini de belirten Demirtaş, şunları ekledi: "Bu konudaki muhatabımız iktidardır. Sürecin muhatabı Cemaat değildir. Cemaat ve diğer kesimler barış sürecine katkı sunarsa bu hepimizi memnun eder. Barış için katkı sunacak herkes toplum için iyi bir şey yapmış olur. Ama bizim siyasi muhatabımız iktidardır. Barış sürecinin şu andaki tıkanıklığının anlaşılması konusundaki sorumluluk da hükümettedir, Cemaatte değildir. Bu çatışma, gerilim barış sürecini etkilemesin isteniyorsa, hükümetin somut adım atarak süreci ilerletmesi lazım."

DİHA/AMED